Derneğimize üye olmanın avantajları

Horon Evi gittiği her yerde, herkesle oynayabilecek,oynarken keyif alabilecek aslına ve ruhuna uygun HORON öğretti.

Her kurs alana belirli zamanlarda ücretsiz pratik yapma / horon oynama zamanı ayırma,

Kendimize ait mekanımızda horonlu ,türkülü geceler.

Saygı, etik değerler taşıyan “horon tutkunlarıyla” beraber olmak.

Hayatı horon güzelliğinde hissedip yaşamak.

Horon kültüne katkı yaparak gelecek kuşaklara taşıma olanağı.

Yurt içi ve yurt dışı horon tutkunlarıyla beraber olma avantajı.

Ücretli kurs dönemi bitse bile her zaman yardım ve destek alma olanağı.

Horonu öğrendikten sonra, horonu geliştirmek için horon oynayacak yer aramayacak olması.

Bir eğitmenden aldığınız horon sitilinin dışında horona değer kazandıran horoncular dan alacağınız farklı tarzda horon ve horoncu etkilenmeleri.

Kısacası her an ve istediğiniz zaman horonu doyasıya yaşama imkanı.

Değerli ziyaretçi 49 yıllık horon birikimimize rağmen doğruyu öğrenme isteğimizde hiç durmada devam etmektedir.

Bizlerin de öğrendiği yeni horon tarz ve şekilleri var. Onları doğru öğrenip sizlere aktarmaya durmadan devam ediyoruz.

Kısacası horonun sonunun olmadığını biliyoruz. Otantik anlamda eksik ve yanlış yönlerimiz varsa düzeltmek için sürekli çalışıyoruz

Aclan Sezer Genç 0532 321 17 18   horonevi@gmail.com



Bir Ders Sonunda Derneğimize üye oluyor, her dernek üyesi kadar, üyelik aidatı ödüyorsunuz.

Bir kurda; Bu gün her yerde oynandığı kadar, 3 kurda ;  estetik tavırlı ve geleneksel değerlere bağlı şekilde oynayabileceksiniz.  Öğrenemezseniz , Ki kesinlikle öğreniyorsunuz… Yine de olmazsa garanti veriyoruz.

KURLAR UZATILMADAN ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE, NORMAL ZAMANINDA ÖĞRETİLMEKTEDİR.  HEM GELENEKSEL KÜLTÜRÜN DOĞRULARINI HEMDE BU GÜN HER YERDE OYNANAN VE ÜÇ AYAK OLARAK ADLANDIRILAN HORONLARI AYNI KUR İÇİNDE ÖĞRENİRSİNİZ. 4 DERS SONUNDA GELENEKSEL KÜLTÜRÜN VE BUGÜN HERYER DE OYNANAN HORONLARIN ÜÇ AYAK+YENLİK SAĞA SOLA DÖNÜŞLERİNİ  ÖĞRENİR KONUMA GELİRSİNİZ. SIKSARA VE AŞAĞI ALMA FİGÜRLERİ ÖĞRETİLEREK 1.KURU BİTİRİRSİNİZ.

4 DERS SONUNA DA AYRICA TULUMLA OYNANA HEMŞİN-RİZE HORONUNU ÖĞRENİP UYGULAR
DURUMA GELİRSİNİZ.

ÖN KAYIT YAPTIRMALISINIZ

Horon Çalışması     ;   Haftada 1 defa 1,30 dk.  Ayda (4 hafta) 6 Saat 
Kemençe Atölyesi       ;   Haftada 1 defa 1,30 dk.  Ayda (4 hafta) 6 Saat 

Bir Ders Sonunda Derneğimize üye  olarak, üye aidatı ödüyorsunuz.

Günümüz de oynandığı şekliyle oynamak için 15 Dk çalışma yeterlidir. Üst düzey haz,  keyif,  spor ve eğlenmek için 2-3 aylık bir çalışma yeterli olmaktadır.
Bizden Kurs Almanın Avantajları
Horon Evi Dokuz  yılda    kişiye  gittiği  her  yerde,  herkesle oynayabilecek, oynarken keyif  alabilecek  aslına ve ruhuna uygun HORON öğretti.
-Her kurs alana belirli zamanlarda  pratik yapma / horon oynama zamanı ayırma,
-Kendimize ait mekanımızda horonlu ,türkülü geceler.
-Saygı, etik değerler taşıyan "horon tutkunlarıyla" beraber olmak.
-Hayatı horon güzelliğinde hissedip yaşamak.
-Horon kültüne katkı yaparak gelecek kuşaklara taşıma olanağı.
-Yurt içi ve yurt dışı horon tutkunlarıyla beraber olma avantajı.
-Kurs dönemi bitse bile her zaman yardım ve destek alma olanağı.
-Horonu öğrendikten sonra, horonu geliştirmek için horon oynayacak yer aramayacak olması.
-Bir eğitmenden aldığınız horon sitilinin dışında horona değer kazandıran horoncular dan alacağınız farklı tarzda horon ve horoncu etkilenmeleri.
-Kısacası her an ve istediğiniz zaman horonu doyasıya yaşama imkanı.
-Değerli ziyaretçi 49 yıllık horon birikimimize rağmen doğruyu öğrenme isteğimizde hiç durmada devam etmektedir.
-Bizlerin de öğrendiği yeni horon tarz ve şekilleri var. Onları doğru öğrenip sizlere aktarmaya durmadan devam ediyoruz.
-Kısacası horonun sonunun olmadığını biliyoruz. Otantik anlamda eksik ve yanlış yönlerimiz varsa düzeltmek için sürekli -çalışıyoruz
Kurs Programı             { Tıklayın}
Kadıköy Horon Kursu { Tıklayın}              Kadıköy Kemençe Kursu   { Tıklayın}

Topkapı Horon Kursu { Tıklayın}              Topkapı  Kemençe Kursu   { Tıklayın}

Aclan Sezer Genç 0 216 302 05 54 / 0532 321 17 18  0 541 328 5361  horonevi@gmail.com
Bu düşünce ve etkinlik uygulamalarımızı yazı olarak kopyalayıp sitelerinde kullananların bilmesi gereken bir şey var. Etkinlik anlamında yaptıklarınızı kanıtlamak ve bu yazıların size ait olduğunu ispatlamaktır.

Bookmark and Share




• Yıllar sonra kültürel değerlerimizin farkına varmaya başlıyoruz. Bu yazımda, Trabzon’da bugüne kadar kaleme alınmamış Maçka Horonu’nu ve Maçka Soldoy Bıçak Horonunun geçmişini, yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, oynayarak uyguladıklarımızı ve bize anlatılanlar bir araya getirerek, ortaya çıkan özelliklerini anlatmaya çalışacağım.

Geçmişte, Maçka ve yöresinde yapılan düğünleri Maçka Sevinç köylüleri kurarlarmış. Horon konusunda farklı bir birikime sahip olduklarını, gösterdikleri estetik horonları nedeniyle bugünlerde daha iyi anlayabiliyoruz. Köy yaşantısının hakim olduğu yıllarda Maçkalılar bir başka ilçeye / köye gitme olanağı bulabiliyorlar mıydı? Veya diğer illerde iyi Horon oynayanların, Trabzon’un diğer yörelerini gezme olanakları var mıydı? Sanırım farklı illerde ve ilçelerdeki Horon ve Bıçak Horonu oynanış şekillerini görebilmek ancak büyük şenliklerde veya kutlamalarda mümkün olabiliyordu.

Halk oyunlarına otuz-kırk yıldır yön verip hizmet edenler bu konuları araştırma veya birikimlerini aktarma gereği duymamışlar. Ve bir tek ilçenin adıyla anılan ‘horon’ sanki tek horonmuş gibi bugünlere kadar gelinmiş. Teknolojinin ilerlemesiyle ve büyük şehirlerde yaşayan üçüncü-dördüncü kuşak gençlerin kendi kültürlerini anlamaya başlamasıyla, horon konusunda bugünlerde iyi bir noktaya gelinmeye başlandı.

1950’li yıllarda Maçka Sevinç köyünden İstanbul’a göç eden Soldoylular, eskisi kadar olmasa bile, hala çok özel ve güzel oynamaya devam ederek, Horon’un ve Bıçak Horonunun yerini korumaktadırlar. Horon gibi Karadeniz’e ait bir halk oyununu belli bir bölgeye aitmiş gibi hayata geçirenler, son zamanlarda Bıçak Horonu’nu da, araştırmadan ve sormadan, ben bilirim anlayışıyla gösteri akışı içine koymaya çalışıp çaba göstermektedirler. Oysaki, ustalara saygı çerçevesinden hareketle, özbeöz halka ait olan Bıçak Horonu’nu doğru ve geleceğe değerleriyle aktarabilecek insanlardan destek ve yardım almak düşünülmelidir.

Bıçak Horonu, mutlaka bölge bölge, her yerde oynanmış olabilir. Tarihte çetelerin, eşkiyaların çok olduğu dağlık ve ormanlık bölgelerde daha çok oynandığı gerçeği gözden kaçmamalıdır. Dağlık bölge insanı doğayla içiçe geçen zor yaşamı nedeniyle bıçkın, sert, kavgacı ve yenilgiyi kabul etmeyen bir yapıdadır. Dolayısıyla, Bıçak Horonu’nun da, birbirini tanıyanlar arasında oynanırken, bu yapıda geçtiği gerçeği akıllara gelmelidir.

Peki, tüfek, tabanca gibi silahları olan insanlar, ateşli silahları dururken neden bıçaklarıyla kavga ederler? Dövüş, birbirini yaralama, alt/pes ettirebilme hünerlerini gösterdikleri, seyir zevki olan ve bireysel becerinin ön planda olduğu, öldürmeden, bıçakla yapılan horon, akla daha yakın gelmektedir. Karadeniz insanının sert, yenilgiyi hazmedemeyen yapısı ve karakteri, davulu-zurnayı tempolu ve melodik coşkusuyla çok üst düzeyde hissedip bütünleştirdiği bıçaklı kavgasına üst düzey bir görsellik ve seyir zevki katmıştır.

Birbirini alt etmek için meydana çıkan Horoncuların yaptıkları hareketler, bıçağa ve bileklere olan hakimiyetleri, rakibini yenmek için melodi eşliğinde yaptıkları vücut hareketleri bıçak darbeleri hissini ön plana çıkarmaktadır. Yakın geçmişte bıçak horonu oynarken kesilen, çizilen eller, kollar gerçeğe yakın bir dans özelliği taşıtmaktadır. Günümüzde bu oyun çok yumuşak oynanan bir hale dönüşmüştür. Bazı eğitimciler, sözüm ona kendi bildiğini katarak ve kendine göre yorumlayarak ‘bildiklerini’ hayata geçirmiş ve Bıçak Horonu’nun bugünkü yanlış haline gelmesine neden olmuşlardır.

Bıçak Horonu Nasıl Oynanmalıdır?

Trabzon’un her yöresinde olduğu gibi dansa anlam veren Horon yavaştan, Horon kurma (arttırma) ile başlar. Halkın oynadığı gerçek düzen de böyledir. Bıçaklar oynayanların sağ ve sol ellerinde bıçak sapı avuç içinde, bıçağın ucu arkaya bakacak şekilde bilekten dirseğe kadar yapışık durumda olmalıdır.

Bıçak, horon içinde diğer elle asla düzeltilmemelidir. Oynayan kişi, bıçağa hakimiyetini tek elle hasmına kabul ettirebilmelidir. Yine unutulmamalıdır ki, Horon’un bir tek ve gerçek düzeni vardır. O da düz Horon’dur. Had safhada bütün uyum, melodi eşliğinde ve bütünlüğü bozmadan vücut/ayaklar ve dizlerle yapılan süslemelerle verilmelidir. Normalde horon kurma, düz horonun yavaş yavaş oynanmasıdır. Asla gösteri için sonradan katılan gerekli/gereksiz figürlerle adlandırılmamalıdır.

Melodi yavaş yavaş hızlandıkça, horon oynayanlar da aynı tarz ve bütünlük içinde “balık tasviri” misali, melodi eşliğinde yukarıdan aşağıya, vücut estetiğini de katarak son derece yalın bir biçimde, yukarıdan aşağıya, sağa ve sola ritmik, ahenkli titremeyle (Sıksara-Sera-Sıksaray) kollar yukarıda oynamaya başlarken aynı güzellik içinde kolların dinlenmesi için kolların komutla aşağıya indirilmesi (Yenlik-Ufak-Rahat) ile sağa sola dönerek, ağır tempoyla ritm içinde vücutlarıyla estetik sağlayarak horon oynadıklarını gösterirler. Ayaklar ritmik titremeyle oynarken yerden çok kalkmaz (süslemeler hariç).

Topuk ve burun vurulmaz. Yürürken olduğu gibi esnek ve rahat olunmalıdır. Gösteri yapanları iki farklı savaşçı olarak kabul etmeliyiz. Gösteri bütünlüğü müzikle birebir uyumu gerektirir. Melodi kıvraksa kıvrak, sertse sert hareket yapılması kaçınılmazdır. Özellikle davul-zurna ile oynananlar çok coşkulu olabilmektedir. Horoncuların beraber hareket özelliği, horon kısımlarında üst düzeyde olmalı, horoncular Horon’un bütünlüğünü bozmadan ayrı ayrı vücut ve ayak tavırlarını çok farklı şekilde rakibine ve seyirciye hissettirebilmeli; yine vücuduyla ve bıçakla yaptıkları kıvrak/estetik hareketler rakibe üstünlük, izleyene de gösteri (şov) zevki vermelidir.

Bıçaklar bugün sadece Maçka Sevinç (Soldoy) köyünde oynandığı tarzda, havada sert çizgiler ve kavisler çizmeli ve hazır olmalıdır; gözler her çarpışmada olduğu gibi rakipten asla ayrılmamalıdır. Bıçak tutmayan el belin arkasına alınarak bıçak darbelerine karşı korunmalıdır. Rakibe karşı tam hedef olmamak için vücut, bıçak sallarken hafifçe sağa veya (bıçak tutulan ele göre sola da olabilir) dönmeli, bıçak salma mesafesi kol boyundan uzun olmalıdır. Vuruşlar önce uyarı niteliğinde, sonra da gerçek darbe şeklindedir. Layıkıyla yapıldığı zaman seyir zevki yüksek ve son derece tehlikeli bir gösteridir. Yere çöküşlerde ve çöküş bittiğinde, tüm vücutla 360 derece, havada sert ve ani dönerek rakibin dengesi bozulmalı ve alt edebilmeye zemin hazırlanmalıdır. Hasmının yapacaklarını anlamaması için yerde diz üzerinde tüm vücut etrafından dönerek ve diz üzerine çökerken rakibin ayak bileklerine peşpeşe vurulan anlık bıçak vuruşları, alt edilmenin ve yenildiği kişiye saygı göstermenin başladığı andır. Çarpışma bitmiştir, elele tutuşulur.

Horon oynanır ve ayrılıp havada bıçaklar vurularak gösteri bitirilir. Bıçak Horonu, bugün bazı gösteri ekiplerinin ortaya koyduğu gibi, kavga anlamı taşımadan ve havada şekli belirli daireler çizerek, birbirlerine arkalarını dönerek, karşılıklı çarpışırken kollarını açık tutarak asla oynanmamalı/oynatılmamalıdır. Bu tür gösteriler ne kavgayı, ne de Karadeniz insanının karakter  yapısını ortaya koymaktadır.

Bıçaklar farklı ritmik hareketlerle rakibi alt etmek için kullanılmalıdır. Geçmişte oynanan bıçak horonlarında el-kol kesilmeleri, rakibin kafasına bıçağın keskin olmayan geniş tarafıyla uyarı vuruşları yapılırdı. Kafaya bıçak vuruşu, ‘Dikkat et! Açığını buldum, istersem seni keserdim,’ anlamı taşımaktaydı. Tabii ki, isteselerdi keserlerdi.

1950-1970 yılları arasında İstanbul’da yaşayan “KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ”nin Maçka Soldoylu horoncuları (bize bu eşsiz kültürü öğreten ve bizi eğiten babam) Ali Genç, Emin Aydemir, Kemal Genç, Nihat Genç, Salim/Kemal Büyükyılmaz, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kara Temel Genç, Halil Büyükkahraman, Fehmi Genç, Yılmaz Bal, Hasan Genç, Salim Genç, Necati Genç; daha sonra da bizler ; Aclan Sezer Genç, Özer Genç, Taylan Genç, Bora Genç, Osman Genç, Dursun Akyüz tarafından yapılan gösterilerde kesilmeler her zaman yaşanırdı.

Neden Maçka/Soldoy Horonu ve Bıçak Horonu?

Öncelikle, dağ köyü oluşu en büyük etken. İkincisi, geçmişten günümüze bu bölgede seyir zevki yüksek ve estetik Horon oynanışı. Üçüncüsü ise, yeni neslin uzun yıllardır Horon halk kültürünün sürekli içinde oluşundandır. Horon insan ruhunun melodiyle bütünleştiği andır. Özelliği, oynayanın, Horonu melodiyle ne kadar duyumsadığını ve ne kadar çok haz aldığını vücudunu (enine / boyuna ) ve omuzlarının ritmik titremesiyle belli etmekte, seyredene bir taraftan şov özelliği yaşatırken, bir taraftan aynı duyumsamaya yakınlaştırmasıdır. Horon, insan iskelet yapısının elverdiği yalın haliyle, layıkıyla oynanırsa gerçekten muhteşem bir danstır. Ve asla unutulmamalıdır ki, ‘Horon, ne matematik eğitimi ne de askeri talimdir. Horon, müzikle birebir bütünleşerek yaşanan çok üst düzey bir coşkudur.’

Acı olan tarafı ise, Trabzonu, Rizesi, Giresunu, Gümüşhanesi, Ordusu, Artvini ve ilçeleri Maçkası, Akçaabatı, Ağasarı, Vakfıkebir, Tonya’sı, Görele’si, Sürmenesi ile bir bütünlük içinde çok farklı özellik ve tavırlar taşıyan bir gösteri düzeni oluşturamamış olmamızdır. Bu konuda herkes yaptığı iyi veya kötü hizmetlerinin karşılığında, tarih içinde Karadeniz halk kültürü adına hak ettiği yeri alacaktır.

Saygı ve sevgilerimle,

Aclan Sezer Genç


Merhaba Arkadaşlar ;

Bir kerelik kurs alsanız da, arada bir gelseniz de, Horon Evi’ni ne kadar benimseyip, sevdiğinizi görebiliyoruz. Bu durum herkes tarafından da rahatlıkla anlaşılabiliyor.  Bizler de , sizler için elimizden geldiğince (!), sağlık ve zaman ölçüsünde -Pratik, Kemençeli Muhabbet, Kahvaltılı pratik, piknik , yurtiçi , yurt dışı gezisi vs..- Horon Evi anlayışı / özelliği ve önce insan diyerek, en iyisini yapmaya, uygulamaya özen gösteriyoruz.

Derneğimize üye olarak, bir kaç kişi ile yürütülen bu yapıyı genele yayıp projeler oluşturabilirsiniz: Aynı Horon halkamız da ki gibi. Ortak bilinç ve aklı hayata geçirebilirsiniz. Birebir hepinizi tanıdığım için, bu tür güzellikleri hayata geçirebilecek bilgi, tecrübe, anlayış ve fedakarlığın sizlerde var olduğunu biliyorum. Sizlerin öneri, istek ve arzusuyla,  mekan ve marka olarak  gerekli şartları oluşturduk.Tek halkada  anlam, duygu ve bütünlük içinde aynı şeyleri düşünüp, aynı hareketleri uygulayabiliyoruz.

Horon, bizlerin yaşamına olağanüstü güzellikler katıyordu. İstedik ki herkes, var olan bu güzellikleri  uygulayarak yaşasın. Horon Evi ve Horon’un içinde kaldığınıza göre, düşüncelerimize göre uygun amaca ulaştık.  Daha büyük hazlara ulaşabilmek için ortak akıl gereklidir. Yapısal değişiklikler için hepinizin aklına, önerisine ve de çalışmasına gereksinim vardır. İnsana ve yöreye ait olan Horon gerçeğinden yola çıkarak geldiğimiz nokta takdire şayandır. Korumak, geliştirmek ve  doğruları, kardeşlik bilinciyle geleceğe taşımak hepimizin görevi olmalıdır.

Derneğimize üye olunuz.  Hayatınıza ritm katarak, geleneksel kültürün doğrularıyla hayatınızı renklendiriniz. Ruhunuza iyi bakabilmenin yolu sanattır. “Horon da, sanat gibi bir danstır.” Doğruları, değerleri, felsefesiyle  öğrenip uygularsanız bu gerçeği, yani sanat gerçeğini her zaman yaşarsınız. Horonda varolarak yaşamak, dans ederek, eğlenerek  yaşamak en doğal hakkınızdır.

Çakma  Horon’u bilmek, yani gittiğiniz düğün veya eğlence yerlerinde – yanlış olan genel tabiriyle tepinerek oynamak- yetmez. İnsan vücut yapısına uygun olmayan hareketlerle oynarmış gibi görünmek gülünçtür. Asıl olan melodidir. Melodi; O yörenin bağrından, yöre insanlarının beğendiği ve özümsediği tınılardan, kaidelerden oluşmuştur. Horon; basit / sade / yalın / abartılmadan  topluca oynanması, icra edilmesi gereken bir danstır.

Denemeli, Horon’u bizimle ve bizim dışımızda uygulamalı, Horon’un veya dansın hayatınıza neler kattığına bakmalısınız. Horon’da bu duruma gelebilmek için, büyük şehirlerde yetişen dördüncü, beşinci kuşak Karadeniz’liler ve Karadeniz severlerin eğitim alması şarttır. HoronEvi derneğimiz bunun için kurulmuştur. Giderek yozlaşan ve zorlaşan siyasi ve ekonomik hayata, dans ederek tutunabilirsiniz. Coşku dansı olan Horon bunun için biçilmiş kaftandır. Böyle bir hayatı, fırsatı yakalamışken, ıskalamayınız.

Gelin, görün, yaşayın. Beğenmediğiniz eksik veya yanlışlıkları iletiniz. Yanlış uygulamayı -bilerek- asla yapmadık, yaşamadık, yaptırmayacağız ve yapmamaya özen göstereceğiz. Çünkü biz HoronEvi Ailesiyiz… Derneğinize, halk kültürüne ve ritm kattığınız hayatınıza sahip çıkınız.

Horon Evi Derneği

Aclan Sezer Genç

 


Merhaba
Hayattan dans tadında farklı tatlar almak için el-ele tutuşarak eğlenceyi paylaşmak adına HORON ortak paydasında buluştuk. İçten, isteyerek ve özümseyerek Horon’u yaşam biçimi yaptınız. Horon, hayatınızda farklılıklar yarattı ki, Horon tadında eğlenceyi ve birlikteliği devamlı kılıyorsunuz. Fiziki mekanın oluşu sizleri bir arada tutmaya devam ediyor. Horon Evi’nin yaşaması ve ticari şartları kaldırabilmesi için, dernek statüsüne geçtik. Türkiye de yaklaşık 89 bin dernek var. Çoğu dernekler tüzüklerine, konularına bağlı olarak çalışmazlar, genelde kahve ve kumar hakimdir.
Sizlerin oluşturduğu Horon Evi ise birebir, tüzüğünde yazılı konularla yaşıyor, yaşatılıyor. Sizler sayesinde adına yakışır bir sosyal bir Kültür Derneği. Bugün için Başkanı ve Yöneticisi bizleriz. Üyelerin eşit haklara sahip olduğu bu derneğimizde, hepiniz bir gün Başkan ve Yönetici olabilirsiniz. Bu güne kadar bu ve buna benzer konuları konuşamadık. İpek Kaplan’ın bir yazısında dediği gibi ; Her türlü anlayışı, politikayı, hayata bakışı ve yaşam biçimini içinde barındıran nadir bir yapıya sahibiz.
Biliyorsunuz, bu kazanımları kolay elde etmedik. Önce insan düsturundan ve saygı sevgi çerçevesinde hareketle, HORON tadında derneğin devamını sağlamalıyız. Zaman içinde STK olma özelliğine kavuşabiliriz. Öncelikle üye sayının artışını düşünmüyorduk. Gelişen koşullar bizleri daha fazlı üyeye gereksinim olabileceği konusunda karar almaya getirdi. Sizler gibi arkadaş, eş-dost, kardeş yakınlarınızı derneğimize üye yapabilir misiniz? Bu vesile ile, derneğimize yeni katılan Akife Alas, Yusuf Estroti, Erdoğan Terzi, Selda Öner, Kerim Yılmaz, Sinan Yıldırım, Elif Bilgin, Dilek Büyükyılmaz, Filiz Aslan, Ahmet İskender, Esra Velikahyaoğlu, Serpil Köz, Aysel Baş, Nebahat Kırlangıç, İpek Kaplan, Buket Erdoğan, Demet Çeşme, Barış Şahin, Ayşegül Kurşun arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.
Kuruluş aşamasında üyelik aidatını 30 TL Aylık, 360 TL yıllık olarak belirlemiştik. Sayımız şu anda 106 kişi’dir. Üye sayısını 150-200 kişiye çıkararak Genel Kurul’da üye aidatlarını daha az bir rakama çekmeyi düşünüyoruz. Bu yapıyı ve eğitimi koruyup devam ettirmek bizim görevimiz. Ama, özellikle ben ; kursları ne kadar daha götürebileceğimi şimdiden kestiremiyorum. Genç eğitmenler devam eder mi? bilemiyoruz. Bu şartları ön görerek Horon Evi Derneğinin devamlılığını sağlamak, üyelerin rakam nedeniyle aidatları geciktirmeyeceği bir duruma getirmek zorundayız.
Kurs getirisi olmasa da, üye aidatlarıyla masraflarını karşılayabilen, üyelerin her zaman geleceği, bir arada olabileceği, kahvaltı-etkinlik-eğlence tadında çalışmalar için fiziki yapının var olmasını sağlayabilir miyiz? Üyeler ve dostlarının Film gösterisi, Fitness olarak kullanabileceği, çeşitli söyleşilerin olabileceği vb . etkinliklere açabilir miyiz?. Bu duruma tamamiyle sizler karar vereceksiniz. Bir araya gelip konuşamıyor, beraberliği sadece Horon ve eğlence tadında kullanıyoruz. Genelde Facebook kullandığımız için üyeleri Facebook içinde bir konuşmaya ekleyeceğim. Gereksiz bulanlar veya sıkılanlar konuşmadan ayrılabilir. Düşüncelerini, ön görülerini paylaşmak isteyenler, yapılanlardan, eksiklik ve yanlışlıklardan serzenişte bulunanlar olabilir. Derneğe geçmişte girenlerden mutsuz olanlar veya gereksiz bulanlar çıkabilir. Bunları tartışmaktan çekinmeyin lütfen! Nasıl karşılanır diye düşünmeyin.
Açıklık, şeffaflık bizim en çok önem verdiğimiz değerimizdir. Düşünceleriniz özgürce ve medenice karşılanacaktır. Ayrıca dernek üyeliğinden ayrılmayı düşünenler de çekinmeden bir dilekçe yazarak üyelikten ayrılabilirler. Her şeyi “Kırmadan, kırılmadan- kızmadan, kızdırmadan” halledebiliriz.
Bu güne kadar 7-8 Bin’e yakın kişi kurs aldı gitti. Dernekte 106, Grupta 765 kişiyiz. Gelenler de olacak, gidenler de, herkese saygı ve sevgi ile bakmaya devam edeceğiz. Sizleri severek, sayarak ve güven vererek Horon ortak paydasında Karadeniz ve Halk Kültür’ü adına kazandık. Gidenleri aynı şekilde, dostluk bağı saklı kalmak kaydıyla kabul edeceğiz. Horon Kültürü içinde kalmalarını sağlamak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Masraf ve gelir-giderlere ait basit bir yazıyı önümüzdeki günlerde görüşlerinize sunacağım.aclanhoronevi
Saygı, Sevgilerimle
HoronEvi Derneği
Aclan Sezer Genç
 


Horon öğretme fikri nerden çıktı? Ne zaman ve nasıl başladınız?

Üstad Fuat Sakayı seven, konser verdiği her yerde bulunmaktan zevk alanlardanım. Horon’a olan tutkumda beni, onun güzel melodileriyle oynamaktan alıkoyamıyor. 2005 yılının başlarında gittiğimiz bir Fuat Saka gecesinde bizleri horon oynarken gören bir hanımefendi “Bize bu Horon’u öğretir misiniz?” dedi. O akşamın coşkusuyla isteklerine evet dediğimi ,ertesi gün onları, derneğimizin önünde arabalarının içinde beni beklerlerken görünce hatırladım. 1965 yılında 9 yaşında iken, babam Ali Genç’in, yorgan çubuğunu göstererek “Kızılcık sopası mı yersin, yoksa  Horon oynamayı mı öğrenirsin?” dediğini hala hatırlıyorum.  1956 yılında  İstanbul’da doğdum. Trabzon’u Maçka’yı ancak yirmi yaşımda görebildim. Horon’u öğrenmemek için kaçtım ama  kaçma işinde devamlılığını sağlayamadım. İyi ki de kaçamamışım.

 

Küçük Mustafa Paşa’da yorgan deposunda – her ikisi de nur içinde yatsın- babam Ali Genç’in emir ve  komutasında :)))  Bahattin Çamurali’nin kaydeleriyle, horonu öğrenişimizin üzerinden tam 40 sene geçmişti. Horon oynamayı, profesyonel olarak yaptığımız ve aynı zamanda yaşam mücadelesine dalıp, Horon kültürünün bu kadar önemli bir olgu olduğunu anlayamamış olmam nedeniyle, kimselere aktarmamıştım. Tabii buna uygun kurs verebileceğimiz bir mekanımız da yoktu. Tam o sıralar, Topkapı Kaleiçi’ndeki, Trabzon Maçka Sevinç Köyü’nün (Soldoy) arsasına, iki katlı bir yer yapmıştık. İkinci katını kurslar için düşünmüştük. Gönüllü hem de Karadenizli olmayan kursiyerler bulup, derslik mekanı da sorun olmaktan çıkınca, 2005 yılında , şimdi “Horon Tutkunları” adını verdiğimiz kültür dostlarıyla beraber kurslara başlamış olduk. Ve kendileriyle ömür boyu sözde ve gönülden kontratlıyız. Onların, üstün istek, arzu ve özverisi beni daha çok şey öğrenmeye itiyor. Zaten horonun sonunun olmadığını babamdan duymuştum. Bizlerde bu uğurda devam ediyoruz. Horon’un tek bir ilçeye mal edilmesinin yanlışlığına olan inancım, horon kurslarını açmama neden olan başka bir düşüncedir.

Horon öğrenmek isteyenler arasında Karadenizli olmayanların da olması tesadüf mü?

Kesinlikle değil. Gezdikleri yerlerden, duydukları nağmelerden,  gördüklerinden etkilendikleri için öğrenmek istediklerini anlıyorum. Horon oynayanlarda gördükleri coşku, uyum ,neşe ve heyecanın, Karadenizli olmayan insanlarımızı etkilediğini düşünüyorum. Çünkü, Horon dışında hiçbir halk dansını, düğünde, barda ,dağda, kırda, şenlikte, lokantada, yolda, arabada vb. oynayanları göremezsiniz. Bu heyecanı yaşamak ve kendileri için bir şey yapmak için kurs aldıklarını duyuyor ve gözlemliyorum.

Gençler, orta yaşlılar, kadınlar, erkekler hangi grup daha meraklı ve özverili?

Bunu ayırt etmek çok zor… Ama orta yaşlıların bu işe daha önem verdiklerini görebiliyorsunuz. Bildiğiniz gibi ,Folklor veya Dans eğitimi genelde okul yıllarında veriliyor.  Anaokulu, ilk öğretim ve Evrenkentte (Üniversite). Okul yıllarında folklor veya dans eğitimi alamayanlar, ileriki yaşlarında kendileri için bir şeyler yapmaları gereğini anlayınca, eğitim alacak kurs aramaya başlıyorlar. Benim verdiğim kursun bu anlamda öneminin büyük olduğunu düşünüyorum.

Gencecik yaşlardaki öğrencilere Horon/Dans öğretmek ile belli yaşa gelmiş insanları eğitmek arasında çok büyük zorluklar olduğunu belirtmek istiyorum. Buna rağmen verdiğim kursların başarılı olduğunu gelen olumlu tepkilerden anlıyorum.

Horon oynayabilmek için belli bir fizik kondüsyonu gerekiyor mu?

Hayır gerekmiyor. Haftada bir buçuk saat sevdiği ,kendini ifade edebileceği halk dansını öğrenmiş olmak düşüncesi ve grup bilinciyle neşe içinde çalışmak kondüsyon gerçeğini önemsiz kılıyor.

Horon öğretirken ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

Bugüne kadar önemli soruna rastlamadım. Genelde yapıp yapamayacağına tam emin olamayanların sadece kendileriyle ve birinci dersin sonunda kadar, biraz da olsa iç hesaplaşması olabiliyor. Dersin sonunda, sadece bir buçuk saat içinde onu da halletmiş oluyorum. Bu nedenle kurslarımıza ,yaşı, boyu, kilosu, yeteneği ne olursa olsun herkesin katılımını sağlıyorum.

Trabzon yöresinin horonlarının diğer yörelerle farklılık ve benzerlikleri var mı?

O yörede doğup büyümediğim için, horon tavırları arasındaki farklılıkları, gerçektende çok güzel horon oynayan Soldoy’lular dan edindiğimiz tekniklerden, gençlik yıllarımızda çok oynayarak edindiğimiz deneyimlerimden ve son zamanlarda internetten yayınlanan videolardan gördüğüm kadarıyla cevaplamaya çalışabilirim. Örnek: Alucraya/Şebinkarahisar’a hiç gitmedim. Kurslarımıza gelenlerin isteğiyle videoları incelediğimizde, Horon eğitiminin başlangıcında kimine göre 7  sayı, kimine göre 8, kimilerine göre 10 sayısıyla verilen, bana göre de 13 olan, öğrenildikten sonra sayıların önemini yitirdiği ve melodiyle bütünleşen düz horonun ( üç ayak ! ) temelde aynı olduğunu, kuzeyden güneye doğru inildiğinde, halay havasında oynadığını izleyebilirsiniz. Görele’de oynanan horonun, Maçka’da ve Torul’da oynananla şekil bakımdan farklı olmadığını görüyoruz. Yenlik (rahat-ufak) ve Aşağı almadaki tavırları o bölgede yaşayanların duygusunu/sevecenliğini/saldırganlığını/isyankarlığını ve üst düzey coşkusuna göre bölgesel farklılığını gösteriyor diye düşünüyorum. Nedir? Bana göre bölgesel tavırlı horon; Tonyalı , Ağasarlı gibi yerinde ritmik titreyebilmektir. Maçkalı gibi ritmik ahenk içinde salınarak oynamaktır. Akçaabatlı gibi dalgaların üzerinde gezinebilmektir. Sürmeneli gibi sallanabilmektir. Hemşinli, Göreleli gibi  oynamaktır. Of, Çaykara ve Rize’de oynanan horonlar sanırım birbirine benzemektedir. Rumlarda oynanan sera (sıksara) horonunun, gördüğümüz kadarıyla ,bizimkine benzerliğini de belirtmekte yarar var. Onlarda da düz horonu sayı olarak düşündüğünüzde aynı sayıyı bulursunuz. Kendi melodilerine göre aynı horonu yaylanarak oynamaktadırlar. Yine onların, eski bir videolarından gördüğüm kadarıyla, iki kişinin oynadığı sıksara horon birebir Maçkalı eskilerin yerinde ritmik ve uyumlu titreyerek (vücudun her yeri) oynadıkları horona benzemektedir. Buraya kadar anlatmaya çalıştıklarım, sahne için disipline edilmemiş, halkın oynadığı bölümün (Düz horon/Yenlik/Aşağı alma) anlatımıdır.  Aslına bakarsanız , Yenlik/Aşağı alma, düz horon oynanırken vücudun olağan/tabii salınımından farklı bir şey değildir.Farklılıklar ,oynayanın bire bir ruh yapısıyla alakalı bir durumdur. Yani Horon Karadeniz insanının ruhunu yansıttığı muhteşem bir danstır. Horon olarak adlandırılması gerekende , Düz horon/Yenlik/Aşağı alma bölümleridir. Diğer bölümler bir gösteri akışı için tamamiyle sayıyla yapılan çalışmalardır. Çeşitli hareketlerden etkilenilerek oluşturulmuş ve/veya halk arasında oynayanların tavırlarından esinlenerek gösteri düzenine sokulmuştur.

piknik_toplu_horon

Soldoy köyünün sıkı horoncular yetiştirmesinin bir sebebi var mı?

Ben gerçekten onlara “Horonun Sultanları” diyorum. Bir farklılık var: Soldoylu büyüklerin horonunu kelimelerle anlatamam. Gerçekten çok büyük bir ruhla ve üstün bir gösterişle oynuyorlardı. Onların horonunu çok seyrettim . Onları web sitemde ifade etmek için, şu kelimeler dökülmüştü ağzımdan.: “Soldoyluları bu şekilde ifade etmek, 42 yıllık birikimimi de gözönüne alırsanız, gerçeğin tam kendisi gibi geliyor bana.”

Gerçekten de horon kültürünü yöresel eğlence olmaktan çıkarıp, 1937-38’lerde Atatürk’e horon gösterisi sunabilme şerefine erişen, 1945-50 yıllarından itibaren ,Karadeniz Horon ve Kemençe kültürünü, İstanbul sahne ve gösteri alanlarına taşıyan, Maçka yöresi halk oyununun ve Karadeniz kültürünün bugünlere taşınmasına öncülük eden, Horon’un gerçek sultanları, Soldoy’luların önünde horonla özdeşleşmiş olarak, Karadeniz kültürü adına saygıyla eğilmeyi bir borç biliyorum. “Sultan of the dans (Anadolu Ateşi)” adlı gösterideki horonun, bilim ile bütünleşen muhteşem tekniği, olağanüstü gösteri düzeni ve estetiği varsa,  bu olguları bire bir tamamlayacak ruhu da, alçak gönüllülüğü bir kenara bırakacak olursak,biz Maçka/Sevinç ( Soldoy ) köylülerde vardır. Bu konudaki en büyük eksikliğimiz ise Maçka horon kültürümüzü, estetiği/görselliği, tekniği ve ritmik ahengiyle bugünlere taşıyamamamızdır.”

Maçka horonları üzerine diğer köylerde de derleme ya da alan araştırması çalışması yaptınız mı?

Maalesef yapamadım. Keşke böyle bir imkan yaratabilsem. Sadece profesyonel yaşamda, her ilçeden, her köyden ve şehirden insanlarla çok horon oynama deneyimi edindim. Şimdilerdede herkesi, her ekibi seyredebilme şansına sahibim. Ayrıca şunu da gözardı etmemek gerekir: Maçka’da veya başka ilçede, köy köy gezsem, otantik anlamda horon oynayabilen kaç kişi bulup araştırma geliştirme yapabilirim? Yaşım 51, aslına uygun horon oynayanları bulabilmem için 75-80 yaşlarında insanlarımızı seyretmemiz gerekir. Bu nedenle araştırma adına bu günlerde bir şeyler yapmak da bu anlamda çok zor gibi gözüküyor. Ama hep iç içe olduğumuz , Soldoylu bir çok horoncudan etkilenip, figür, estetik, vücut tavrı edinebiliyorsunuz.  Benim yaşımdan küçük horonculardan teknik anlamda etkilenmek mümkün, ruh olarak “asla etkilenemem” diye düşünüyorum.

Horonlara en çok yakışan enstrüman hangisi (kemençe, zurna, kaval, tulum)?

Biliyorsunuz ki ;melodi ve dans, birbiriyle bire bir bütünleşmezse hiçbir şey ifade etmez.

Çok iyi çalan bir kemençe ile melodi üzerinde süzülerek oynayabilirsiniz. Kaval içinde aynı şey geçerlidir. Ama tüm coşkunuzu, tutkunuzu dışarı dökmek istiyorsanız Davul-Zurna bir başka oluyor horoncu için. Tabii kapalı alanlarda Kemençeden başkası olmaz. Kemençe Sanatçısının horoncudan, Horoncunun da melodiden, kaydelerden çok etkilenmesi gerekir. Ritmik ahenk (bana göre horonun aslı) içinde titreyen horoncuları bir araya getirseniz; bu ekibe de Bahattin Çamurali, Muzaffer Aktürk, Fahrettin Dilaver,Sırrı Öztürk, Siamidis Kostas veya Mehmet Tak, Cemal Berber çalsa, o gösterinin keyfine çalan da, oynayan da  seyreden de doyamaz.

Kaç tür horon biliyor ve öğretiyor sunuz?

A)-Neler biliyorum? : Size hemen Maçka horonunu ve Bıçak Horonunu çok iyi oynarım, Akçaabat horonunu bilmeyen yok, Tonyalı/Ağasarlı gibi olmasa bile, aynı müzik ritminde, yerimde ritmik tireme yapabilirim ve vücudumu yöre insanının tavrına yakın duygularla sallayabilirim diye cevaplayabilirim. Bana göre ise öncelikle Horon Nedir? sorusunu cevaplamamız gerek. Horon bana göre, halkın oynadığı bölümdür. Titremesi, ahengi, çabukluğu (hız değil) tavrı kısacası ruhu ve estetiğiyle olan bölümdür. Asıl önemli olan ve bugüne kadar üzerinde yeteri kadar durulmayan bölümdür. Bu bölümün çok iyi oynanması gerekir diye düşünüyorum. Diğer bölümler ve figürler sayıyla çok kısa zamanda öğrenilen şeylerdir. Hiç tanımadığınız bir horoncuyla, herhangi bir yerde (şenlik/düğün) bir araya geldiğinizde Horon oynamaya kalksanız” ne oynarsınız? Ve horonun hangi bölümlerini oynarsınız?” Bu duruma özellikle dikkat edilmesi gerekir. Kısacası Horon; Uyum, ritm, ahenk, tavır ve coşkusu ile üç ayak (düz horon) yenlik ve aşağıya alma bölümüdür.

B)- Her yaş, her beden, her kilodan bugüne kadar horon oynamamış insanlara, öncelikle Horonun kendisini üç ayak (düz horon) yenlik ve aşağıya alma bölümünü öğretiyorum. Bu temel iyi olmadan figürlerin görselliği ve estetiği, Karadeniz tavrı ve ritmine tam uyum sağlamaz. O zaman benim isimlendirdiğim gibi “Kasap Horonu” olur çıkar. Horonu, aslını öğrenen düşünüyor ve karar veriyor. Horonu geliştirmeli miyim? Yoksa bu kadar oynamak bana yeter mi? diye. Şunu ifade edeyim ki, kursumuza katılanlar, horon dansının muhteşemliğine karar vererek, kurslar ve horonlu gecelerin içinde kalmaktan mutlu oluyorlar.

Horon dışında Anadolu, Balkan veya Kafkas halk oyunlarından (halay, kasap, zeybek vs…) beğendiğiniz yöre ve oyunlar hangileri

Kafkas-Hakkari-Trakya, öncelik vermek gerekirse, halkın oynadığı (yalın/olağan) duygusunu yansıttığı hangi dans sevilmez ki?

İyi bir horoncunun ne düzeyde müzik kulağı ve müzik bilgisine sahip olmalı?

Kulağı bilmem ama o nağmeleri kalbinin derinliklerinden, saç diplerine kadar duyması, hissetmesi ve bire bir her notanın üzerine basarak, bu olguların etkisiyle kimseden (sahne-gösteriş vb) etkilenmeden ortaya dökenler olmalıdır.

Ne tür müzik dinliyorsunuz? Özellikle tercih ettiğiniz sanatçılar var mı?

Tür fark etmez, güzel tüm müzikleri dinliyorum. Otantik Karadeniz müzikleri kanımı canlandırıyor. Türkü, Sanat Müziği zaman zaman Klasik müzik kısacası ruha hitap eden müzikler.

Fuat Saka, Nalan, Sezen Aksu, Zülfü Livaneli, Müzeyyen Senar, Sabahat Akkiraz, Volkan Konak, Gülay, Özdemir Erdoğan güzel olan her şeyi.

Horonu oynarken kemençede kimin olmasını arzu edersiniz?

Siksara’da: Bahattin Çamurali-Siamidis Kostas-Cemal Berber

Tonya –Ağasar’da: Mehmet Tak, Mehmet Gündoğdu, Hayri Yaşar Karagülle

Yenilerden ise Rıza Can Özel ve Umut Emre Aksoy , Yunus Emre Kurt ,İrfan Seyhan

Yunanistan’a gittiniz oradaki Rumların müzik ve horonlarıyla benzerlik ve farklılıkları gözlemleyebildiniz mi?

Şu bir gerçek ki müzikleri insanın ruhuna işliyor. Çok güzel tane tane çalıyorlar, koşturmak/yay atlatmak yok, kulağa hoş geliyor ,çok beğeniyorum. Melodiler Karadeniz bölgesine ait, sadece yorumları farklı ama aynı duyguları çağrıştırıyor insana. Karadeniz kültürüne çok önem veriyorlar. Orada azınlık olmaktan mı kaynaklanıyor yoksa başka bir şeyden mi ? bilmiyorum.

Daha öncede belirttim. Benim oynadığımla farkı, müziklerini etkisiyle yaylanarak ve rahat rahat oynuyorlar. Benzerlik çok …En büyük özellikleri horona, kemençeye ,tuluma çok değer ve saygı gösteriyorlar. Bizde ise bireysellik ön plana çıkıyor. Horon kültürünü tam aktaramıyoruz herhalde kendi toplumumuza. Bilinçli bir şekilde emekle, hiç bıkmadan geliştiremiyoruz . www.horonevi.com adlı sitemde videolara yer veriyorum. Onların videoları da var. İç içe halklar kuruyorlar saygıyla, herkes aynı şeyi oynuyor. Kurdukları halkaların içine kimse girmiyor. Haddini hududunu biliyor oynayanlar. Ve derslerine çok iyi çalışıyorlar. Bıçak horonumuz için şu yorumu yapmıştı ünlü kemençecilerinden biri: “Sizin oynadığınız bıçak horonunu dokuz yıldır çalışıyoruz yine olmuyor”demişti.

Evet diğer oyunları da çok çalışıyorlar. Eskiden çok daha yavaş ve ahenkli oynuyorlardı. Şimdilerde hızlanmışlar. Demek ki çok çalışıyorlar. Benden Maçka’ya ait uzun hava türküleri istemişlerdi, sanırım öğrenip söylemek için. Karadeniz çalgılarıyla Kemençe, Davul, Tulum, Kaval ile oynanan oyunların hepsi Karadeniz’e ait değil sanırım.

Bu nedenle çeşitli bölgelerimizde oynanan oyunları /figürleri Karadeniz estrümanlarıyla oynuyorlar. Kars/Gaziantep yöresine ait halk oyunlarını da Kemençeyle oynuyorlar. Evet herkes derneklerde folklor eğitimi alıyor. Özel tavernalarında horondan başka hiçbir şey oynanmıyor. Orada herkes eğitim alarak oynuyor. Bizde ise ;”Yok Maçkalı iyi oynar, yok Tonyalı iyi oynar, yok Sürmeneli iyi oynar” diye bölündükçe bölünüyoruz. Forum sayfamıza gelen e-postaların birinde , horon oynayabilmek için kurs alanların olduğunu takip eden bir arkadaşım şöyle demişti: “Anlamıyorum ya! Bunlar şimdi horon için kurs mu alıyorlar?”. Olaya bakışımız genelde böyle galiba. Kol kola girerek bir ileri bir geri oynamanın horon olduğunu öğrenmişler. Doğru oynayabilmek için eğitim şart olduğunu sanırım zamanla anlayacaklar.

Çalışmalarınızda bugüne dek Karadeniz dernek ve oluşumlarının katkısını gördünüz mü?

Çalışmalara başlayalı iki buçuk sene oldu. Maçka Sevinç Köyü Derneği de 3 sene önce yeni yerine taşındı. Taşındığı ilk günden beri, Başkan ve Yönetim Kurulu bir dediğimizi iki etmedi. Hiçbir çalışmamıza , eğitimimize kendileri de horon konusunda bilgi birikime sahip olmalarına rağmen karışmadılar. Horon kursların yanında Kemençe Kurslarını da yaptık. İstedik ki burası bir Horon Kemençe mabedi olsun. Mutluyuz öyle de oldu. Karadeniz Kültürüne “Hep Destek/Tam Destek” sağlayan Maçka Sevinç Köyü Derneği müteşekkirim.

Yeni projeleriniz var mı?

Maçka, Ağasar, Akçaabat, Tonya, Sürmene,Vakfıkebir, Of, Rize, Hemşin Horonlarını iyi bilenlerin bir araya gelerek Karadeniz’e mal olacak bir gösteri düzeni oluşturabilmek için içimde arzu ve istek var. İnşallah gerçekleştirmek nasip olur. Mesela böyle bir oluşum için Karadeniz’e gönül vermiş büyük firmaların desteğiyle gerçekleşebilir. Trabzon’da, Rize’deki Uluslararası Festivallerde Karadeniz’i ifade eden “ Karadeniz Folklor Ekibi”ni hayata geçiririz. Fuat Saka üstada da çok sesli Davul-Zurnalı-Kemençeli-Tulumlu-Kavallı bir müzik yaptırır uluslararası alanda Türkiye’nin sesini duyururuz. Bu hayale inanıyorum.

Ayrıca eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Evet var. Bana göre ;

“Horon, ritm, uyum, çabukluktur; Aşağı almadan, omuz silkmeden horon olmaz”

“Horon bizim için ; ne matematik eğitimi , ne de asker talimidir. Horon; ritmik müzikle birebir bütünleşerek, ahenkle oynanan bir coşkudur.” Aclan Sezer GENÇ

Dedikten sonra, bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar dilerim.





Google+ Bookmark and Share
Avrupa ve Anadolu yakasında yetişkinlere yönelik eğitim veren ilk ve çok özel kursumuzu incelemeli, Horon hakkında yazıya dökülmüş düşünceleri, hayata geçirilmiş garantili eğitimi sorgulamalısınız.

Zaman değeri olarak 10 zamanlı bir oyun olan Horon’u bizden eğitim alarak öğrenen ve öğrendikten sonra HoronEvi bünyesinde kalıp, hala eğlenen, stres atan, haz ve keyif duyarak horon dansını uygulayan, gezilere giden, öğrendiklerini uygulamak için her ay HoronEvi önderliğinde yapılan “Yemek Bahane, Horon Şahane”  etkinliklerinde olan, Kemençeli muhabbet (geleneksel kültürün çok önemli bir özelliğidir), Kahvaltı ve Pratik saatlerinde bir araya gelen onlarca insana sorarak araştırmalısınız.

Altı ay eğitim aldıktan sonra eğitim veren onlarca kuruma ulaşabilirsiniz. Horon Evi kurslarında kursiyerlerin, bireysel gelişimi sabırla ve özenle işlenerek, yıllarca hiç bir dansı uygulamamış, oynamamış insanları bile, birebir işlenerek çok iyi dans eder, horon oynar hale getirmektedir.

Türkiye’de genelde eğitmenler okullarda ve konservatuarlarda gösteri düzeni uygulamasıyla yetiştirilmektedirler. Belli yaşa gelmiş, kültürünü aktarmak için veya eğlenmek için herhangi bir kursta, tanımadığı kişilerle birlikte eğitim alıp Horon’u öğrenecek insanları bir gösteri grubu gibi çalıştırmak hiç bir şeye yaramaz.

Farklı meslek, çevre ve arkadaş gruplarına ait kursiyerlerin amacı; sadece ve sadece gittikleri yerlerde oynamak, eğlenmektir. Bir kursta gösteri grubu esası ile çalışanlar sonradan bir araya gelip Horon oynamak için bir yerde bulunabilirler mi? Bu nedenle kursiyerler Horon’u, yörede oynandığı haz ve keyif duyarak, üst düzey coşku içinde eğlenerek ve bireysel olarak, horon tavırlarını, süslemeleri, olmazsa olmaz sıksarayı (sera) oynayabilmek, kısacası horon estetik tavır, yalın figürler, geleneksel değerler içinde öğrenip uygulamak zorundadırlar.

Bu eğitimin adresi HoronEvi‘dir. Horon, babadan oğula aktarılan, bir yörenin Maçka, Soldoy’da ritmik titreme (sıksara) oynanan ve her bireyin aynı güzellikte oynamak için eğitildiği bir sistemle öğretilmelidir. Koreografik düzen bundan sonra uygulanmalıdır.

Bu nedenle o kursun eğitmenlerini incelemelisiniz. Güzel ve estetik oynayabilmeniz için vücut ve tavır olarak tek tek işleneceğiniz HoronEvi’ni tercih etmelisiniz. Eğitim sistemimizi, mekanımızı, insan olarak eğitim verirken gösterdiğimiz davranışlarımızı ve sizleri kültürün içine çekebilmek için gösterdiğimiz, azmi, sabrı, özveriyi ve sevgiyi, saygıyı sorgulayınız. Bunların eksik olduğunu hissettiğiniz anda maddi manevi kaybettiklerinizi geri isteyebilirsiniz.

Eğitimin dışında nereden kurs alırsanız alın, gezi ve gecelerimize, otantik muhabbetlerimize, horonla geçen kahvaltılarımıza ve pratik saatlerimize katılabilirsiniz. Bu kültür hepimizin elden geldiğince gelecek kuşaklara aktarılmak için çalışılacaktır.

Burası HoronEvi, Horon burada insani ve evrensel değerleri, geleneksel ve otantik değerleriyle layıkıyla verilir. Horon aynı senaryo, kitap gibi giriş – gelişme – sonuçtur. Bu felsefeyi hayata geçirerek verilen eğitimin özelliklerini ve güzelliklerini, yaşınız kaç olursa olsun öğrenip uygulayabilirsiniz.

Bu nedenle; Eğitimi veren kişi veya kurumun saygıyı, sevgiyi ve horon halkasında elele tutuşmanın erdemine ve güzelliğine inanlardan almayı tecrübe etmelisiniz..

Horon’un temel değerli, ana yapısı, on zamanlı sistemini horon evinde, ayak sağlığınızda bir problem veya sakatlık yoksa! 15 dakikada öğrenebilir, gittiğiniz yerlerde, bugünkü gibi, kolları yere paralel tutarak ve aşağıya yukarıya doğru sallayarak, kısacası sadece tepinerek oynayabilirsiniz. Eskilerin videolarında paylaştığımız gibi, horonun nasıl oynadığını izleyerek öğrenebilirsiniz.

2011-12-26 22.14.51

Eğer horon kursu alma niyetindeyseniz basma-kalıp, yani tek düze estetikten uzak eğitimlerden kaçınmalısınız. Kurs almayı düşünenler, eğitimi almaya başladıklarında layıkıyla öğrenmezlerse, gittikleri yerlerde uyum sağlayamaz ve horon kültüründen kaçmayı ve bir daha oynamamayı tercih ederler.

Eğlenmek, dans etmek, kültürünüz aktarmak için iyi oynayan beş kişi olmak yerine, ortalama yalın, sade ve doğru oynayan 30 kişi olmayı, horon oynayan (dansçı değil, dans eden) biri olmayı tercih etmelisiniz.

Horon’a kültüre tutkuyla bağlı ve düşüncelerini, uygulayışlarını ve hayatlarını yazıya dökerek çalışan ve Horon konusunda kafalardaki soru işaretlerini elden geldiğince ortadan kaldırmaya çalışan biz ve bizim gibileri değerlendirmelisiniz.

Elbette Halk oyunları giderek bozularak icra edilirken farklılık gösterecektir. Bu zamanlarda Horon oyununa büyük şehirlerde, özellikle İstanbul da oturanlar sahip çıkmaktadırlar.

Asla unutulmamalı ki, Horon tek bir halkada, yenlik, aşağıya alma sıksara (sert) gibi geleneksel ve olmazsa olmaz (!) değerleriyle bir kişinin yönetmesiyle oynanmalıdır. Horon birlik bilincidir. Horon diğer toplu danslarda da olduğu gibi, aynı anda, aynı şeyleri düşünerek ve hissederek, melodiyle tam uyumlu yapılan eşsiz bir halk oyunu, halk dansıdır.

Horon’un oynarken keyfini ve hazzını yaşamalı hayatınıza neler kattığını tecrübe etmelisiniz. Bu değerleri öğrenip uygulayabilmek için eğitimi doğru yerlerden almalısınız.

Kemençe, Davul-Zurna ile oynanan Horon’un temel yapısı; Maçka’da, Tonya’da, Ören’de Giresun da, Görele’de, Pontuslular, Şebinkarahisar’da aynıdır.  Bayburt’ta, Gümüşhane ve Kelkit’te, Sivas dik horonunda Tokat gibi halay tarzı danslarda da / oyunlarda aynıdır. Farklılıkları o yöre halkının dinlediği ve oynadığı müzik (kayde/gayde) ile birebir alakalıdır. Ve, aslolan sadece müzik ve doğal insan unsurudur.

 

Saygı, Sevgilerimle

HoronEvi Derneği

acla23Aclan Sezer Genç