• Yıllar sonra kültürel değerlerimizin farkına varmaya başlıyoruz. Bu yazımda, Trabzon’da bugüne kadar kaleme alınmamış Maçka Horonu’nu ve Maçka Soldoy Bıçak Horonunun geçmişini, yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, oynayarak uyguladıklarımızı ve bize anlatılanlar bir araya getirerek, ortaya çıkan özelliklerini anlatmaya çalışacağım.

Geçmişte, Maçka ve yöresinde yapılan düğünleri Maçka Sevinç köylüleri kurarlarmış. Horon konusunda farklı bir birikime sahip olduklarını, gösterdikleri estetik horonları nedeniyle bugünlerde daha iyi anlayabiliyoruz. Köy yaşantısının hakim olduğu yıllarda Maçkalılar bir başka ilçeye / köye gitme olanağı bulabiliyorlar mıydı? Veya diğer illerde iyi Horon oynayanların, Trabzon’un diğer yörelerini gezme olanakları var mıydı? Sanırım farklı illerde ve ilçelerdeki Horon ve Bıçak Horonu oynanış şekillerini görebilmek ancak büyük şenliklerde veya kutlamalarda mümkün olabiliyordu.

Halk oyunlarına otuz-kırk yıldır yön verip hizmet edenler bu konuları araştırma veya birikimlerini aktarma gereği duymamışlar. Ve bir tek ilçenin adıyla anılan ‘horon’ sanki tek horonmuş gibi bugünlere kadar gelinmiş. Teknolojinin ilerlemesiyle ve büyük şehirlerde yaşayan üçüncü-dördüncü kuşak gençlerin kendi kültürlerini anlamaya başlamasıyla, horon konusunda bugünlerde iyi bir noktaya gelinmeye başlandı.

1950’li yıllarda Maçka Sevinç köyünden İstanbul’a göç eden Soldoylular, eskisi kadar olmasa bile, hala çok özel ve güzel oynamaya devam ederek, Horon’un ve Bıçak Horonunun yerini korumaktadırlar. Horon gibi Karadeniz’e ait bir halk oyununu belli bir bölgeye aitmiş gibi hayata geçirenler, son zamanlarda Bıçak Horonu’nu da, araştırmadan ve sormadan, ben bilirim anlayışıyla gösteri akışı içine koymaya çalışıp çaba göstermektedirler. Oysaki, ustalara saygı çerçevesinden hareketle, özbeöz halka ait olan Bıçak Horonu’nu doğru ve geleceğe değerleriyle aktarabilecek insanlardan destek ve yardım almak düşünülmelidir.

Bıçak Horonu, mutlaka bölge bölge, her yerde oynanmış olabilir. Tarihte çetelerin, eşkiyaların çok olduğu dağlık ve ormanlık bölgelerde daha çok oynandığı gerçeği gözden kaçmamalıdır. Dağlık bölge insanı doğayla içiçe geçen zor yaşamı nedeniyle bıçkın, sert, kavgacı ve yenilgiyi kabul etmeyen bir yapıdadır. Dolayısıyla, Bıçak Horonu’nun da, birbirini tanıyanlar arasında oynanırken, bu yapıda geçtiği gerçeği akıllara gelmelidir.

Peki, tüfek, tabanca gibi silahları olan insanlar, ateşli silahları dururken neden bıçaklarıyla kavga ederler? Dövüş, birbirini yaralama, alt/pes ettirebilme hünerlerini gösterdikleri, seyir zevki olan ve bireysel becerinin ön planda olduğu, öldürmeden, bıçakla yapılan horon, akla daha yakın gelmektedir. Karadeniz insanının sert, yenilgiyi hazmedemeyen yapısı ve karakteri, davulu-zurnayı tempolu ve melodik coşkusuyla çok üst düzeyde hissedip bütünleştirdiği bıçaklı kavgasına üst düzey bir görsellik ve seyir zevki katmıştır.

Birbirini alt etmek için meydana çıkan Horoncuların yaptıkları hareketler, bıçağa ve bileklere olan hakimiyetleri, rakibini yenmek için melodi eşliğinde yaptıkları vücut hareketleri bıçak darbeleri hissini ön plana çıkarmaktadır. Yakın geçmişte bıçak horonu oynarken kesilen, çizilen eller, kollar gerçeğe yakın bir dans özelliği taşıtmaktadır. Günümüzde bu oyun çok yumuşak oynanan bir hale dönüşmüştür. Bazı eğitimciler, sözüm ona kendi bildiğini katarak ve kendine göre yorumlayarak ‘bildiklerini’ hayata geçirmiş ve Bıçak Horonu’nun bugünkü yanlış haline gelmesine neden olmuşlardır.

Bıçak Horonu Nasıl Oynanmalıdır?

Trabzon’un her yöresinde olduğu gibi dansa anlam veren Horon yavaştan, Horon kurma (arttırma) ile başlar. Halkın oynadığı gerçek düzen de böyledir. Bıçaklar oynayanların sağ ve sol ellerinde bıçak sapı avuç içinde, bıçağın ucu arkaya bakacak şekilde bilekten dirseğe kadar yapışık durumda olmalıdır.

Bıçak, horon içinde diğer elle asla düzeltilmemelidir. Oynayan kişi, bıçağa hakimiyetini tek elle hasmına kabul ettirebilmelidir. Yine unutulmamalıdır ki, Horon’un bir tek ve gerçek düzeni vardır. O da düz Horon’dur. Had safhada bütün uyum, melodi eşliğinde ve bütünlüğü bozmadan vücut/ayaklar ve dizlerle yapılan süslemelerle verilmelidir. Normalde horon kurma, düz horonun yavaş yavaş oynanmasıdır. Asla gösteri için sonradan katılan gerekli/gereksiz figürlerle adlandırılmamalıdır.

Melodi yavaş yavaş hızlandıkça, horon oynayanlar da aynı tarz ve bütünlük içinde “balık tasviri” misali, melodi eşliğinde yukarıdan aşağıya, vücut estetiğini de katarak son derece yalın bir biçimde, yukarıdan aşağıya, sağa ve sola ritmik, ahenkli titremeyle (Sıksara-Sera-Sıksaray) kollar yukarıda oynamaya başlarken aynı güzellik içinde kolların dinlenmesi için kolların komutla aşağıya indirilmesi (Yenlik-Ufak-Rahat) ile sağa sola dönerek, ağır tempoyla ritm içinde vücutlarıyla estetik sağlayarak horon oynadıklarını gösterirler. Ayaklar ritmik titremeyle oynarken yerden çok kalkmaz (süslemeler hariç).

Topuk ve burun vurulmaz. Yürürken olduğu gibi esnek ve rahat olunmalıdır. Gösteri yapanları iki farklı savaşçı olarak kabul etmeliyiz. Gösteri bütünlüğü müzikle birebir uyumu gerektirir. Melodi kıvraksa kıvrak, sertse sert hareket yapılması kaçınılmazdır. Özellikle davul-zurna ile oynananlar çok coşkulu olabilmektedir. Horoncuların beraber hareket özelliği, horon kısımlarında üst düzeyde olmalı, horoncular Horon’un bütünlüğünü bozmadan ayrı ayrı vücut ve ayak tavırlarını çok farklı şekilde rakibine ve seyirciye hissettirebilmeli; yine vücuduyla ve bıçakla yaptıkları kıvrak/estetik hareketler rakibe üstünlük, izleyene de gösteri (şov) zevki vermelidir.

Bıçaklar bugün sadece Maçka Sevinç (Soldoy) köyünde oynandığı tarzda, havada sert çizgiler ve kavisler çizmeli ve hazır olmalıdır; gözler her çarpışmada olduğu gibi rakipten asla ayrılmamalıdır. Bıçak tutmayan el belin arkasına alınarak bıçak darbelerine karşı korunmalıdır. Rakibe karşı tam hedef olmamak için vücut, bıçak sallarken hafifçe sağa veya (bıçak tutulan ele göre sola da olabilir) dönmeli, bıçak salma mesafesi kol boyundan uzun olmalıdır. Vuruşlar önce uyarı niteliğinde, sonra da gerçek darbe şeklindedir. Layıkıyla yapıldığı zaman seyir zevki yüksek ve son derece tehlikeli bir gösteridir. Yere çöküşlerde ve çöküş bittiğinde, tüm vücutla 360 derece, havada sert ve ani dönerek rakibin dengesi bozulmalı ve alt edebilmeye zemin hazırlanmalıdır. Hasmının yapacaklarını anlamaması için yerde diz üzerinde tüm vücut etrafından dönerek ve diz üzerine çökerken rakibin ayak bileklerine peşpeşe vurulan anlık bıçak vuruşları, alt edilmenin ve yenildiği kişiye saygı göstermenin başladığı andır. Çarpışma bitmiştir, elele tutuşulur.

Horon oynanır ve ayrılıp havada bıçaklar vurularak gösteri bitirilir. Bıçak Horonu, bugün bazı gösteri ekiplerinin ortaya koyduğu gibi, kavga anlamı taşımadan ve havada şekli belirli daireler çizerek, birbirlerine arkalarını dönerek, karşılıklı çarpışırken kollarını açık tutarak asla oynanmamalı/oynatılmamalıdır. Bu tür gösteriler ne kavgayı, ne de Karadeniz insanının karakter  yapısını ortaya koymaktadır.

Bıçaklar farklı ritmik hareketlerle rakibi alt etmek için kullanılmalıdır. Geçmişte oynanan bıçak horonlarında el-kol kesilmeleri, rakibin kafasına bıçağın keskin olmayan geniş tarafıyla uyarı vuruşları yapılırdı. Kafaya bıçak vuruşu, ‘Dikkat et! Açığını buldum, istersem seni keserdim,’ anlamı taşımaktaydı. Tabii ki, isteselerdi keserlerdi.

1950-1970 yılları arasında İstanbul’da yaşayan “KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ”nin Maçka Soldoylu horoncuları (bize bu eşsiz kültürü öğreten ve bizi eğiten babam) Ali Genç, Emin Aydemir, Kemal Genç, Nihat Genç, Salim/Kemal Büyükyılmaz, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kara Temel Genç, Halil Büyükkahraman, Fehmi Genç, Yılmaz Bal, Hasan Genç, Salim Genç, Necati Genç; daha sonra da bizler ; Aclan Sezer Genç, Özer Genç, Taylan Genç, Bora Genç, Osman Genç, Dursun Akyüz tarafından yapılan gösterilerde kesilmeler her zaman yaşanırdı.

Neden Maçka/Soldoy Horonu ve Bıçak Horonu?

Öncelikle, dağ köyü oluşu en büyük etken. İkincisi, geçmişten günümüze bu bölgede seyir zevki yüksek ve estetik Horon oynanışı. Üçüncüsü ise, yeni neslin uzun yıllardır Horon halk kültürünün sürekli içinde oluşundandır. Horon insan ruhunun melodiyle bütünleştiği andır. Özelliği, oynayanın, Horonu melodiyle ne kadar duyumsadığını ve ne kadar çok haz aldığını vücudunu (enine / boyuna ) ve omuzlarının ritmik titremesiyle belli etmekte, seyredene bir taraftan şov özelliği yaşatırken, bir taraftan aynı duyumsamaya yakınlaştırmasıdır. Horon, insan iskelet yapısının elverdiği yalın haliyle, layıkıyla oynanırsa gerçekten muhteşem bir danstır. Ve asla unutulmamalıdır ki, ‘Horon, ne matematik eğitimi ne de askeri talimdir. Horon, müzikle birebir bütünleşerek yaşanan çok üst düzey bir coşkudur.’

Acı olan tarafı ise, Trabzonu, Rizesi, Giresunu, Gümüşhanesi, Ordusu, Artvini ve ilçeleri Maçkası, Akçaabatı, Ağasarı, Vakfıkebir, Tonya’sı, Görele’si, Sürmenesi ile bir bütünlük içinde çok farklı özellik ve tavırlar taşıyan bir gösteri düzeni oluşturamamış olmamızdır. Bu konuda herkes yaptığı iyi veya kötü hizmetlerinin karşılığında, tarih içinde Karadeniz halk kültürü adına hak ettiği yeri alacaktır.

Saygı ve sevgilerimle,

Aclan Sezer Genç


Merhaba Arkadaşlar ;

Bir kerelik kurs alsanız da, arada bir gelseniz de, Horon Evi’ni ne kadar benimseyip, sevdiğinizi görebiliyoruz. Bu durum herkes tarafından da rahatlıkla anlaşılabiliyor.  Bizler de , sizler için elimizden geldiğince (!), sağlık ve zaman ölçüsünde -Pratik, Kemençeli Muhabbet, Kahvaltılı pratik, piknik , yurtiçi , yurt dışı gezisi vs..- Horon Evi anlayışı / özelliği ve önce insan diyerek, en iyisini yapmaya, uygulamaya özen gösteriyoruz.

Derneğimize üye olarak, bir kaç kişi ile yürütülen bu yapıyı genele yayıp projeler oluşturabilirsiniz: Aynı Horon halkamız da ki gibi. Ortak bilinç ve aklı hayata geçirebilirsiniz. Birebir hepinizi tanıdığım için, bu tür güzellikleri hayata geçirebilecek bilgi, tecrübe, anlayış ve fedakarlığın sizlerde var olduğunu biliyorum. Sizlerin öneri, istek ve arzusuyla,  mekan ve marka olarak  gerekli şartları oluşturduk.Tek halkada  anlam, duygu ve bütünlük içinde aynı şeyleri düşünüp, aynı hareketleri uygulayabiliyoruz.

Horon, bizlerin yaşamına olağanüstü güzellikler katıyordu. İstedik ki herkes, var olan bu güzellikleri  uygulayarak yaşasın. Horon Evi ve Horon’un içinde kaldığınıza göre, düşüncelerimize göre uygun amaca ulaştık.  Daha büyük hazlara ulaşabilmek için ortak akıl gereklidir. Yapısal değişiklikler için hepinizin aklına, önerisine ve de çalışmasına gereksinim vardır. İnsana ve yöreye ait olan Horon gerçeğinden yola çıkarak geldiğimiz nokta takdire şayandır. Korumak, geliştirmek ve  doğruları, kardeşlik bilinciyle geleceğe taşımak hepimizin görevi olmalıdır.

Derneğimize üye olunuz.  Hayatınıza ritm katarak, geleneksel kültürün doğrularıyla hayatınızı renklendiriniz. Ruhunuza iyi bakabilmenin yolu sanattır. “Horon da, sanat gibi bir danstır.” Doğruları, değerleri, felsefesiyle  öğrenip uygularsanız bu gerçeği, yani sanat gerçeğini her zaman yaşarsınız. Horonda varolarak yaşamak, dans ederek, eğlenerek  yaşamak en doğal hakkınızdır.

Çakma  Horon’u bilmek, yani gittiğiniz düğün veya eğlence yerlerinde – yanlış olan genel tabiriyle tepinerek oynamak- yetmez. İnsan vücut yapısına uygun olmayan hareketlerle oynarmış gibi görünmek gülünçtür. Asıl olan melodidir. Melodi; O yörenin bağrından, yöre insanlarının beğendiği ve özümsediği tınılardan, kaidelerden oluşmuştur. Horon; basit / sade / yalın / abartılmadan  topluca oynanması, icra edilmesi gereken bir danstır.

Denemeli, Horon’u bizimle ve bizim dışımızda uygulamalı, Horon’un veya dansın hayatınıza neler kattığına bakmalısınız. Horon’da bu duruma gelebilmek için, büyük şehirlerde yetişen dördüncü, beşinci kuşak Karadeniz’liler ve Karadeniz severlerin eğitim alması şarttır. HoronEvi derneğimiz bunun için kurulmuştur. Giderek yozlaşan ve zorlaşan siyasi ve ekonomik hayata, dans ederek tutunabilirsiniz. Coşku dansı olan Horon bunun için biçilmiş kaftandır. Böyle bir hayatı, fırsatı yakalamışken, ıskalamayınız.

Gelin, görün, yaşayın. Beğenmediğiniz eksik veya yanlışlıkları iletiniz. Yanlış uygulamayı -bilerek- asla yapmadık, yaşamadık, yaptırmayacağız ve yapmamaya özen göstereceğiz. Çünkü biz HoronEvi Ailesiyiz… Derneğinize, halk kültürüne ve ritm kattığınız hayatınıza sahip çıkınız.

Horon Evi Derneği

Aclan Sezer Genç

 


Merhaba
Hayattan dans tadında farklı tatlar almak için el-ele tutuşarak eğlenceyi paylaşmak adına HORON ortak paydasında buluştuk. İçten, isteyerek ve özümseyerek Horon’u yaşam biçimi yaptınız. Horon, hayatınızda farklılıklar yarattı ki, Horon tadında eğlenceyi ve birlikteliği devamlı kılıyorsunuz. Fiziki mekanın oluşu sizleri bir arada tutmaya devam ediyor. Horon Evi’nin yaşaması ve ticari şartları kaldırabilmesi için, dernek statüsüne geçtik. Türkiye de yaklaşık 89 bin dernek var. Çoğu dernekler tüzüklerine, konularına bağlı olarak çalışmazlar, genelde kahve ve kumar hakimdir.
Sizlerin oluşturduğu Horon Evi ise birebir, tüzüğünde yazılı konularla yaşıyor, yaşatılıyor. Sizler sayesinde adına yakışır bir sosyal bir Kültür Derneği. Bugün için Başkanı ve Yöneticisi bizleriz. Üyelerin eşit haklara sahip olduğu bu derneğimizde, hepiniz bir gün Başkan ve Yönetici olabilirsiniz. Bu güne kadar bu ve buna benzer konuları konuşamadık. İpek Kaplan’ın bir yazısında dediği gibi ; Her türlü anlayışı, politikayı, hayata bakışı ve yaşam biçimini içinde barındıran nadir bir yapıya sahibiz.
Biliyorsunuz, bu kazanımları kolay elde etmedik. Önce insan düsturundan ve saygı sevgi çerçevesinde hareketle, HORON tadında derneğin devamını sağlamalıyız. Zaman içinde STK olma özelliğine kavuşabiliriz. Öncelikle üye sayının artışını düşünmüyorduk. Gelişen koşullar bizleri daha fazlı üyeye gereksinim olabileceği konusunda karar almaya getirdi. Sizler gibi arkadaş, eş-dost, kardeş yakınlarınızı derneğimize üye yapabilir misiniz? Bu vesile ile, derneğimize yeni katılan Akife Alas, Yusuf Estroti, Erdoğan Terzi, Selda Öner, Kerim Yılmaz, Sinan Yıldırım, Elif Bilgin, Dilek Büyükyılmaz, Filiz Aslan, Ahmet İskender, Esra Velikahyaoğlu, Serpil Köz, Aysel Baş, Nebahat Kırlangıç, İpek Kaplan, Buket Erdoğan, Demet Çeşme, Barış Şahin, Ayşegül Kurşun arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.
Kuruluş aşamasında üyelik aidatını 30 TL Aylık, 360 TL yıllık olarak belirlemiştik. Sayımız şu anda 106 kişi’dir. Üye sayısını 150-200 kişiye çıkararak Genel Kurul’da üye aidatlarını daha az bir rakama çekmeyi düşünüyoruz. Bu yapıyı ve eğitimi koruyup devam ettirmek bizim görevimiz. Ama, özellikle ben ; kursları ne kadar daha götürebileceğimi şimdiden kestiremiyorum. Genç eğitmenler devam eder mi? bilemiyoruz. Bu şartları ön görerek Horon Evi Derneğinin devamlılığını sağlamak, üyelerin rakam nedeniyle aidatları geciktirmeyeceği bir duruma getirmek zorundayız.
Kurs getirisi olmasa da, üye aidatlarıyla masraflarını karşılayabilen, üyelerin her zaman geleceği, bir arada olabileceği, kahvaltı-etkinlik-eğlence tadında çalışmalar için fiziki yapının var olmasını sağlayabilir miyiz? Üyeler ve dostlarının Film gösterisi, Fitness olarak kullanabileceği, çeşitli söyleşilerin olabileceği vb . etkinliklere açabilir miyiz?. Bu duruma tamamiyle sizler karar vereceksiniz. Bir araya gelip konuşamıyor, beraberliği sadece Horon ve eğlence tadında kullanıyoruz. Genelde Facebook kullandığımız için üyeleri Facebook içinde bir konuşmaya ekleyeceğim. Gereksiz bulanlar veya sıkılanlar konuşmadan ayrılabilir. Düşüncelerini, ön görülerini paylaşmak isteyenler, yapılanlardan, eksiklik ve yanlışlıklardan serzenişte bulunanlar olabilir. Derneğe geçmişte girenlerden mutsuz olanlar veya gereksiz bulanlar çıkabilir. Bunları tartışmaktan çekinmeyin lütfen! Nasıl karşılanır diye düşünmeyin.
Açıklık, şeffaflık bizim en çok önem verdiğimiz değerimizdir. Düşünceleriniz özgürce ve medenice karşılanacaktır. Ayrıca dernek üyeliğinden ayrılmayı düşünenler de çekinmeden bir dilekçe yazarak üyelikten ayrılabilirler. Her şeyi “Kırmadan, kırılmadan- kızmadan, kızdırmadan” halledebiliriz.
Bu güne kadar 7-8 Bin’e yakın kişi kurs aldı gitti. Dernekte 106, Grupta 765 kişiyiz. Gelenler de olacak, gidenler de, herkese saygı ve sevgi ile bakmaya devam edeceğiz. Sizleri severek, sayarak ve güven vererek Horon ortak paydasında Karadeniz ve Halk Kültür’ü adına kazandık. Gidenleri aynı şekilde, dostluk bağı saklı kalmak kaydıyla kabul edeceğiz. Horon Kültürü içinde kalmalarını sağlamak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Masraf ve gelir-giderlere ait basit bir yazıyı önümüzdeki günlerde görüşlerinize sunacağım.aclanhoronevi
Saygı, Sevgilerimle
HoronEvi Derneği
Aclan Sezer Genç
 


Horon öğretme fikri nerden çıktı? Ne zaman ve nasıl başladınız?

Üstad Fuat Sakayı seven, konser verdiği her yerde bulunmaktan zevk alanlardanım. Horon’a olan tutkumda beni, onun güzel melodileriyle oynamaktan alıkoyamıyor. 2005 yılının başlarında gittiğimiz bir Fuat Saka gecesinde bizleri horon oynarken gören bir hanımefendi “Bize bu Horon’u öğretir misiniz?” dedi. O akşamın coşkusuyla isteklerine evet dediğimi ,ertesi gün onları, derneğimizin önünde arabalarının içinde beni beklerlerken görünce hatırladım. 1965 yılında 9 yaşında iken, babam Ali Genç’in, yorgan çubuğunu göstererek “Kızılcık sopası mı yersin, yoksa  Horon oynamayı mı öğrenirsin?” dediğini hala hatırlıyorum.  1956 yılında  İstanbul’da doğdum. Trabzon’u Maçka’yı ancak yirmi yaşımda görebildim. Horon’u öğrenmemek için kaçtım ama  kaçma işinde devamlılığını sağlayamadım. İyi ki de kaçamamışım.

 

Küçük Mustafa Paşa’da yorgan deposunda – her ikisi de nur içinde yatsın- babam Ali Genç’in emir ve  komutasında :)))  Bahattin Çamurali’nin kaydeleriyle, horonu öğrenişimizin üzerinden tam 40 sene geçmişti. Horon oynamayı, profesyonel olarak yaptığımız ve aynı zamanda yaşam mücadelesine dalıp, Horon kültürünün bu kadar önemli bir olgu olduğunu anlayamamış olmam nedeniyle, kimselere aktarmamıştım. Tabii buna uygun kurs verebileceğimiz bir mekanımız da yoktu. Tam o sıralar, Topkapı Kaleiçi’ndeki, Trabzon Maçka Sevinç Köyü’nün (Soldoy) arsasına, iki katlı bir yer yapmıştık. İkinci katını kurslar için düşünmüştük. Gönüllü hem de Karadenizli olmayan kursiyerler bulup, derslik mekanı da sorun olmaktan çıkınca, 2005 yılında , şimdi “Horon Tutkunları” adını verdiğimiz kültür dostlarıyla beraber kurslara başlamış olduk. Ve kendileriyle ömür boyu sözde ve gönülden kontratlıyız. Onların, üstün istek, arzu ve özverisi beni daha çok şey öğrenmeye itiyor. Zaten horonun sonunun olmadığını babamdan duymuştum. Bizlerde bu uğurda devam ediyoruz. Horon’un tek bir ilçeye mal edilmesinin yanlışlığına olan inancım, horon kurslarını açmama neden olan başka bir düşüncedir.

Horon öğrenmek isteyenler arasında Karadenizli olmayanların da olması tesadüf mü?

Kesinlikle değil. Gezdikleri yerlerden, duydukları nağmelerden,  gördüklerinden etkilendikleri için öğrenmek istediklerini anlıyorum. Horon oynayanlarda gördükleri coşku, uyum ,neşe ve heyecanın, Karadenizli olmayan insanlarımızı etkilediğini düşünüyorum. Çünkü, Horon dışında hiçbir halk dansını, düğünde, barda ,dağda, kırda, şenlikte, lokantada, yolda, arabada vb. oynayanları göremezsiniz. Bu heyecanı yaşamak ve kendileri için bir şey yapmak için kurs aldıklarını duyuyor ve gözlemliyorum.

Gençler, orta yaşlılar, kadınlar, erkekler hangi grup daha meraklı ve özverili?

Bunu ayırt etmek çok zor… Ama orta yaşlıların bu işe daha önem verdiklerini görebiliyorsunuz. Bildiğiniz gibi ,Folklor veya Dans eğitimi genelde okul yıllarında veriliyor.  Anaokulu, ilk öğretim ve Evrenkentte (Üniversite). Okul yıllarında folklor veya dans eğitimi alamayanlar, ileriki yaşlarında kendileri için bir şeyler yapmaları gereğini anlayınca, eğitim alacak kurs aramaya başlıyorlar. Benim verdiğim kursun bu anlamda öneminin büyük olduğunu düşünüyorum.

Gencecik yaşlardaki öğrencilere Horon/Dans öğretmek ile belli yaşa gelmiş insanları eğitmek arasında çok büyük zorluklar olduğunu belirtmek istiyorum. Buna rağmen verdiğim kursların başarılı olduğunu gelen olumlu tepkilerden anlıyorum.

Horon oynayabilmek için belli bir fizik kondüsyonu gerekiyor mu?

Hayır gerekmiyor. Haftada bir buçuk saat sevdiği ,kendini ifade edebileceği halk dansını öğrenmiş olmak düşüncesi ve grup bilinciyle neşe içinde çalışmak kondüsyon gerçeğini önemsiz kılıyor.

Horon öğretirken ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

Bugüne kadar önemli soruna rastlamadım. Genelde yapıp yapamayacağına tam emin olamayanların sadece kendileriyle ve birinci dersin sonunda kadar, biraz da olsa iç hesaplaşması olabiliyor. Dersin sonunda, sadece bir buçuk saat içinde onu da halletmiş oluyorum. Bu nedenle kurslarımıza ,yaşı, boyu, kilosu, yeteneği ne olursa olsun herkesin katılımını sağlıyorum.

Trabzon yöresinin horonlarının diğer yörelerle farklılık ve benzerlikleri var mı?

O yörede doğup büyümediğim için, horon tavırları arasındaki farklılıkları, gerçektende çok güzel horon oynayan Soldoy’lular dan edindiğimiz tekniklerden, gençlik yıllarımızda çok oynayarak edindiğimiz deneyimlerimden ve son zamanlarda internetten yayınlanan videolardan gördüğüm kadarıyla cevaplamaya çalışabilirim. Örnek: Alucraya/Şebinkarahisar’a hiç gitmedim. Kurslarımıza gelenlerin isteğiyle videoları incelediğimizde, Horon eğitiminin başlangıcında kimine göre 7  sayı, kimine göre 8, kimilerine göre 10 sayısıyla verilen, bana göre de 13 olan, öğrenildikten sonra sayıların önemini yitirdiği ve melodiyle bütünleşen düz horonun ( üç ayak ! ) temelde aynı olduğunu, kuzeyden güneye doğru inildiğinde, halay havasında oynadığını izleyebilirsiniz. Görele’de oynanan horonun, Maçka’da ve Torul’da oynananla şekil bakımdan farklı olmadığını görüyoruz. Yenlik (rahat-ufak) ve Aşağı almadaki tavırları o bölgede yaşayanların duygusunu/sevecenliğini/saldırganlığını/isyankarlığını ve üst düzey coşkusuna göre bölgesel farklılığını gösteriyor diye düşünüyorum. Nedir? Bana göre bölgesel tavırlı horon; Tonyalı , Ağasarlı gibi yerinde ritmik titreyebilmektir. Maçkalı gibi ritmik ahenk içinde salınarak oynamaktır. Akçaabatlı gibi dalgaların üzerinde gezinebilmektir. Sürmeneli gibi sallanabilmektir. Hemşinli, Göreleli gibi  oynamaktır. Of, Çaykara ve Rize’de oynanan horonlar sanırım birbirine benzemektedir. Rumlarda oynanan sera (sıksara) horonunun, gördüğümüz kadarıyla ,bizimkine benzerliğini de belirtmekte yarar var. Onlarda da düz horonu sayı olarak düşündüğünüzde aynı sayıyı bulursunuz. Kendi melodilerine göre aynı horonu yaylanarak oynamaktadırlar. Yine onların, eski bir videolarından gördüğüm kadarıyla, iki kişinin oynadığı sıksara horon birebir Maçkalı eskilerin yerinde ritmik ve uyumlu titreyerek (vücudun her yeri) oynadıkları horona benzemektedir. Buraya kadar anlatmaya çalıştıklarım, sahne için disipline edilmemiş, halkın oynadığı bölümün (Düz horon/Yenlik/Aşağı alma) anlatımıdır.  Aslına bakarsanız , Yenlik/Aşağı alma, düz horon oynanırken vücudun olağan/tabii salınımından farklı bir şey değildir.Farklılıklar ,oynayanın bire bir ruh yapısıyla alakalı bir durumdur. Yani Horon Karadeniz insanının ruhunu yansıttığı muhteşem bir danstır. Horon olarak adlandırılması gerekende , Düz horon/Yenlik/Aşağı alma bölümleridir. Diğer bölümler bir gösteri akışı için tamamiyle sayıyla yapılan çalışmalardır. Çeşitli hareketlerden etkilenilerek oluşturulmuş ve/veya halk arasında oynayanların tavırlarından esinlenerek gösteri düzenine sokulmuştur.

piknik_toplu_horon

Soldoy köyünün sıkı horoncular yetiştirmesinin bir sebebi var mı?

Ben gerçekten onlara “Horonun Sultanları” diyorum. Bir farklılık var: Soldoylu büyüklerin horonunu kelimelerle anlatamam. Gerçekten çok büyük bir ruhla ve üstün bir gösterişle oynuyorlardı. Onların horonunu çok seyrettim . Onları web sitemde ifade etmek için, şu kelimeler dökülmüştü ağzımdan.: “Soldoyluları bu şekilde ifade etmek, 42 yıllık birikimimi de gözönüne alırsanız, gerçeğin tam kendisi gibi geliyor bana.”

Gerçekten de horon kültürünü yöresel eğlence olmaktan çıkarıp, 1937-38’lerde Atatürk’e horon gösterisi sunabilme şerefine erişen, 1945-50 yıllarından itibaren ,Karadeniz Horon ve Kemençe kültürünü, İstanbul sahne ve gösteri alanlarına taşıyan, Maçka yöresi halk oyununun ve Karadeniz kültürünün bugünlere taşınmasına öncülük eden, Horon’un gerçek sultanları, Soldoy’luların önünde horonla özdeşleşmiş olarak, Karadeniz kültürü adına saygıyla eğilmeyi bir borç biliyorum. “Sultan of the dans (Anadolu Ateşi)” adlı gösterideki horonun, bilim ile bütünleşen muhteşem tekniği, olağanüstü gösteri düzeni ve estetiği varsa,  bu olguları bire bir tamamlayacak ruhu da, alçak gönüllülüğü bir kenara bırakacak olursak,biz Maçka/Sevinç ( Soldoy ) köylülerde vardır. Bu konudaki en büyük eksikliğimiz ise Maçka horon kültürümüzü, estetiği/görselliği, tekniği ve ritmik ahengiyle bugünlere taşıyamamamızdır.”

Maçka horonları üzerine diğer köylerde de derleme ya da alan araştırması çalışması yaptınız mı?

Maalesef yapamadım. Keşke böyle bir imkan yaratabilsem. Sadece profesyonel yaşamda, her ilçeden, her köyden ve şehirden insanlarla çok horon oynama deneyimi edindim. Şimdilerdede herkesi, her ekibi seyredebilme şansına sahibim. Ayrıca şunu da gözardı etmemek gerekir: Maçka’da veya başka ilçede, köy köy gezsem, otantik anlamda horon oynayabilen kaç kişi bulup araştırma geliştirme yapabilirim? Yaşım 51, aslına uygun horon oynayanları bulabilmem için 75-80 yaşlarında insanlarımızı seyretmemiz gerekir. Bu nedenle araştırma adına bu günlerde bir şeyler yapmak da bu anlamda çok zor gibi gözüküyor. Ama hep iç içe olduğumuz , Soldoylu bir çok horoncudan etkilenip, figür, estetik, vücut tavrı edinebiliyorsunuz.  Benim yaşımdan küçük horonculardan teknik anlamda etkilenmek mümkün, ruh olarak “asla etkilenemem” diye düşünüyorum.

Horonlara en çok yakışan enstrüman hangisi (kemençe, zurna, kaval, tulum)?

Biliyorsunuz ki ;melodi ve dans, birbiriyle bire bir bütünleşmezse hiçbir şey ifade etmez.

Çok iyi çalan bir kemençe ile melodi üzerinde süzülerek oynayabilirsiniz. Kaval içinde aynı şey geçerlidir. Ama tüm coşkunuzu, tutkunuzu dışarı dökmek istiyorsanız Davul-Zurna bir başka oluyor horoncu için. Tabii kapalı alanlarda Kemençeden başkası olmaz. Kemençe Sanatçısının horoncudan, Horoncunun da melodiden, kaydelerden çok etkilenmesi gerekir. Ritmik ahenk (bana göre horonun aslı) içinde titreyen horoncuları bir araya getirseniz; bu ekibe de Bahattin Çamurali, Muzaffer Aktürk, Fahrettin Dilaver,Sırrı Öztürk, Siamidis Kostas veya Mehmet Tak, Cemal Berber çalsa, o gösterinin keyfine çalan da, oynayan da  seyreden de doyamaz.

Kaç tür horon biliyor ve öğretiyor sunuz?

A)-Neler biliyorum? : Size hemen Maçka horonunu ve Bıçak Horonunu çok iyi oynarım, Akçaabat horonunu bilmeyen yok, Tonyalı/Ağasarlı gibi olmasa bile, aynı müzik ritminde, yerimde ritmik tireme yapabilirim ve vücudumu yöre insanının tavrına yakın duygularla sallayabilirim diye cevaplayabilirim. Bana göre ise öncelikle Horon Nedir? sorusunu cevaplamamız gerek. Horon bana göre, halkın oynadığı bölümdür. Titremesi, ahengi, çabukluğu (hız değil) tavrı kısacası ruhu ve estetiğiyle olan bölümdür. Asıl önemli olan ve bugüne kadar üzerinde yeteri kadar durulmayan bölümdür. Bu bölümün çok iyi oynanması gerekir diye düşünüyorum. Diğer bölümler ve figürler sayıyla çok kısa zamanda öğrenilen şeylerdir. Hiç tanımadığınız bir horoncuyla, herhangi bir yerde (şenlik/düğün) bir araya geldiğinizde Horon oynamaya kalksanız” ne oynarsınız? Ve horonun hangi bölümlerini oynarsınız?” Bu duruma özellikle dikkat edilmesi gerekir. Kısacası Horon; Uyum, ritm, ahenk, tavır ve coşkusu ile üç ayak (düz horon) yenlik ve aşağıya alma bölümüdür.

B)- Her yaş, her beden, her kilodan bugüne kadar horon oynamamış insanlara, öncelikle Horonun kendisini üç ayak (düz horon) yenlik ve aşağıya alma bölümünü öğretiyorum. Bu temel iyi olmadan figürlerin görselliği ve estetiği, Karadeniz tavrı ve ritmine tam uyum sağlamaz. O zaman benim isimlendirdiğim gibi “Kasap Horonu” olur çıkar. Horonu, aslını öğrenen düşünüyor ve karar veriyor. Horonu geliştirmeli miyim? Yoksa bu kadar oynamak bana yeter mi? diye. Şunu ifade edeyim ki, kursumuza katılanlar, horon dansının muhteşemliğine karar vererek, kurslar ve horonlu gecelerin içinde kalmaktan mutlu oluyorlar.

Horon dışında Anadolu, Balkan veya Kafkas halk oyunlarından (halay, kasap, zeybek vs…) beğendiğiniz yöre ve oyunlar hangileri

Kafkas-Hakkari-Trakya, öncelik vermek gerekirse, halkın oynadığı (yalın/olağan) duygusunu yansıttığı hangi dans sevilmez ki?

İyi bir horoncunun ne düzeyde müzik kulağı ve müzik bilgisine sahip olmalı?

Kulağı bilmem ama o nağmeleri kalbinin derinliklerinden, saç diplerine kadar duyması, hissetmesi ve bire bir her notanın üzerine basarak, bu olguların etkisiyle kimseden (sahne-gösteriş vb) etkilenmeden ortaya dökenler olmalıdır.

Ne tür müzik dinliyorsunuz? Özellikle tercih ettiğiniz sanatçılar var mı?

Tür fark etmez, güzel tüm müzikleri dinliyorum. Otantik Karadeniz müzikleri kanımı canlandırıyor. Türkü, Sanat Müziği zaman zaman Klasik müzik kısacası ruha hitap eden müzikler.

Fuat Saka, Nalan, Sezen Aksu, Zülfü Livaneli, Müzeyyen Senar, Sabahat Akkiraz, Volkan Konak, Gülay, Özdemir Erdoğan güzel olan her şeyi.

Horonu oynarken kemençede kimin olmasını arzu edersiniz?

Siksara’da: Bahattin Çamurali-Siamidis Kostas-Cemal Berber

Tonya –Ağasar’da: Mehmet Tak, Mehmet Gündoğdu, Hayri Yaşar Karagülle

Yenilerden ise Rıza Can Özel ve Umut Emre Aksoy , Yunus Emre Kurt ,İrfan Seyhan

Yunanistan’a gittiniz oradaki Rumların müzik ve horonlarıyla benzerlik ve farklılıkları gözlemleyebildiniz mi?

Şu bir gerçek ki müzikleri insanın ruhuna işliyor. Çok güzel tane tane çalıyorlar, koşturmak/yay atlatmak yok, kulağa hoş geliyor ,çok beğeniyorum. Melodiler Karadeniz bölgesine ait, sadece yorumları farklı ama aynı duyguları çağrıştırıyor insana. Karadeniz kültürüne çok önem veriyorlar. Orada azınlık olmaktan mı kaynaklanıyor yoksa başka bir şeyden mi ? bilmiyorum.

Daha öncede belirttim. Benim oynadığımla farkı, müziklerini etkisiyle yaylanarak ve rahat rahat oynuyorlar. Benzerlik çok …En büyük özellikleri horona, kemençeye ,tuluma çok değer ve saygı gösteriyorlar. Bizde ise bireysellik ön plana çıkıyor. Horon kültürünü tam aktaramıyoruz herhalde kendi toplumumuza. Bilinçli bir şekilde emekle, hiç bıkmadan geliştiremiyoruz . www.horonevi.com adlı sitemde videolara yer veriyorum. Onların videoları da var. İç içe halklar kuruyorlar saygıyla, herkes aynı şeyi oynuyor. Kurdukları halkaların içine kimse girmiyor. Haddini hududunu biliyor oynayanlar. Ve derslerine çok iyi çalışıyorlar. Bıçak horonumuz için şu yorumu yapmıştı ünlü kemençecilerinden biri: “Sizin oynadığınız bıçak horonunu dokuz yıldır çalışıyoruz yine olmuyor”demişti.

Evet diğer oyunları da çok çalışıyorlar. Eskiden çok daha yavaş ve ahenkli oynuyorlardı. Şimdilerde hızlanmışlar. Demek ki çok çalışıyorlar. Benden Maçka’ya ait uzun hava türküleri istemişlerdi, sanırım öğrenip söylemek için. Karadeniz çalgılarıyla Kemençe, Davul, Tulum, Kaval ile oynanan oyunların hepsi Karadeniz’e ait değil sanırım.

Bu nedenle çeşitli bölgelerimizde oynanan oyunları /figürleri Karadeniz estrümanlarıyla oynuyorlar. Kars/Gaziantep yöresine ait halk oyunlarını da Kemençeyle oynuyorlar. Evet herkes derneklerde folklor eğitimi alıyor. Özel tavernalarında horondan başka hiçbir şey oynanmıyor. Orada herkes eğitim alarak oynuyor. Bizde ise ;”Yok Maçkalı iyi oynar, yok Tonyalı iyi oynar, yok Sürmeneli iyi oynar” diye bölündükçe bölünüyoruz. Forum sayfamıza gelen e-postaların birinde , horon oynayabilmek için kurs alanların olduğunu takip eden bir arkadaşım şöyle demişti: “Anlamıyorum ya! Bunlar şimdi horon için kurs mu alıyorlar?”. Olaya bakışımız genelde böyle galiba. Kol kola girerek bir ileri bir geri oynamanın horon olduğunu öğrenmişler. Doğru oynayabilmek için eğitim şart olduğunu sanırım zamanla anlayacaklar.

Çalışmalarınızda bugüne dek Karadeniz dernek ve oluşumlarının katkısını gördünüz mü?

Çalışmalara başlayalı iki buçuk sene oldu. Maçka Sevinç Köyü Derneği de 3 sene önce yeni yerine taşındı. Taşındığı ilk günden beri, Başkan ve Yönetim Kurulu bir dediğimizi iki etmedi. Hiçbir çalışmamıza , eğitimimize kendileri de horon konusunda bilgi birikime sahip olmalarına rağmen karışmadılar. Horon kursların yanında Kemençe Kurslarını da yaptık. İstedik ki burası bir Horon Kemençe mabedi olsun. Mutluyuz öyle de oldu. Karadeniz Kültürüne “Hep Destek/Tam Destek” sağlayan Maçka Sevinç Köyü Derneği müteşekkirim.

Yeni projeleriniz var mı?

Maçka, Ağasar, Akçaabat, Tonya, Sürmene,Vakfıkebir, Of, Rize, Hemşin Horonlarını iyi bilenlerin bir araya gelerek Karadeniz’e mal olacak bir gösteri düzeni oluşturabilmek için içimde arzu ve istek var. İnşallah gerçekleştirmek nasip olur. Mesela böyle bir oluşum için Karadeniz’e gönül vermiş büyük firmaların desteğiyle gerçekleşebilir. Trabzon’da, Rize’deki Uluslararası Festivallerde Karadeniz’i ifade eden “ Karadeniz Folklor Ekibi”ni hayata geçiririz. Fuat Saka üstada da çok sesli Davul-Zurnalı-Kemençeli-Tulumlu-Kavallı bir müzik yaptırır uluslararası alanda Türkiye’nin sesini duyururuz. Bu hayale inanıyorum.

Ayrıca eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Evet var. Bana göre ;

“Horon, ritm, uyum, çabukluktur; Aşağı almadan, omuz silkmeden horon olmaz”

“Horon bizim için ; ne matematik eğitimi , ne de asker talimidir. Horon; ritmik müzikle birebir bütünleşerek, ahenkle oynanan bir coşkudur.” Aclan Sezer GENÇ

Dedikten sonra, bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar dilerim.





Google+ Bookmark and Share
Avrupa ve Anadolu yakasında yetişkinlere yönelik eğitim veren ilk ve çok özel kursumuzu incelemeli, Horon hakkında yazıya dökülmüş düşünceleri, hayata geçirilmiş garantili eğitimi sorgulamalısınız.

Zaman değeri olarak 10 zamanlı bir oyun olan Horon’u bizden eğitim alarak öğrenen ve öğrendikten sonra HoronEvi bünyesinde kalıp, hala eğlenen, stres atan, haz ve keyif duyarak horon dansını uygulayan, gezilere giden, öğrendiklerini uygulamak için her ay HoronEvi önderliğinde yapılan “Yemek Bahane, Horon Şahane”  etkinliklerinde olan, Kemençeli muhabbet (geleneksel kültürün çok önemli bir özelliğidir), Kahvaltı ve Pratik saatlerinde bir araya gelen onlarca insana sorarak araştırmalısınız.

Altı ay eğitim aldıktan sonra eğitim veren onlarca kuruma ulaşabilirsiniz. Horon Evi kurslarında kursiyerlerin, bireysel gelişimi sabırla ve özenle işlenerek, yıllarca hiç bir dansı uygulamamış, oynamamış insanları bile, birebir işlenerek çok iyi dans eder, horon oynar hale getirmektedir.

Türkiye’de genelde eğitmenler okullarda ve konservatuarlarda gösteri düzeni uygulamasıyla yetiştirilmektedirler. Belli yaşa gelmiş, kültürünü aktarmak için veya eğlenmek için herhangi bir kursta, tanımadığı kişilerle birlikte eğitim alıp Horon’u öğrenecek insanları bir gösteri grubu gibi çalıştırmak hiç bir şeye yaramaz.

Farklı meslek, çevre ve arkadaş gruplarına ait kursiyerlerin amacı; sadece ve sadece gittikleri yerlerde oynamak, eğlenmektir. Bir kursta gösteri grubu esası ile çalışanlar sonradan bir araya gelip Horon oynamak için bir yerde bulunabilirler mi? Bu nedenle kursiyerler Horon’u, yörede oynandığı haz ve keyif duyarak, üst düzey coşku içinde eğlenerek ve bireysel olarak, horon tavırlarını, süslemeleri, olmazsa olmaz sıksarayı (sera) oynayabilmek, kısacası horon estetik tavır, yalın figürler, geleneksel değerler içinde öğrenip uygulamak zorundadırlar.

Bu eğitimin adresi HoronEvi‘dir. Horon, babadan oğula aktarılan, bir yörenin Maçka, Soldoy’da ritmik titreme (sıksara) oynanan ve her bireyin aynı güzellikte oynamak için eğitildiği bir sistemle öğretilmelidir. Koreografik düzen bundan sonra uygulanmalıdır.

Bu nedenle o kursun eğitmenlerini incelemelisiniz. Güzel ve estetik oynayabilmeniz için vücut ve tavır olarak tek tek işleneceğiniz HoronEvi’ni tercih etmelisiniz. Eğitim sistemimizi, mekanımızı, insan olarak eğitim verirken gösterdiğimiz davranışlarımızı ve sizleri kültürün içine çekebilmek için gösterdiğimiz, azmi, sabrı, özveriyi ve sevgiyi, saygıyı sorgulayınız. Bunların eksik olduğunu hissettiğiniz anda maddi manevi kaybettiklerinizi geri isteyebilirsiniz.

Eğitimin dışında nereden kurs alırsanız alın, gezi ve gecelerimize, otantik muhabbetlerimize, horonla geçen kahvaltılarımıza ve pratik saatlerimize katılabilirsiniz. Bu kültür hepimizin elden geldiğince gelecek kuşaklara aktarılmak için çalışılacaktır.

Burası HoronEvi, Horon burada insani ve evrensel değerleri, geleneksel ve otantik değerleriyle layıkıyla verilir. Horon aynı senaryo, kitap gibi giriş – gelişme – sonuçtur. Bu felsefeyi hayata geçirerek verilen eğitimin özelliklerini ve güzelliklerini, yaşınız kaç olursa olsun öğrenip uygulayabilirsiniz.

Bu nedenle; Eğitimi veren kişi veya kurumun saygıyı, sevgiyi ve horon halkasında elele tutuşmanın erdemine ve güzelliğine inanlardan almayı tecrübe etmelisiniz..

Horon’un temel değerli, ana yapısı, on zamanlı sistemini horon evinde, ayak sağlığınızda bir problem veya sakatlık yoksa! 15 dakikada öğrenebilir, gittiğiniz yerlerde, bugünkü gibi, kolları yere paralel tutarak ve aşağıya yukarıya doğru sallayarak, kısacası sadece tepinerek oynayabilirsiniz. Eskilerin videolarında paylaştığımız gibi, horonun nasıl oynadığını izleyerek öğrenebilirsiniz.

2011-12-26 22.14.51

Eğer horon kursu alma niyetindeyseniz basma-kalıp, yani tek düze estetikten uzak eğitimlerden kaçınmalısınız. Kurs almayı düşünenler, eğitimi almaya başladıklarında layıkıyla öğrenmezlerse, gittikleri yerlerde uyum sağlayamaz ve horon kültüründen kaçmayı ve bir daha oynamamayı tercih ederler.

Eğlenmek, dans etmek, kültürünüz aktarmak için iyi oynayan beş kişi olmak yerine, ortalama yalın, sade ve doğru oynayan 30 kişi olmayı, horon oynayan (dansçı değil, dans eden) biri olmayı tercih etmelisiniz.

Horon’a kültüre tutkuyla bağlı ve düşüncelerini, uygulayışlarını ve hayatlarını yazıya dökerek çalışan ve Horon konusunda kafalardaki soru işaretlerini elden geldiğince ortadan kaldırmaya çalışan biz ve bizim gibileri değerlendirmelisiniz.

Elbette Halk oyunları giderek bozularak icra edilirken farklılık gösterecektir. Bu zamanlarda Horon oyununa büyük şehirlerde, özellikle İstanbul da oturanlar sahip çıkmaktadırlar.

Asla unutulmamalı ki, Horon tek bir halkada, yenlik, aşağıya alma sıksara (sert) gibi geleneksel ve olmazsa olmaz (!) değerleriyle bir kişinin yönetmesiyle oynanmalıdır. Horon birlik bilincidir. Horon diğer toplu danslarda da olduğu gibi, aynı anda, aynı şeyleri düşünerek ve hissederek, melodiyle tam uyumlu yapılan eşsiz bir halk oyunu, halk dansıdır.

Horon’un oynarken keyfini ve hazzını yaşamalı hayatınıza neler kattığını tecrübe etmelisiniz. Bu değerleri öğrenip uygulayabilmek için eğitimi doğru yerlerden almalısınız.

Kemençe, Davul-Zurna ile oynanan Horon’un temel yapısı; Maçka’da, Tonya’da, Ören’de Giresun da, Görele’de, Pontuslular, Şebinkarahisar’da aynıdır.  Bayburt’ta, Gümüşhane ve Kelkit’te, Sivas dik horonunda Tokat gibi halay tarzı danslarda da / oyunlarda aynıdır. Farklılıkları o yöre halkının dinlediği ve oynadığı müzik (kayde/gayde) ile birebir alakalıdır. Ve, aslolan sadece müzik ve doğal insan unsurudur.

 

Saygı, Sevgilerimle

HoronEvi Derneği

acla23Aclan Sezer Genç

 



Yunanistan gezisi için bende bir şeyler yazma gereği hissettim, müthiş bir ortam müthiş bir atmosfer ve bizi hiç tanımadıkları halde, el üstünde tutup ağırlayarak önemseyen güzel insanlar ile birlikte olduk. Gezdik, eğlendik, daha gidilecek görülecek çok köyün, çok güzelliklerin olduğuna inanıyorum ve her şeyden önemlisi ben kendi adıma, kemençe adına, melodi adına ACLAN SEZER hocamız ve HORON EVİ ailesi sayesinde işlenmemiş bir madene düşmüş gibi oldum. Bu kültürün sadece bizim ülkemizde olmadığını ve bizim ülkemizde popülerlik hırsı yüzünden her geçen gün dejenere edilerek bozulup yok olma yolunda giderken onların buradan gidip orada bu kültürü hiç dejenere etmeden aynı eskisi gibi saatlerce kol kola horon oynayıp aynı saflık ve güzellikte yansıtarak bu kültürü çok yoğun bir şekilde yaşadıklarını gördüm. Bu unutulmaz  hatıralar bırakan gezide, çok neşeli istedikleri her yerde türkü söyleyip horon edebilen grup arkadaşlarıma ve değerli ACLAN SEZER GENÇ hocama can’i gönülden teşekkürlerimi sunuyorum…

Hakkımızdaki Yorumlar

Fikret Yelkenci
53 yaşıma kadar çeşitli Derneklerde ve Vakıflarda bulundum. Zaman zaman yöneticilik 2.başkanlık ve başkanlık yaptım…
Hiç bir yerde horonevinde olduğum kadar kendimi rahat, güvende ve huzurlu hissetmedim..
Yaşamın içinde ve Gerçek anlamda ” BİR” olmanın ve “BİRLİK” olmanın güzelliğini sizlerle birlikte horon halkasında yaşadım.
Bana böylesine güzel duyguları yaşattığınız için yüreğinde horonevinin manevi değerlerini taşıyan herkese ve horonevini bugünlere getiren başta Aclan Aclan Sezer Genç olmak üzere emeği geçen herkese yürek dolusu teşekkür ederim..
İyiki horonevini horon kültürü ile yoğrulmuşum..ve iyiki siz birbirinden değerli dostlarla tanışmışım..
İçimde yanan horon ateşi ile en kısa zamanda buluşmak dileğimle herkese gönül dolusu sevgi ve saygılarımla..
Demet Erdoğan
TEŞEKKÜR..
Dans etmeyi oldum olası sevmişimdir ama ‘horon’un damarlarımdaki kanı bu denli çağlatacağını bilmezdim.
Horon Evi ve Aclan Sezer Genç sizlere teşekkürler,
çünkü her birimizi arızalarımızdan uzaklaştırdığınız için,
teşekkürler,
çünkü horon halkasında elele herkesin bir olduğunu gösterdiğiniz için,
teşekkürler
çünkü 40 kişinin birarada çok yönlü tatil yapabilmesini sağladığınız için,
teşekkürler Yunanistan – Katerini gezisi için,
ve teşekkürler,
çünkü tüm dünyanın birbirine düşman olup savaş saflarına ayrılırken bizi Pontuslu komşularımızla can dostlukların kurulmasına zemin hazırladığınız için..
Teşekkürler…

Giler (Büyükyılmaz) Aslan ; Can kardeşim. Sen bizleri nerelere götürdün çoçuklumuz kemence RAHMETLİ , ALİ AMCA, HASAN AMCA KARA, TEMEL KEMENCECİ OSMAN AMCA ,DAHA NİCELERİ HORAN OYNAYANLARI ÇOÇULUĞMUZDA HAYRANLIKLA İZLERDİK. BABAM VE AMACALARIM. BU İŞİN DUAYENLERİ HORANA GÖNÜL VERMİŞ ADAMLAR. BU GÜZELLİĞİ TEKRAR YÜREKLERİMİZE TAŞIMAN İNAN YÜREKTEN SÖYLÜYORUM AJLANIM GENÇLRİMİZDEKİ O KANI ALAVLENDİRDİ VEEVLATLARMIZ BİR AN ÖNCE ÖĞRENMEK İÇİN CAN ATIYORLAR. ÇOK DUYGULANDIM VE TEKRAR SENİ YÜREKTEN KUTLUYORUM KARDEŞİM…….. GÜZEL KARDENİZİM TRABZON MAÇKAM – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 19.11.2012

İpek Kaplan : Merhaba Hocam, Bugun Horonevi derneginin degerini bir kez daha anladim ve kulaklarinizi oyle cinlattim ki paylasmadan edemedim. Oyle fakli kulturlelere, aile yapilarina, siyasi ve dini goruslere sahibiz ve oyle guzel BIR olduk ki, birakin Turkiye’de, dunyada bir ornegimiz daha yok bence. Sizlerle tanismadan once bircok dernekle calistim, bircok olusumun icinde var olmaya calistim, sadece INSAN olarak. Ama malesef, hic bir kurum beni sadece insan olarak gormedi, ya A olmam gerekti ya da B. Ben de bu durumu kabul etmedigim icin iliskiler kisa sureli oldu. Simdi Avrupa’nin tam ortasinda yine ayni sorunlarla basbasayim. Bugun ismi lazim olmayan bir dernegin toplantisina gittim. Dernegin olusumunda yer alan birkac tanidik isim vasitasiyla. Anadolu kulturu, Anadolu tarihi ve cografyasi ile Turk dili konularinda kendilerine yardimci olabilecegimi ve bunu hicbir maddi talep karsiliiginda yapmayacagimi (bu konuda egitim almis ve uzmanlasmis biri olarak) belirtirken tahmin – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 24.09.2012

Karadeniz kültürü ve horonla bu sene Aclan Hoca ve Horonevi sayesinde tanıştım. Yunanistan’a ise 20 yıldır gelir giderim, yani kendimi Yunanistan konusunda bilgili, görgülü zannederdim. Meğerse ne büyük bir yanılgı içindeymişim. Yunanistan’da Pontos kültürünün bu kadar derinliği olduğunu, insanların bu konuda Karadenizli kültürdaşlarını aratmayacak kadar coşkulu, sıcak, tutkulu olduğunu, sizi tanıdıkları anda sıcacık sarıp sarmaladıklarını birebir yaşama fırsatı buldum/bulduk. Her şenlikte tanıtıldık, insanların şaşkınlık, hayranlık ve mutluluk dolu bakışlarıyla, sohbetleriyle karşılaştık. Öte yandan, sabahlara kadar coşkulu, ama ölçülü, tutkulu ama dingin eğlencelere hem şahit olduk hem de sonuna kadar katıldık. Büyüleyiciydi… Grubumuzun bir diğer şansı, enerjisi, gülümsemesi, kemençesi ve repertuarı hiç bitmeyen Yunus Emre Kurt, neşesi, gözlemleri, tulumu ve türküleri her daim bizimle Filiz İlkay Balta, on parmağında on marifet, üstüne üstlük Yunanca bilgisiyle çok kez bizleri – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 27.08.2012

Selanik-Kozani-Katerini-Edessa gezilerinde keyfi ve hazzı yaşadık. Bu felsefedeki anlayışı uygulayan, yaşayan ve uyum içinde geçmesini sağlayan, gezideki tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Anna, Pelagia , Anasstasia ‘nın dostluğunu, misafirperverliğini, bizler için çırpınışlarını bir başka arkadaşımın anlatması daha doğru olacaktır. Yorgo Kuyumcudis ; Çok özel bir dost. Daha önceki gezilerimiz dahil, hiç bir zaman, hiç bir gün, hiç bir saat bizi yanlız bırakmadı. Sabah beşlere kadar bizlerle kaldı. Gittiğimiz ilk köyde yağmur nedeniyle etkinlik iptal oldu. Bizi hemen oradaki lokale aldılar, sahne ve sofralar kuruldu. Bize ikram edilenlerin haddi hesabı yok. Yunus , Onur, Filiz sahne aldı. Bahçesinde sabaha kadar oynadık. Hesabı asla ve asla ödetmediler. Fuat Saka’nın şarkısındaki gibi ” Nesini söyleyim, canım efendim” İlk iki gün bize katılan Apolas Lermi, giderken ve orada çok güzel saatler yaşattı. Filiz İlkay Balta giderken, gelirken her telden çok özel türküler – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Aclan Sezer Genç
tarih: 27.08.2012

Bizim anlayışımız ; Buna asla ve asla izin vermez, veremez, vermemelidir. Tüm dostlarım Horon tadındaki bu felsefeyi anlamalı ve uygulamalıdır. Bu oluşumun işleyişi bu şekilde sürmüştür, sürecektir. Doğru olan budur ve yaşanarak bulunmuştur. HoronEvi adına bir şeyler yapabilmeyi anlayışla, sevgiyle karşılayıp sonsuz destek verir, yazar ve söyleriz. Ancak ; HoronEvi için bir şeyler yapabilmeyi düşünmek ve uygulamak, HoronEvi’ni yönetmeyi düşünmekle karıştırılmamalıdır. HoronEvi Derneğini bir çoğunuzun isteğiyle kurduk. Sözde destek verenlerin bazıları şu anda aramızda yok ! Yönetmek için yetki almak gerekir. Bununda uygulanışı, Genel Kurulda olur. Dernek üyelerine HoronÊvi ‘ni yönetmek istediğiniz belirtir ve yetki alırsanız bunda bir sakınca olmaz! Bizler; eğlenceyi yönetiyor ve birada olabilmeyi sağlamaya çalışıyoruz. Bir örnek vermek gerekirse, devamlı müşterisi olduğunuz bir mağazayı veya bir lokantayı müşteri olduğunuz için yönetmeye kalkabilir misiniz? HoronEvi de böyle bir – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Aclan Sezer Genç
tarih: 27.08.2012

HoronEvi ; Horon anlamında bir felsefeyi, anlayışı ve uygulayışı temsil etmektedir. Oluşumuna, yaşamasına ve kültür aktarımına katkıda bulunan herkes, çok ama çok değerlidir. Kurulduğundan beri doğru bildiğimiz yolda, yaptıklarımız ve uyguladıklarımızla hala varlığımızı sürdürmekteyiz. Sürekli izlemeye ve dans etmeye gittiğimiz ülkenin insanları da , doğru bildikleri yolda, kişileri öne çıkarmadan ama özüne sadık kalarak, kültürlerini, çok özel olarak bu günlere kadar taşımışlardır. Asıl olan budur. Herkesin ortak malı Horon tadında bir yaşamdır. Olaya ve konulara bu şekilde bakmak, bakmayı sağlamak, doğrularıyla iyi şeyler yaparak bu günlere gelen anlayışı ve felsefeyi ayakta tutmaktır esas. Edindiğimiz tecrübeyle, yaşayıp, uyguladıklarımızla ve sizleri birada tutabilmemizin bedelini zaman, zaman üzülerek ödesek de, bu tutumumuz, sağlığımız elverdiği ölçüde bizlerle, vermediği zaman, bizim gibi düşünen anlayışla devam edecektir. Bu anlayışı hayata geçirirken insani, ahlaki, – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Aclan Sezer Genç
tarih: 27.08.2012

Neşe Müniroğlu HoronEvi Ailesi Merhaba Aclan Hoca’m, Yunus Emre, Yusuf, Şeniz çok güzel yazmışsınız, düşünceleriniz benim de düşüncem, hepinize yürekten katılıyorum, sağolun-varolun… Ben de yazıp yazmamak da kararsız kaldım, şundan dolayı ki; Aclan Hocam ve HoronEvi Ailesi, Karadeniz’li olmamama rağmen 8 yıldır içinde bulunduğum ve birebir yaşadığım bu eşsiz kültürün beni nasıl etkilediği, tutkumu, horonun yaşam tarzım haline geldiğini çok iyi bilirler ve dilim döndüğünce, hiç bir zaman tam ifade edemesem de (çünkü kelimeler ve cümleler yetersiz kalıyor) yazmaya ve anlatmaya çalıştım. Artık bundan sonra sıra, aramıza katılan bu muhteşem kültürü yaşayan ve de yaşatmaya devam arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin, gençlerimizin düşüncelerinde dedim, ama yine de dayanamadım :))) Kısa da olsa duygularımı sizlerle paylaşmak istedim… 6 günlük gezimiz başladığı dakikadan, bitiş noktasına kadar muhteşemdi. 2006 da ilk defa gidişimizde ülkeler arası dostluğu, kültürü görmüş, yaşamış, çok – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 27.08.2012

yunanistan gezisi için bende bişeyler yazma gereği hissettim,müthiş bir ortam müthiş bir atmosfer ve bizi hiç tanımadıkları halde el üstünde tutup ağırlayarak önemseyen güzel insanlar ile birlikte olduk. gezdik eğlendik, daha gidilecek görülecek çok köyün, çok güzelliklerin olduğuna inanıyorum, ve her şeyden önemlisi ben kendi adıma, kemençe adına, melodi adına ACLAN SEZER hocamız ve HORON EVİ ailesi sayesinde işlenmemiş bir madene düşmüş gibi oldum.bu kültürün sadece bizim ülkemizde olmadığını ve bizim ülkemizde popülerlik hırsı yüzünden her geçen gün dejenere edilerek bozulup yok olma yolunda giderken onların buradan gidip orada bu kültürü hiç dejenere etmeden aynı eskisi gibi saatlerce kol kola horon oynayıp aynı saflık ve güzellikte yansıtarak bu kültürü çok yoğun bir şekilde yaşadıklarını gördüm.bu unutulmaz anı ve hatıra bırakan gezide ,çok neşeli istedikleri her yerde türkü söyleyip horon edebilen grup arkadaşlarıma ve değerli ACLAN SEZER GENÇ hocama caan’ı gönülden – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 27.08.2012

Değişmeyen ,değişimin kendisi Aclan hocam.Bir de Horonevi’nin çizgisi.Bu çizginin başlangıç noktası Karedeniz kültürünü yaşatmak,canlı tutmak ,olabildiğince de aktarmak.Dokuda uyuşabilenler sürdürebilirliliklerini sağlıyor,uyuşamayacağını anlayanlar önlerindeki ilk durakta iniyor.Sıkıntı bundan sonrasında başlıyor.Objektif değerlendirmelerini yapanlar ,”Horonevi’nin çizgisi bana uymadı ,burada olmamalıyım” söylemiyle el sıkışıp,kalanlara başarılar dileyerek ayrılır.Diğerleri ise, bu düşüncelerini kendilerine bile itiraf edecek yürekliliğe sahip olmadıkları için,kendileri dışındaki herkese,her etkinliğe bir ton laf söyleyip ,bir sürü de çamur atıp öyle ayrılırlar.Kendini içtenlikle Horonevi ahalisinden sayan arkadaşlar Horonevi çizgisini sonuna kadar dikkatle,özenle koruyup kollayacaklarından da şüphen olmasın sayın hocam.Horonevi kendi işine bakar,laf söyleyenlere ağızlarının payını verir,yine döner kendi işini bakar.Sen rahat ol hocam,Horonevi temeli sağlam bir yapı,birlik ve – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 05.06.2012

Hocam, burası Horonevi, bir kültür merkezi. Tabii içeriği dolayısıyla bir etkinlik oluşturma işlevi de var. Ancak bir turizm acentesi ya da “event” şirketi değil; buna RAĞMEN öyleymişçesine canla başla çalışıyorsunuz, bizler de katılıyoruz, durmuyoruz. Üstüne üstlük bunlar KARŞILIKSIZ, ve bir yandan kültüre DESTEK misyonumuz da var. “Yok artık” demek lazım, o yüzden, yok artık! Bu yapılanların hepsi “ekstra”, çıta üstü, birer “bonus”. Dolayısıyla iptal edilen etkinlikler nedeniyle endişelenmek şöyle dursun, yaptıklarınızla övünmeniz lazım. Sevgiler, en kısa zamanda görüşmek üzere… Osman Bahadır Aclan bey gene birisi keyfini kaçırdı anlaşılan hocam biz belli yaşın üstünde insanlarız öyle herkesin dediğine canımızı sıkarsak çok yıpranırız size bir tavsiyede bulunayım bu iş siz olmazsanız olmaz bazıları ileri geri konuşdu diye senin motivasyonun bozulmasın senin en iyisini yapacağına horon evi üyelerinin %98 i inanaıyodur bence önemli olan odur o iki kişide birgün yalnış yaptığını – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 05.06.2012

Bir ay Horon eğitimi almak için geldiler. Horon’u yaşam biçimi yaparak devam ediyorlar. Evet hocam sizin sayenizde arkadaşlarımızla aramızda çok güzel bir bağ oluştu ve bunun oluşmasındaki en büyük pay sizin herşey için çok teşekkürler emeğinize sağlık… Hocam gerçekten sizin coşkunuz, sabrınız ve toparlayıcılığınızla hem horon öğrendik hem de çok güzel insanlarla tanıştık. Tekrar teşekkür ederiz – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 29.05.2012

Osman Bahadır Ben eşim ve iki oğlumla çok mulu bir aileyiz. fakat horon evinde çok daha geniş bir ailem oldu. burada kadriye hanımdanda bahsetmek isdiyorum her etkinlikde katkısı var son etkinlikde dahada çok var fakat o kadar mütevaziki ona birisi teşekkür ettği zaman bile yüzü kızarıyor herkese bir abla bir kardeş gibi yaklaşıyor bende oyle bir kardeşim ve ablam olduğu için çok mutluyum yüzü kızarmasın diyede bu güzel oluşumun mimarı çok değerli dostum açlan beye ettiğim gibi kadriye hanım ve ihsan beyede tüm sevdikleriyle sağlık mutluluk dolu güzel günler yaşamalarını diliyorum. – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 01.05.2012

Gecesiyle ,gündüzüyle nerdeyse hiç uyumadan yaşadığımız bir Selanik Gezisini daha geride bıraktık. Dillerini anlamasakta ,beraber horon oynamanın ,el ele , omuz omuza halka olmanın hazzını paylaştık. Ve belleğimizde güzel anılarla ,hatta Ağustos ayındaki panayıra katılmak için ne yapabiliriz planlarıyla döndük.Öncelikle Aclan Hocama ve sonra da katılan tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Darısı tüm horon evi üyelerine .. – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 01.05.2012

Aclan amca birebir yaptiklarina sahit oldugum icin yazma geregi duyuyorum. Benim dusuncelerim ne onem tasir bilmiyorum ama bu yapi ( HoronEvi) ve Horon adina neler yaptigini ve neler yapabilecegini ben biliyorum ve insanlar senide cok iyi taniyorlar koruma adina sorun yasandiginda senin deneyimlerinin ve tarafsizligina itimatlari tam bu konuda engin bir tecrube ye sahibsin cok sansliyiz ki sen varsin yasasin Aclan Sezer Genc & HoronEvi – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 01.05.2012

Sen istersen herşey olur hocam,sen bu işe zamanını,sağlığını(dizlerinden bahsediyorum),paranı yüreğini koydun senin sayende arkadaş listemde pırıl pırıl 20 yıllık dostlarımla kıyas bile edemiyeceğim kişiler girdi,daha ne yapacaksın ? oluşuma zarar verenlerin zaten zamanla bu işte gönlü olmadıklarını anladıklarında BİR şekilde gittiklerini gördük.Kendi adıma hep yanındayım 6 senedir hiç bir yanlışını görmedim ve göreceğimede inanmıyor seni çok seviyor ve bir abi gibi sayıyorum..Sen iyisini BİLİRSİN. – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 01.05.2012

Yedi buçuk yıl olacak neredeyse, horonla, sizlerle ve Horon Evi’yle tanışalı. Hiç aklıma gelmeyen, hayal bile edemeyeceğim hızla kaynaştık, abi-abla, kardeş, dost olduk, sevinçlerimizi, acılarımızı, sıkıntılarımızı paylaştık canı gönülden, çok ama çok sevdik birbirimizi. Sahip olduğum can dostlarıma, yeni can dostlarım, kardeşlerim, abilerim eklendi. Çocuklarımızdan sonra, bundan daha büyük bir hediye, böyle çok değerli bir hazine ne olabilir ki bizler için!!!! Bir yerde bir yazı okudum, diyor ki; “Bir kez olsun aynı şeyleri hissetmeyi başarabilen insanlar, birbirlerini hep anlayacaktır.” İşte bu söz bizi, Horon Evi’mizi anlatıyor, aynı düşünen, yürekleri tertemiz, sevgi dolu, dostlarımızı anlatıyor. Bir arada olmak, hayatı, güzellikleri paylaşmak, bugün var, yarın yok olabilecek şu kısacık hayatın değerinin, kıymetinin bilinmesi ve mutlu, umutlu bu yolda devam edilmesi gerekirken, huzursuzluk niye, sıkıntı-üzüntü niye, nedir paylaşılamayan, nedir taraf yaratma dürtüsü?? … Bu – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 01.05.2012

Merhaba HoronEvi Ailesi Hoca’mız dayanamaz bir gece daha yapmazsa, 7 yıldan beri eksiksiz davam eden geleneksel Horon Gecelerimizin sezon kapanışını yaşadık dün akşam… Havacılar grubumuzdan, Nimet , Ahmet, Ayla ve Cengiz Abim de bizimleydiler. Yine gece su gibi akıp gitti. Her şey çok ama çok güzeldi. Şiirleriyle Özer Abim, güzel dansçımız Melisa , azimle kemençe çalmasını öğrenen Hamdiye, güzel sesleriyle, Sonay , Sebnem, Hacer Hanım, Hamdiye, fıkralarıyla Ayhan Bey, davuluyla Onur , elbette ki Yunus Emre, ve horon halkasında buluşan siz güzel yürekler harikaydınız, teşekkürler hepinize…. Ve asla olmazsa olmaz Aclan Hoca’m emeğine, yüreğine, eline, ayağına sağlık, her şey için sonsuz teşekkürler… Güzelliklerle geçen bir akşamın ardından gelen hafta sonu da, hepimiz için, mutlu, umutlu, sevgi dolu olsun…:)) – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 21.04.2012

Anne Babanın çocuğuna bakışı dışında , kaç kişi vardır başkalarının mutluluğunu hesap eden, düşünen? Kaç kişi tanıyorsunuz? Hepimizin ortak tanıdığı bir kişi Aclan Sezer Genç. Horon oynatabilmek, Horon Halkasının önemini anlatmak, Kültürü doğru şekilde aktarıp öğretmek, bu halkada dostluklar oluşturmak ve barındırmak, iyi niyeti-sevgi ve saygıyı vermek ve tutabilmek adına canını dişine takan, bizler için sağlığını bile gözardı edebilen, yemeyen yediren, bizler ıskalamayalım diye bir çok şeyi ıskalayabilen cok sevgili Aclan Hocam, Güzelliklerle dolu bir gece daha yaşattınız bizlere.. Yemek bahaneydi, horon dışında herşey bahaneydi, HORON ve kattıkları şahaneydi… Varlığınız, Sağlığınız daim olsun… – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 21.04.2012

Yaklaşık iki senedir Horonevi’nde öğrendim, paylaştım, eğlendim… Haftanın en güzel günü perşembedir benim için. Sabah mızmızlanarak uyandığımda aklıma perşembe olduğu gelince gözlerim açılıverir, büyük bir motivasyonla başlarım güne. Akşamı iple çekerim. Dostlarla buluşmanın mutluluğu, horonun coşkusu alır götürür yüreğimi yaylalara. Her ayrılık vakti ise zordur, on dakika daha, beş dakika daha musallat oluveririm hocamın başına. – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 13.04.2012

Aclan Hoca’mın belirttiği gibi 7 yıldır, hatta 8.yılın içindeyiz. İlk günden bugüne hiç mi hiç değişmeyen, kaybedilmeyen, o coşku, o mutluluk, o keyif, hatta ve hatta yaşadıkça, tarif edilemez hale gelen muhteşem duygular seli içinde kaybolup gitmek… “Horonun sonu yok” der hep hocamız, her çalışmada neyi, hangi doğruyu öğrenecek olmanın heyecanı ve hocamızdan aldığımız enerji, coşku, öğretme isteği… Aramıza yeni katılan ve katılacak olan arkadaşlar, zaman içinde, umarım sizler de yaşadıkça, öğrendikçe ayni duyguları paylaşırsınız bizlerle… Horon Evi, Aclan Hocam sonsuz teşekkürler… – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 13.04.2012

Bir yorum : “Bu muhteşem kültürün içinde olmak, yaşamak, geçmişteki o çok önemli, değerleri tanımak ve o değerlerin kültürü yaymak için verdikleri çaba, emek, alın teri, paha biçilemez kesinlikle hiçbiri. Bugün Aclan Hoca’mızın yaptığı gibi. Büyüklerinden öğrendiği doğru bilgileri, birikimlerini, bıkmadan, usanmadan bizlere aktarmaya çalışıyor ve istiyor ki, bu eşsiz kültürü hep koruyalım ve hep yaşatalım, bizden sonraki nesillere de aktarabilelim… İşte Horon Evi, işte Aclan Sezer Genç farkı. Hiç bir oluşumda, hiç bir dernekte olmayan, asla olmayacak bir fark. Bizler çok ama çok şanslıyız ki, böylesine eşsiz bir yapının çatısı altında toplandık ve her geçen zaman içinde çok önemli, değerli bilgiler dağarcığımıza yerleşiyor, ne mutlu bize…” – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
HoronEvi
tarih: 10.04.2012

Bugün biraz daha Aclan hocadan bahsetmek istiyorum. Bazı insanlar vardır, hayatı ezbere tanıyabilen, okuyabilen, görmüş geçirmiş, tutkularını gerçekleştirmek için her yola başvuran her zorluğa göğüs geren cinsten.. Aclan Sezer Genç tam bu kriterlere uyan bir Karadeniz insanı. Tutkulu olduğu konu da Karadeniz ve horon kültürü. Kurucusu olduğu Horon Evi derneği aracılığı ile öğrendiklerini aktarmaya çabalıyor. Hayatta tanıdığım nadir tutkulu insanlardan birisi. Horon kursuna yeni başladığımda 2012 nin ilk etkinliği olarak kahvaltı organizasyonu yapılacaktı. Bizim gruptan giden kimse yoktu. Hem kimseyi tanımamanın getirdiği çekingenliği yaşamaktaydım hem de gidip grupta kimler var görmek istemekteydim. Aclan hoca “mutlaka gel biz bir aile gibiyiz, yabancılık hissetmezsin” dediğinde pek anlayamamıştım, hatta inanmamıştım. Yabancı insanların yanında nasıl yabancı hissetmeyebilirdim ki? Bu mümkün gelmiyordu bana. İnsan ancak ailesinin ya da çok sevdiği dostlarının, arkadaşlarının yanında – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

012 8 Mart 10:5Çok değerli Aclan Hocam, yürekten düşüncelerin, hassas duyguların için çok çok teşekkürler, ayni zamanda Havacı Grubu arkadaşlarım adına da çok teşekkürler… Bizleri hiç tanımadığın halde, horon ve kültür adına, bizde gördüğün o küçücük ışığı, çok daha geniş alanlara yayabilmek ve aydınlatabilmek için, doğru bildiklerini, birikimlerini öğretebilmek ve hayata geçirebilmek için, evet bir ilke imza atarak, daha önceleri de defalarca gururla yazdığım, maddi-manevi verdiğin emeğini, sabrını, alın terini, özverini, isteğini, tutkunu, fedakarlığını da bizler gördük, yaşadık ve yaşıyoruz. Horon Evi’nin ve senin ilk öğrencilerin, ilk kursiyerlerin olarak, bize gösterdiğin bunca çabaya karşın, senin söylediklerini can kulağı ile dinlemek, öğrettiklerini titizlikle uygulamak, layıkıyla yapabilmek elbette tartışılmaz bizim görevimizdi. Bunu biraz olsun başarabildiysek ne mutlu bize…:))) Horon halkasının, dünden bugüne, bir çok önemli değerleri de içine alarak büyümesini görmek – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Aclan Hocam..Bir kaç kelime yazmak istedim size..Şimdi resimlere baktım yazılanları okudum…Bir kere daha yaşadım o geceyi..sizin ne kadar büyük bir değer olduğunuzu biliyordum ama bir kere daha anladım…Sizin için ne yapılsa inanın az gelir..Bizim üzerimizde emeğiniz çok var..ve bu emeğinizin karşılığını biz size yeterince veremiyoruz..Her birimizle bir bir uğraşıyorsunuz..Bıkmadan usanmadan bize bilgilerinizi kültürünüzü aktarmaya çalışıyorsunuz..Bir de bunların üstüne yanlış yapmayayım herkesi mutlu edeyim kimse üzülmesin diye düşünüyorsunuz..Hocam emin olun siz her şeyin en güzelini en iyisini bizim için düşünüp uyguluyorsunuz..Biz sizinle yaptıklarınızla Horon Evi nde çok mutluyuz..Bu tür düşüncelerle lütfen kendinizi yormayın..Bize siz lazımsınız..Evin çatısı olmuş duvarı olmuş içinde siz olmadıktan sona kimin umurunda..Yeni yaşınızla birlikte umuyorum ve diliyorum negatif kötü olan her şey sizden uzak olsun..Bütün güzellikler gelsin sizi bulsun..Sevgilerimle… – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Dün gece horon gecesine gelemedim.Çünkü bir yakınımın kınasına gitmem gerekiyordu.Gittim.Horon da oynadım,ama nasıl işkence çektim bir bilseniz… Kollarını aşağı yukarı sallayıp duranlar(ben horon bilmezken bile sallamazdım:S),zıpzıp zıplayanlar…Hiç keyif almadım,salon soğuktu sırf ısınmak için onlarla beraber horon “teptim”.Evet,bildiğin tepindik.Zevksiz,gösteriş için sarfedilen,keyifsiz “tepinmeler”.İyiki Horon Evindeyim.İyiki Aclan Sezer Genç gibi bu kültürü tam anlamıyla bilen ve özümseyen bir hocaya sahibim.Eğer Horon Evi’ni hiç bilmiyor olsaydım ve Aclan Hocamın eğitiminden geçmeseydim,şuan hala horon “tepiyor” olacaktım. Yalnız bir sıkıntı var,bundan sonra düğünlere Horon Evi ailesi olarak gitmem lazım,inanın başka türlü zevki çıkmıyor:)Tavırsız,bilinçsiz…Anlatamıyorumki o hissiyatı… Tabii Aclan Hocama yapılacak olan sürprizden haber olupta,onun böyle bir gününde yanında olmamakta ayrı bir burukluk. Umarım bir dahaki horon gecemizde sizlerle olabilirim.Hem bizim – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Hülya yazdı: “Aclan arkadaşım dün gece senin doğum gününü kutlamak için horon gecene geldiğimiz de sen sahne de konuşmanı yaparken Maviş’le bana hoşgeldiniz ayrılmaz 2lli ekür dediğin de çok mutlu oldum inanki taaa geçmişte Fatih Halkevindeki folklor günlerimiz aklıma geldi sanki orda o anı yaşadım, lakin çok kalamadık geri dönmek zorunda kaldık…Horan gecesi mekan olarak öğrencilerin ve konukların olarak ve sen konuşmanı yaparken herşey inan herşey muhteşemdi…Başarılarının devamını diliyorum ve yolun hep açık olsun herşey hep gönlünce olsun hep dua ediyorum biliyorsun zaten…Sevgiler Canım Kardeşim…Nice Sağlıklı,huzurlu,mutlu, bol kazançlı ve Hayırlı Horon’lu yılların olsun İİNŞALLAH..” – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Artık 7 yılı geride bıraktık, 8. yılın içindeyiz. Bu zaman içinde, her Horon Gecemizi, etkinliklerimizi, gezilerimizi heyecanla, sabırla beklerdim ve zaman geçmek bilmezdi. Bu geride bıraktığımız gelenek haline gelen, Horon Gecemiz de işte o heyecanla, sabırla beklediğim gecelerden biriydi ve de bu gecenin Horon Evi olarak, bizler için bir başka önemi, bir başka özelliği, bir başka anlamı ardı, bu, Aclan Hoca’mızın doğum günü için yapacağımız kutlamaydı, amacımız hocamızı mutlu etmekti. Hepimiz çok heyecanlıydık, kardeşlerim, arkadaşlarım, Esma, Evrim, Perihan, Melisa, Hamdiye, Özlem, Kadriye, Gökhan, Neslihan canla başla çalıştılar, hocamıza güzel sürprizler hazırlayabilmek için zaman harcadılar, Esma’cım uykusuz kaldın, çok yoruldun ama emeklerin inan boşa gitmedi, sunumun muhteşemdi, ellerine yüreğine sağlık… Sevgili kardeşim, Yunus Emre, Engin Hocam, sizlerin de yüreklerinize sağlık hep bizimle olduğunuz için. Yudosk grubu arkadaşlarımız geldiğiniz için çok teşekkürler, – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Dün akşam gösterdiğim videonun aslı bu. Dün sebebini anlayamadığım bir şekilde bazı fotoğraf ve sesler projeksiyonda çıkmadı. Oysa ki arka planda Ali Genç kaydeleri çalışıyordu. Doğru çalışsa daha iyi olurdu ama olmadı, kısmet değilmiş, çok üzgünüm.. Ben bu durumu Ali Genç’in sadece sesi ile değil de ruhu ile yanımızda olmak istemesi olarak yorumluyorum. Geldi, kültürün nasıl devam ettirildiğini, Aclan oğlunun nasıl sevildiğini, nelere öncülük ettiğini, Horon Evi’ni, dostları kendisi gördü… Aclan Hocam, seni ne çok sevdiğimizi bir daha anlatmaya gerek yok sen zaten dünkü kalabalıktan ve insanların gözlerindeki ışıklardan anlamışsındır. Horon Evi’ni iyi ki var etmişsin, bu kadar güzel insan ile tanışmamıza vesile oldun. Daha çok güzel günlerimiz geçecek, daha çok eğlenecek, kültür adına daha çok şeyler yapacağız.. Hocamızsın, arkadaşımızsın, abimizsin, canımızsın, dostumuzsun. Yoldaşınız olacak, her durumda yanında kalmaya devam edeceğiz.. http://www.youtube.com/watch?feature= – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Tanıdığım , tanımadığım. Yüzlerce kültür dostu, beni çok duygulandırdınız. Genelde doğum günlerine karşı durdum. İtiraf ediyorum hata etmişim. Öyle kabul ettiğim için, ben de başkalarınkine önem vermemişim. Ne halt yemişim. Benim konumum dakilere örnek olması için buradan yazıyorum. İsteyen alsın veya düzelsin. Kutlamalarına cevap yazamadıklarımdan özür diliyorum. Kutlama yapmayanları da sevgi ve saygı ile kucaklıyorum. Gerçekten kültüre sahip çıkan erdemli dostlarla beraberim. Kültür : ona sımsıcak,aşırı sevgi coşkuyla bağlı erdemli değerlerle geleceğe aktarılabilir. Onu sayıp,seven yüreklere ihtiyaç vardır. Bizler ; Dansçı değil, dans edenleriz. Bizler el,ele gönül gönüle olan, horon tutkunlarıyız. Eğitmenler olmasa da , yeni arkadaşları kucaklayan ,kollayan dostlara sahibiz. Bizler ; Horon’uz, Horon ; Biz’iz :)) Marsis : İçinden Karadeniz gelen, Karadeniz’in içinden gelenleriz. Halk Oyunları Gurubu düzeyinde Horon eğitimi alanların dışında, halktan herkesin, aslına – Düşünceler
HoronEvi
tarih: 12.03.2012

Horonevi Ailesi… Sadık Genç , Baha Demirci , Tolga Genç, Onur Eryılmaz… Aclan Hocamın (ve Cezmi Abimin) , yetiştirdiği, dünyada nadir görülen insanlardan.. Kocaman bir yürekleri var Onların, Dürüst, Samimi, İçten.. Adam gibi adam derler ya, işte öyle 2 kere 3 kere ADAM. 23-26 yaş aralığında bu gençlerimiz , Günümüz gençlerinden, hani şu röportajlar yaparlar ya gençlerle hiçbiri hiçbişeyi bilemez.. akılları nerede ise? İşte o kuşaktan bu genç adamlar.. Bambaşka parlamış bambaşka olmuşlar bu zaman diliminde.. Birde nasıl güzel, nasıl doğru, nasıl hayranlık yaratan bir şekilde Horon oynuyorlar.. otur izle 24 saat hiç bıkmazsın.. Aşk var oyunlarında, bağlılık var, kültürü yaşamak ve aşılamak var, kendilerinden geçiyorlar , kendimizden geçittiriyorlar.. Aclan Hocam yetiştirmiş onları , hem oyunlarını hem kendilerini . Aclan Sezer Genç : Dünyada eşine benzerine az rastlanan (ki ben başka tanımadım) nadir insanlardan biri. Yüzlerce kişiyi aynı duygu ve birlik ve beraberlik içinde – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 22, 2012 08:46 PM Müziğe saygı göstermek, dansa saygı göstermek. İnsanlığın tarihine ve atalarına saygı göstermek. Kültüre saygı duymak ve onu korumak, içine başka bir şey, milliyetçilik, memleketçilik, Trabzonculuk, Rizecilik, bordo-mavilik, politika, kişisel çıkarlar vesaireyi koymamak lazım. Selanik’e sırf bir aşk için gidildi: birkaç adımı ve birkaç türküyü daha öğrenebilmek ve kültürlerarası geçişleri görmek – insanlar, yaşamlar ve yemekler dahil, çünkü hiçbir dans tek başına anlamlı değildir. Merak! ki tek geliştirendir insanoğlunu. Bu kez de sadece elele tutup oynamak istedik ve oldu! Birkaç saat yol teptik ki bizi tanıştıran horonu oynayalım. Kardan kapanan yollardan geri döndük. Trenlerde rapor yazdık, birbirimizi beklerken üşüdük, hoparlörü saatlerce elimizde taşıdık dans edenler müziği duysun diye, ve çok güldük, paylaştık, beraber yedik. Sırf bir keyif için… Bir duruş için. Hayalimizde oluşturduğumuz halkayı koparmamak için. Ahengi bozanı, horon dışına çıkanı – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Bir şey söylemek isterim size… Biz dün doğru horon, uyum ve keyif peşindeydik, o kadar. Dostluk ve beraberlik bunun bir uzantısı, ama burada, Facebook sayfasında, aklımıza eseni yazdığımız yerde, aslında önemli olan “horon”. Müziğiyle ve kültürüyle. Bence Selanik’ten sonra İsviçre, barışın sembolü bir ülke olması çok anlamlı idi. Bizler birbirimizi tanımak zorunda değiliz, istersek tanırız. Birbirimizle sevgi yumağı olmak zorunda da değiliz, istersek oluruz. Fakat adımlarımızı doğru atmak zorundayız. Horon dansı, o anda en önemli şey olmak zorunda. Bizi birleştiren şey horon. Dostluk bunun yan ürünü. Ben Horonevi’ne sevgi ve barış grubu filan diye katılmadım – ki adı bu olsaydı, bucak bucak kaçardım. Horon için katıldım, çok daha fazlasını buldum; ama Horonevi’nin içinden horonu çıkarsan, grup devam etse de Horonevi biter. İpek, Cezmi Ağabey ve ben dün adımları doğru atalım ve abartmayalım, zevk alalım diye, çatladık. Etrafta bizi seyreden bizden başka kimse olmadığı halde. – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

İnsanlar genelde aidiyetlik duygusunu tatmak,kendilerine bir statü kazandırmak için topluluklara katılırlar.Çoğunun amacı çevre edinmek,aidiyetlik duygusunu tatmin etmek ve sosyal görünmektir. Bir yandanda gerçekten organizasyonunda sevgi,paylaşım,samimiyet barındıran topluluklar vardır. Kişiler o toplulukların üyesi olmak için emek verirler. Horonevi bana göre bir dernek değil bir ailedir. Nasıl bir ailede her hüzün her sevinç paylaşılıyorsa buradada öyledir. Yeri gelir muhabbet edilir,yeri gelir hep bir elden tamirat yapılır,yeri gelir yardımlaşılır. O gün çalışmadan ayrıldığınızda ertesi hafta yapılacak çalışma gününü iple çekersiniz.Her gün yeni bir şey öğrenir, bir çocuk gibi her yeni figürle kendinizi horon kültürü içerisinde büyütürsünüz.Oynadıkça oynarsınız stres kaybolur gider. Yalnız bu her dans öğretilen kurumda aynı şekilde etki bırakmaz.Aileye bir kez girdiniz mi merhaba dediğiniz her kişi yavaş yavaş dünyanıza girmeye başlamıştır bile. Öyle dışarda selam vermeye – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Felsefeniz..insanlığınız..duruşunuz..kişiliğiniz..bütünüyle bizlere örnek olacak nitelikte biri olarak tanıdım sizi..iyi ki tanımışım..ışığınız hiç sönmesin..Öğretmenler gününüz kutlu olsun.. YanıtlaSil AdsızJan 5, 2012 07:42 AM bu kadar heveslendim . artık bırakmak istemiyorum. anlamadığım bir şekilde gruptaki herkes her video beni çekiyor gelmek için. inanın horonevine başlayalı beri sürekli Fuat saka dinliyorum, arabada, işte vs.. ya da sizin videoları seyrediyorum.. böyle bir grup nasıl olabilir diyorum. böyle bişi olamaz diyorum, ertesi gün yazmayayım gruba çok hevesleniyorum sonra üzülücem diyorum ama dayanamayıp yazıyorum bişiyler gene.. – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 5, 2012 07:31 AM Keşke tüm hislerimi tam anlamıyla ifade edebilsem ama, hiçbir zaman içimdekiler ulu orta dökemedim kelimelere, cümlelere… Hep gözlerimle anlattığımı düşündüm karşımdakilere, onun için zorlanıyorum bunları yazarken şimdiden affedin beni lütfen… Hani hayatınızın bir dönemi olur ya yeni birşeylere başlamak istersiniz de bulamazsınız ne olduğunu, dener dener durursunuz…Yogaymış, meditasyonmuş, spormuş, sufizmmiş, tasavvufmuş, vs. vs. … Ama olmaz yoktur aradığınız, bulamamışsınızdır, dolduramamışsınızdır içinizdeki boşlukları… Tam böyle bir dönemde tanıştım ben başlı başına bir değer olan Sayın Aclan Sezer Genç Hocam’la ve siz değerli Horonevi ailemle… Karadenizli olmama rağmen hiç dinlemediğim kemençe sesinin insanın içini titrettiğini, Horona sadece el ele değil, gönül gönüle durulduğunu sizlerle öğrendim. Gördüm ki senelerdir aradığım, içimdeki boşlukları sözcüklere gerek kalmadan dolduracak aşk Horon aşkıymış… Başta Değerli Aclan Hocam ve – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Zaman zaman 7 yıl önce öncesine gidiyorum. Bu eşsiz kültürün, horonun çok yabancısıydım ve kesinlikle ilgi alanımın dışındaydı. Nerede Karedeniz müziği duysam kulaklarımı tıkar, horon oynayanları görsem bakar geçerdim. Arkadaşlarımın ısrarıyla, gönülsüz ama, onları kırmamak adına başladım horona. ne önemli ve ne büyük bir eksiklikmiş meğer… Aclan Sezer Genç Hoca’mızın varlığı ile özüne uygun ve doğrularıyla öğrendikçe, bu kültürün içinde yaşadıkça çok sevdim, tutkunu oldum. Yaşamımdaki bu radikal değişimime şaşırıp kalıyorum çoğu zaman. Bugün bu işe gönül verenlerden biriyim, hayatımın vazgeçilmezleri sırasında liste başıdır. Sağlığım ve de ömrüm yettiğince de bu böyle devam edecek inşallah…Bu arada korkuyor muyum, evet korkuyorum ben de, horonsuz kalmaktan, bu kültürün ve bu olgunun içinde olamamaktan, ve eşsiz yapının yok olmasından korkuyorum. Bunun yanında pozitif düşüncelerimizle, tek yürek sevgimizle böyle olumsuzluklar yaşamayacağımıza da canı gönülden inanıyorum…Sevgi ve – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Başarı : Tüm engellere rağmen bildiğin yolda yürümektir demişlerdi. Amaç tutkunu olduğumuz Horon kültürünü, bizim anladığımız anlamda yaşayabilecekleri arttırmaktı. Daha fazla dost ve birliktelikle yürümekti. El,ele tutuşmaktı öngörümüz. Horon halkasını sizler sayesinde oldukça büyüttük. “Oynarken ele,ele tutarken ,aynı anda bir olabilmek için aklen ve ruhen yalın olmak gerekir. Ki, Horon’u değerli kılan felsefesine uysun. O eşsiz değerlerdir sizlere horon’u sevdiren, aynı halka da buluşturan.. Haz’zın ,keyfin ,eğlencenin doruğudur. Eğer varsa! benim ve benim gibilerin başarısına sempati duymak erdem gerektirir. Ne olursa! olsun, yapılana “ahde vefa” gerektirir. Ne yapmaya çalışıyorsak, sizler içindir. Bu yola her şeyden fedakarlık ederek ve haftada bedelsiz 48-50 saat eğitim vererek başladık. Bu sevgi ve tutku bizleri sizlerle tanıştırdı. Yüreğini elinde gezdirebilen tüm kültür dostlarına selam olsun.. Saygı, sevgilerimle. YanıtlaSil AdsızJan 5, 2012 07:28 AM Neslihan’cım, – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 5, 2012 07:24 AM Biliyorsunuz ki Neşe ablamın aracılığı ile tanıdım sizi..İlk Horon Evinden ve sizden bahsettiğinde,saygısı,sevgisi,tutkusu gözlerinden okunuyordu..Nasıl olur dedim içimden..Kendisi Karadenizli değil..Bu tutku sevgi nereden geldi..:))Konuşmalarımızın üzerinden iki ay kadar geçmişti ki sizinle konuştum ve aranıza katıldım..Çok geçmeden anladım olan biteni:))..Gerçekten Karadeniz ve Horon bambaşka bir keyif,tutku ve sevgiymiş..Sizinde dediğiniz gibi yaşam biçimi..Şimdi bu kültürü tanımaya çalışıyorum…Elimden geldiğince derslere ve etkinliklere katılıyorum…İlk Neşe ablama,sonra Aclan Hocama ve Horon Evinde beni aralarına kabul eden arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürlerimi yolluyorum..iyi ki varsınız. – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 5, 2012 07:23 AM Bende cevap vereyim : benim için hayat biçimi de olmanın ötesinde, bir tutku bir bağlılık vazgeçilmezlik Horon. Benim ailem aslen Yugoslavya göçmeni, ben yarı Trakyalı yarı Egeliyim. Çocukluğumda, Hamsi turşusu yaptığını bildiğimiz ve a-a-a olurmu hiç çiğ hamsi dediğimiz bir tek komşumuz vardı trabzonlu ve karadenize dair bildiğim hamsi ve turşusu dıŞında birde kamil sönmezin trt deki fıkralarıydı. ne bu kültürü bilirdim nede oyununu-müziğini. bukadar uzak ve alakasız iken sayenizde tanıştığım HORON bugün benim yaşam biçimim ve vazgeçilmezim oldu. Horon, Horon gecesinde gece bittiğinde yarın iş var dimi dediğinde birisi aa evet yarın iş var doğru dediğim bir kaybolmuşluk.. bir başka alem benim için. Horon, halkadaki bir çok insanla aynı anda aynı duygu ve coşkuyu yaşamanın aynı mutluğu görmenin verdiği bir güven benim için..yapamadığım zaman ağladığım bir coşku… ve ben korkanlardanım Hocam. Horonu kaybetmekten korkanlardanım. Horon, olmazsa olmaz benim için – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 5, 2012 07:21 AM Her zaman söylüyorum söyleyeceğim de, bizim hocamız bir tane. Diğer eğitmenler gibi kursunu verip, haftaya görüşürüz demiyor. Görevinin yanı sıra isteklerimizi yapmak ve bizi memnun etmek, hepimizi bir arada tutmak için elinden gelen çabanın fazlasını gösteriyor. Evet Perihan’cım, insan üstü bir şey. Dün de böyleydi, bugün de böyle…Teşekkürler kelimelerle anlatılamıyor…Hocamızın kıymetini bilmek de bizim görevimiz… YanıtlaSil AdsızJan 5, 2012 07:22 AM Sadece Horon için değil aslında bütün halk danslarıydı benim için mutluluk ve huzur.. ama ne olursa olsun insan kanı nereliyse oranın müziğinde ve dansında daha bir başka kaynıyor.. O kadar yöre oynadım hiçbiri horon gibi olmuyor… ve ben sadece vakitsizlikten sizlerle bu güzel paylaşıma devam edemiyorum.. yoksa aklım fikrim hep sizlerle…en kısa zamanda tekrar aranızda olmak istiyorum.. YanıtlaSil AdsızJan 5, 2012 07:22 AM Bende cevap vereyim : benim için hayat biçimi de olmanın ötesinde, bir tutku – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 5, 2012 07:19 AM Aclan Hocam : Siz bir ESER yaratmışsınız ve ben bu Eserin bir parçası olmaktan sonsuz mutluluk duyuyorum.. (bu kısmı kelimelerle anlatmak çok zor J ) Böylesi güzel insanlar… Hepimiz çok Şanslıyız, birbirimize ve bu güzelliklere sahip olduğumuz için.. güzellik güzelliği, doğruluk doğruluğu, insanlık insanlığı getiriyor peşinden.. doğrular ve doğru insanlar birbirini buluyor, yanlış ve kötüler ise kendi kendine sistemden dışarı çıkıyor.. Benim, hayata-işe-iş arkadaşlarıma-işsel olaylara-dışsal olaylara her şeye karşı bakış açım değişti sizleri tanıdım tanıyalı, başka bişey oldu bana..güzel bişey..çok güzel bişeyler.. Bunu yaşatmak zorundayız, yaşatacağız da.. bu ESER tüm güzelliğini her zaman koruyacak . Hocam, Size , tüm aile adına (şüphesiz) söz veriyorum (uz) .. Burada olmak çok özel, çok anlamlı.. HORON EVİ AİLESİ – İyi ki varız, Hocam İyi ki varsınız.. Hep birlikte nice güzellikleri beraber – HORON ile yaşamak dileği ile. YanıtlaSil AdsızJan 5, 2012 – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 5, 2012 07:17 AM Bu tedirginliği yeni başlayan herkesin duyduğu kesin:))Bende daha önce oynadığım halde acabalarla başladım..Perihan arkadaşımızın da dediği gibi Horon evi bambaşka bir yer..Farklı olmasının nedeni ise Hocamızın varlığı ve idaresi..Sizlerde bu farkı kısa bir süre sonra anlayacaksınız..Başladığım ilk günden beri söylüyorum..Aclan Hocamız seçilmiş özel bir insan..Hüseyin Beyinde vurguladığı gibi bizlerden bilgisini ilgisini emeğini hiç bir zaman esirgemiyor..Bu kültürü bizlere aktarmak için belli bir uğraş veriyor..Bıkmadan usanmadan bizlere dil döküyor..Hocamıza hayırlı sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum..Buradan saygılarımı ve sevgilerimi yolluyorum kendisine.. YanıtlaSil AdsızJan 5, 2012 07:18 AM Horon Evi ESERİ.. Pzt 18 Tem 2011 13:41:52 | 12 yorum Siz hiç insanları sevmediğinizi düşündünüz mü ? İnsanları !.. ben düşündüm, çok düşündüm hem de .. Yaşadığımız zamanda çıkara dayalı yüzeysel ilişkilerin oluşmuş olması, anne babamızdan gördüğümüz öğrendiğimiz – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 5, 2012 07:16 AM Bu tedirginliği yeni başlayan herkesin duyduğu kesin:))Bende daha önce oynadığım halde acabalarla başladım..Perihan arkadaşımızın da dediği gibi Horon evi bambaşka bir yer..Farklı olmasının nedeni ise Hocamızın varlığı ve idaresi..Sizlerde bu farkı kısa bir süre sonra anlayacaksınız..Başladığım ilk günden beri söylüyorum..Aclan Hocamız seçilmiş özel bir insan..Hüseyin Beyinde vurguladığı gibi bizlerden bilgisini ilgisini emeğini hiç bir zaman esirgemiyor..Bu kültürü bizlere aktarmak için belli bir uğraş veriyor..Bıkmadan usanmadan bizlere dil döküyor..Hocamıza hayırlı sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum..Buradan saygılarımı ve sevgilerimi yolluyorum kendisine.. – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

AdsızJan 5, 2012 07:15 AM Ben 9 aydır Horonevı ıle bırlıkteyım, geldıgım gunden berı , duygularımı, hıssetıklerımı, yasadıklarımı, mınnetımı, sukran ve tesekkurlerımı (hem Aclan hocama hemde horonevı aılesıne) yazdım, soyledım..bıkmadan ve cekınmeden.. Duyguların samımıyetle paylasıldıgı,mınnetın ıfadesını bukadar gercek hakeden tek ve en ozel yer burası.. Zaman zaman elestıren yadırgayan garıpseyen (nedense hıc te anlamamısımdır budurumu) cok kısı oldu. Olsun hıc onemlı de olmadı benım ıcın bu tarz tepkıler.. Sımdı, yenı arkadaslarımızın da yada yenıden ıcımızdekılerınde bu tarz paylasımlarda bulunmaları benı cok mutlu edıyor, cok keyıf alıyorum ve herseferınde dogru yerde oldugumuzun teyıdı guvenımı pekıstırıyor… Her zaman dedıgım gıbı ne mutlu bıze kı , sevgı saygı ve samımıyet dolu bır grup ıcındeyız ve ne mutlu bızlere kı tum bunları yaratan sunan ve yoneten bır Aclan Hocamız var.. Sevgı ve Saygılarımla… – Düşünceler
Adsız
tarih: 12.03.2012

Bugün biraz daha Aclan hocadan bahsetmek istiyorum. Bazı insanlar vardır, hayatı ezbere tanıyabilen, okuyabilen, görmüş geçirmiş, tutkularını gerçekleştirmek için her yola başvuran her zorluğa göğüs geren cinsten.. Aclan Sezer Genç tam bu kriterlere uyan bir Karadeniz insanı. Tutkulu olduğu konu da Karadeniz ve horon kültürü. Kurucusu olduğu Horon Evi derneği aracılığı ile öğrendiklerini aktarmaya çabalıyor. Hayatta tanıdığım nadir tutkulu insanlardan birisi. Horon kursuna yeni başladığımda 2012 nin ilk etkinliği olarak kahvaltı organizasyonu yapılacaktı. Bizim gruptan giden kimse yoktu. Hem kimseyi tanımamanın getirdiği çekingenliği yaşamaktaydım hem de gidip grupta kimler var görmek istemekteydim. Aclan hoca “mutlaka gel biz bir aile gibiyiz, yabancılık hissetmezsin” dediğinde pek anlayamamıştım, hatta inanmamıştım. Yabancı insanların yanında nasıl yabancı hissetmeyebilirdim ki? Bu mümkün gelmiyordu bana. İnsan ancak ailesinin ya da çok sevdiği dostlarının, arkadaşlarının yanında – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 08.03.2012

2012 8 Mart 10:5Çok değerli Aclan Hocam, yürekten düşüncelerin, hassas duyguların için çok çok teşekkürler, ayni zamanda Havacı Grubu arkadaşlarım adına da çok teşekkürler… Bizleri hiç tanımadığın halde, horon ve kültür adına, bizde gördüğün o küçücük ışığı, çok daha geniş alanlara yayabilmek ve aydınlatabilmek için, doğru bildiklerini, birikimlerini öğretebilmek ve hayata geçirebilmek için, evet bir ilke imza atarak, daha önceleri de defalarca gururla yazdığım, maddi-manevi verdiğin emeğini, sabrını, alın terini, özverini, isteğini, tutkunu, fedakarlığını da bizler gördük, yaşadık ve yaşıyoruz. Horon Evi’nin ve senin ilk öğrencilerin, ilk kursiyerlerin olarak, bize gösterdiğin bunca çabaya karşın, senin söylediklerini can kulağı ile dinlemek, öğrettiklerini titizlikle uygulamak, layıkıyla yapabilmek elbette tartışılmaz bizim görevimizdi. Bunu biraz olsun başarabildiysek ne mutlu bize…:))) Horon halkasının, dünden bugüne, bir çok önemli değerleri de içine alarak büyümesini – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
Adsız
tarih: 08.03.2012

Aclan Hocam..Bir kaç kelime yazmak istedim size..Şimdi resimlere baktım yazılanları okudum…Bir kere daha yaşadım o geceyi..sizin ne kadar büyük bir değer olduğunuzu biliyordum ama bir kere daha anladım…Sizin için ne yapılsa inanın az gelir..Bizim üzerimizde emeğiniz çok var..ve bu emeğinizin karşılığını biz size yeterince veremiyoruz..Her birimizle bir bir uğraşıyorsunuz..Bıkmadan usanmadan bize bilgilerinizi kültürünüzü aktarmaya çalışıyorsunuz..Bir de bunların üstüne yanlış yapmayayım herkesi mutlu edeyim kimse üzülmesin diye düşünüyorsunuz..Hocam emin olun siz her şeyin en güzelini en iyisini bizim için düşünüp uyguluyorsunuz..Biz sizinle yaptıklarınızla Horon Evi nde çok mutluyuz..Bu tür düşüncelerle lütfen kendinizi yormayın..Bize siz lazımsınız..Evin çatısı olmuş duvarı olmuş içinde siz olmadıktan sona kimin umurunda..Yeni yaşınızla birlikte umuyorum ve diliyorum negatif kötü olan her şey sizden uzak olsun..Bütün güzellikler gelsin sizi bulsun..Sevgilerimle… – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu
İçeriği kaldır | Sil | Spam
Adsız
tarih: 20.02.2012

Dün gece horon gecesine gelemedim.Çünkü bir yakınımın kınasına gitmem gerekiyordu.Gittim.Horon da oynadım,ama nasıl işkence çektim bir bilseniz… Kollarını aşağı yukarı sallayıp duranlar(ben horon bilmezken bile sallamazdım:S),zıpzıp zıplayanlar…Hiç keyif almadım,salon soğuktu sırf ısınmak için onlarla beraber horon “teptim”.Evet,bildiğin tepindik.Zevksiz,gösteriş için sarfedilen,keyifsiz “tepinmeler”.İyiki Horon Evindeyim.İyiki Aclan Sezer Genç gibi bu kültürü tam anlamıyla bilen ve özümseyen bir hocaya sahibim.Eğer Horon Evi’ni hiç bilmiyor olsaydım ve Aclan Hocamın eğitiminden geçmeseydim,şuan hala horon “tepiyor” olacaktım. Yalnız bir sıkıntı var,bundan sonra düğünlere Horon Evi ailesi olarak gitmem lazım,inanın başka türlü zevki çıkmıyor:)Tavırsız,bilinçsiz…Anlatamıyorumki o hissiyatı… Tabii Aclan Hocama yapılacak olan sürprizden haber olupta,onun böyle bir gününde yanında olmamakta ayrı bir burukluk. Umarım bir dahaki horon gecemizde sizlerle olabilirim.Hem bizim – ŞUBAT-MART 2013 Horon & Kemençe ve Hemşin Kursu

 


Bizim anlayışımız ; Buna asla ve asla izin vermez, veremez, vermemelidir. Tüm dostlarım Horon tadındaki bu felsefeyi anlamalı ve uygulamalıdır. Bu oluşumun işleyişi bu şekilde sürmüştür, sürecektir. Doğru olan budur ve yaşanarak bulunmuştur. HoronEvi adına bir şeyler yapabilmeyi anlayışla, sevgiyle karşılayıp sonsuz destek verir, yazar ve söyleriz.

Ancak, HoronEvi için bir şeyler yapabilmeyi düşünmek ve uygulamak, HoronEvi’ni yönetmeyi düşünmekle karıştırılmamalıdır. HoronEvi Derneğini bir çoğunuzun isteğiyle kurduk. Sözde destek verenlerin bazıları şu anda aramızda yok ! Yönetmek için yetki almak gerekir. Bununda uygulanışı, Genel Kurulda olur. Dernek üyelerine HoronEvi ‘ni yönetmek istediğinizi belirtir ve yetki alırsanız bunda bir sakınca olmaz!

Bizler,  eğlenceyi yönetiyor ve birada olabilmeyi sağlamaya çalışıyoruz. Bir örnek vermek gerekirse, devamlı müşterisi olduğunuz bir mağazayı veya bir lokantayı müşteri olduğunuz için yönetmeye kalkabilir misiniz? HoronEvi de böyle bir oluşum veya kurum olarak kabul etmelisiniz. Kendine özgü kuralları var veya sonradan oluşmuş. Bu konuda 47 yıllık bir birikime sahip, horon’un aşırı tutkunu birileri tarafından eğlenmek, coşku içinde haz duyarak dans için yönetilmeye çalışılıyorsunuz. Sizler adına yetenekli, yetmeyen herkesi bir çatı altında toplayıp, bir arada tutabilmenin hesaplarını yapıyoruz. Herşey sizler adına oluyor. Bunun keyfini çıkarmalıyız.

Anlayış, düşünce, bakış internet ortamında hemen belli oluyor. Bizler ise her zaman olduğu gibi açık ve şeffaf olmaya devam ediyoruz. İçimizdekileri ve uygulamaları birlikte olduğumuzda yüzlerinize, olmadığımızda internetten yazmak durumunda kalıyoruz. Geçmişte yazı, foto veya paylaşımları beğenenler şimdilerde beğenmiyor. Geçmişte HoronEvi için övgü dolu sözleri yazanlar, artık hiç yoklar. Yani bazılarımız kendilerine göre hareket edilsin istiyor. “Hep ben” ve “benim anlayışımda olsun” düşünce tarzıyla. Kimileri ise beraber hareket ederek, yani tepkisiz kalarak, tepki veriyorlar. Hep açık düşünceyi öne koymaya çalıştık, yorumlarınızda bizi eleştirin istedik. Eleştirin ki eksiklikleri, yanlışlıkları gidermeye çalışalım. Bazıları sürekli yazanları onaylamayarak, sessiz kalarak tepki veriyorlar. Bizler ise herkesi bir arada tutabilmenin hesaplarını yapmaya devam ediyoruz. Yine de bu anlayışa ve internetteki davranışa, herkesin özgür iradesi nedeniyle saygı duyuyoruz. Keşke, herkese göre davranabilmeyi becerebilseydik.

Bunları oluşturmak,yaşamak hayata Horon tadında bakmak birden bire mi oldu sanıyorsunuz? Yılların birikimi, maddi, manevi fedakarlığı ve sabrı ile oluştu. Bu anlayışı bu günkü doğrularıyla yaşamalı, yaşatmalısınız. Tüm dostlar ; Selanikteki mekanlara giderken bizler (Onur ve Ben) Horon adına araştırmalar yapıyor ve sorguluyorduk. Hayalimizde sizler orada oynanan dansları öğretmek vardı. Yedi senede dans etmek için tesadüfen bir araya geldiğimiz, Pelagia sayesinde bu hayalimiz gerçek oldu. Orada yaşanılanlar anlatılamıyor, o hazzı sizlere iletemeyiz. Pelagia; çok özel, gerçek ve içten bir dost. Sekiz saat ayakta çalışıp, bir buçuk saat yol geldikten sonra, gecenin 02.00’de hepimizi tek tek motive edip, oynatmak istemesini, oynarken öğretme isteğini, ara verip yerine oturduğunda, yorgunluktan kafasının öne düşmesini ne olarak açıklaya bilirsiniz? Bence ; Dostluk, sevgi, özveri ve dansa ,iki yakanın insanına, bakışıyla alakalıdır. Bu duygular hemen hayata geçer mi? Bunu oluşturan nedenleri düşünmeliyiz. Bir şeyler elde edildikten sonra, onu oluşturan nedenleri göz ardı etmemeliyiz. Bizler sizleri seviyoruz, hepinize aynı uzaklık veya yakınlıktayız.

Bu geziyi sizlere gün gün yazmak gerekse; her güne en az üç dört sayfa sığar. Bazı arkadaşlarımızın yazması daha doğru olur.


03Nis

Adres tarifi

Telefon :  0 (532) 321 17 18 – 0 (216) 302 05 54

Kadıköy: Osmanağa Mah. Süleymanpaşa Sokak { Serasker Cad. Devamı } Aybek İş Hanı No : 30 –

Kadıköy

Yaya (1) Kadıköy Altıyol / Boğa'ya sırtınızı verin , Bahariye ye doğru çıkın , ikinci soldan sapın, 50 mt ileri dedir. Bursa Kebapçısını geçin cadde üzeri sağda No: 30 (Kadın sağlığı ve Spor Mrk yanı) aynı zamanda Şok marketin yanında
Araç (1)Kadıköy Boğa'dan (Altı yol) FB Stadına doğru gidin, Sağdan ilk sokak'tan sapın (eski adliyenin sokağı)ikinci sağdan (Eski-BİLGE ADAM dershanesini solunuza alın) tekrar sağa sapın Süleymanpaşa sk'tasınız. Sol tarafta Kadın Sağlığı Mrk yanı AYBERK İş Mrk. İleride 2 kapalı , birde açık otopark var.
Topkapı
Maçka Sevinç Köyü Derneği Beyazıtağa Mah.Topkapı Bostanı Sokak No.5 Kaleiçi/Topkapı
Topkapı :
Araç ile ; Çapa (İst.Tıp.Fak.) Geçtikten sonra Shell benzinciden sağa sapın (Topkapı Cad) yolun bitiminden sola dönün Kaleiçindesiniz. Sol tarafta otel Özvural ve Yuvam otellerinin bulunduğu sokağa girin yol bitiminde sağaınızda dernek binasını göreceksiniz. PTT 'nin her iki yanındaki sokaktan içeri doğru girin yol ,soldaki ilk olkulu geçin yol bitince karşınızda binayı göreceksiniz.
Yaya (1) Tranvay ile Pazartekke durağında inin, Eresin Otelinin önündeki ışıklardan sağa dönün merdivenlerden evlere doğru yürüyün , sağa dönün sağınızda CİTY  WALL  HOTEL yanı iki katlı dernek merkezi.
Yaya (2) Metrobüsten Maltepe durağında inin,mezarlığı sağınıza alarak surlara doğru (bayrak direğine doğru) yürüyün Kale içindesiniz.