Neşe Müniroğlu
ACISIZ, KEDERSİZ, SEVGİ DOLU, GÜZEL, MUTLU BAYRAMLAR DİLİYORUM…

Artık yazmayacağım, yazmamalıyım desem de kendimi tutamıyor, bir şeyler karalamaya başlıyorum hemen….

Yüreğimdeki duygularımı, horon aşkımı hemen hemen bir çoğunuz biliyorsunuz ama bilmediğiniz, benim de ifade etmekte zorlandığım, daha doğrusu hiç bir zaman tam olarak anlatmayı asla başaramayacağım, öylesine muhteşem, öylesine eşsiz, öylesine nadide güzellikler yaşıyorum, yaşıyoruz ki, işte bu nokta sözün bittiği, nutkumun tutulduğu an oluyor ve sonra dönüp allaha sonsuz şükürlerimi sunuyorum ve diyorum ki, lütfen bana layık gördüğün bu şansı, bu kısmeti herkese bağışla…

Yine öylesine, plansız, programsız kendiliğinden oluşan muhteşem bir akşam yaşadım can dostlarımla…Yunus’umuz kemençesini konuşturdu yine, o muhteşem yorumlarıyla aldı götürdü, yine duygu yükledi yüreklerimize…Canım Yunus’um, sen bizim için çok ama değerlisin, tartışılmaz sanatçı kimliğinin yanında, insanlığınla, efendiliğinle, kişiliğinle hepimiz seni çok ama seviyoruz. Bizi kemençenden, o muhteşem sesinden mahrum etme…Yolun açık, aydınlık olsun…İYİ Kİ VARSIN, İYİ Kİ BİZİMLESİN…

Bu eşsiz, nadide yapının, eserin, oluşumun temel taşı, mimarı, fedakar Aclan Hoca’m, teşekkürlerimi, sana mintertarlığımı defalarca yazmaktan, söylemekten asla vazgeçmeyeceğim. Allah sana sağlıklı, uzun ömürler versin…İYİ Kİ VARSIN, İYİ Kİ BİZ SENİNLEYİZ…


{ Pelagia Avramidou-Tassos-Jo} İyi ki geldiler…

ACISIZ, KEDERSİZ, SEVGİ DOLU, GÜZEL, MUTLU BAYRAMLAR DİLİYORUM…

Artık yazmayacağım, yazmamalıyım desem de kendimi tutamıyor, bir şeyler karalamaya başlıyorum hemen….

Yüreğimdeki duygularımı, horon aşkımı hemen hemen bir çoğunuz biliyorsunuz ama bilmediğiniz, benim de ifade etmekte zorlandığım, daha doğrusu hiç bir zaman tam olarak anlatmayı asla başaramayacağım, öylesine muhteşem, öylesine eşsiz, öylesine nadide güzellikler yaşıyorum, yaşıyoruz ki, işte bu nokta sözün bittiği, nutkumun tutulduğu an oluyor ve sonra dönüp allaha sonsuz şükürlerimi sunuyorum ve diyorum ki, lütfen bana layık gördüğün bu şansı, bu kısmeti herkese bağışla…

Yine öylesine, plansız, programsız kendiliğinden oluşan muhteşem bir akşam yaşadım can dostlarımla…Yunus’umuz kemençesini konuşturdu yine, o muhteşem yorumlarıyla aldı götürdü, yine duygu yükledi yüreklerimize…Canım Yunus’um, sen bizim için çok ama değerlisin, tartışılmaz sanatçı kimliğinin yanında, insanlığınla, efendiliğinle, kişiliğinle hepimiz seni çok ama seviyoruz. Bizi kemençenden, o muhteşem sesinden mahrum etme…Yolun açık, aydınlık olsun…İYİ Kİ VARSIN, İYİ Kİ BİZİMLESİN…

Bu eşsiz, nadide yapının, eserin, oluşumun temel taşı, mimarı, fedakar Aclan Hoca’m, teşekkürlerimi, sana mintertarlığımı defalarca yazmaktan, söylemekten asla vazgeçmeyeceğim. Allah sana sağlıklı, uzun ömürler versin…İYİ Kİ VARSIN, İYİ Kİ BİZ SENİNLEYİZ…

1269866_10151888596744788_994820281_o (1)1383292_10151736591664527_1432718160_n1376525_10151735846689527_143773061_n


DANS, PSİKOLOJİ VE HORON

Dans.  Sadece bu sözcüğü duymak bile insanın kendini daha iyi hissetmesini, içinin kıpır kıpır etmesini sağlar. Dans çoğu insanın zihninde eğlence ile eş anlamlıdır.  Ancak dansı sadece eğlence boyutuna indirgemek dansa biraz haksızlık olmaz mı?

İnsanların neden dansettiği, dansın insana kendisini neden bu kadar iyi hissettirdiği, insanın bedenine, zihnine ve ruhuna ne tür katkılar sağladığı her zaman bir merak konusu olmuştur.  Öncelikle belirtmek gerekir ki, dansın tarihi insanlığın tarihi kadar eskidir; dünya üzerinde dansetmeyen, kendini dans ile ifade etmeyen bir insan topluluğu neredeyse hiç olmamıştır.

Dans, kişinin, duygularını ve düşüncelerini, bedenini kullanarak  ifade etme biçimidir; bedenin kullanılması ile ifade edilen her türlü duygu ve düşünce de hem kişinin kendisinde hem de onu izleyen kişilerde derin izler bırakır.  Beden, kişinin sahip olduğu ilk varlığıdır ve sözün henüz oluşmadığı bebeklik döneminde tüm ihtiyaçlar, istekler, duygular beden üzerinden ifade edilir.  Daha sonraki gelişim dönemlerinde kişinin ifade biçimi daha sözel ve daha soyut olsa da beden kişide her zaman çok temel ve derin duyguların ortaya çıkmasına aracı olur. Dans ve beden aracılığı ile bir çok hikaye anlatılabilir. Dansın, birbirinin dilini anlamayan insanlar arasında bile bir iletişim dili olabilmesi, insanları birbirine bağlayabilmesi, dansın, hareketin, insanların tümünde  ortak  olan temel ifade biçimlerine yönelik olması ile ilgilidir.

Dans, kişinin zihninin ve bedeninin birarada kullanılmasını da sağlar.  Günümüz toplumunda, bir çok insan hareket etmeden, bütün gün bir masanın başında, sadece zihnini kullanarak çalışmakta ve bedenine giderek yabancılaşmaktadır. Dans, kişinin, kendini bir bütün olarak algılaması, bedenine hakim olabilmesi için son derece disiplinli ve estetik bir fırsat hazırlar.

Dans, kişinin yaratıcılığını geliştirmesine, kendini özgür bırakmasına da olanak sağlar. Dans sayesinde, beden algısıyla sorun yaşayan kişilerin de zaman içinde kendi bedenlerini daha olumlu olarak algılayabildikleri görülür.  Bedeniyle daha barışık olan kişiler, yavaş yavaş bedenlerinin sınırlarını keşfetmeye ve kendi bedenlerini nasıl yönetebildiklerini, bedenlerinin onlara ne tür hareket olanakları sunduğunu görmeye başlarlar.  Bu da kişinin özgüveninin gelişmesine büyük bir olanak yaratır.

Dans, tek başına yapılabilse de daha çok toplu olarak yapılan bir etkinliktir.  Kişinin tek başına dansetmesinin, bedeni ile müziği birleştirebilmesinin ruhu dinginleştiren, kişiyi özüne dönmeye yönlendiren bir yönü vardır. Bu şekilde, kişi zihnindeki bir çok düşünceden uzaklaşıp sadece dansa odaklanır; bu da aynı meditasyon gibi kişiyi arındıran bir etki sağlar. Toplu olarak edilen danslar ise, kişinin bir bütüne, bir gruba ait olma ihtiyacına cevap verir.  Diğer dans edenlerin hareketlerini izlemek, kendi adımlarını onlarla uyum içinde tutmak, gerektiğinde sırasını beklemek, verilen yönergeleri uygulamak, ortaya çıkan performansta katkı sahibi olmak, kişinin hem özgüvenini geliştirir hem onu daha bilinçli bir birey haline getirir hem de empati becerisini güçlendirir.  Dans ve dans ortamı, kişinin sosyal becerilerini geliştirmesi için de çok farklı olanaklar sunar.

Dansın, bedeni dinç tutmaktaki katkısı ise bilinen bir gerçektir.  Düzenli şekilde dans eden kişilerin zaman içinde beyinlerini daha etkin bir biçimde kullanabildikleri bilinmektedir.  Aynı şekilde, dans eden kişiler, mekan içinde bedenlerini daha rahat kullanabilmekte, alan içinde daha rahat hareket edebilmektedirler. Daha profesyonel dansçıların, birbirleriyle sözlü iletişim kurmadan sadece figürlerin içindeki hareket yapılarını ve sıralarını çözerek birlikte hareket edebildikleri ve farklı bir iletişim biçimi oluşturdukları gözlenmektedir. Dans, ayrıca serotonin düzeyini yükselttiği için stresi azaltmakta ve kişinin kendisini daha iyi, daha mutlu hissetmesini sağlamaktadır.

Dans, aynı zamanda kişinin dikkatini odaklama ve sürdürme becerilerini de geliştirmektedir. Bu becer,i dans figürlerini öğrenip uygularken, diğer dansçıların hareketlerini izlerken, onlara uyum sağlamaya çalışırken ve hareketleri hatırlarken gelişmektedir.

Dansın, kişinin duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişimine sağladığı yararlara, son dönemde yapılan araştırmaların sonuçlarıyla bir yenisi daha eklenmiştir: Dans, kişinin Alzheimer hastalığına karşı korunmasında ciddi yararlar sağlamaktadır.  21 yıl boyunca izlenmiş ve araştırma sonuçlandığında 75 yaş ve üzerinde olan kişiler üzerinde yapılan bir araştırma, kişleri Alzheimer hastalığından ne tür aktivitelerin koruduğunu saptamayı hedefliyordu.  Hem zihinsel hem fiziksel aktivitelerin incelendiği bu araştırmada, hastalığı önlemeye kitap okumanın katkısı %35, düzenli bulmaca çözmenin katkısı %47 iken, düzenli dansetmenin katkısı % 76 olarak bulunmuştur. Araştırmacılar, bu bulguyu şu şekilde açıklamaktadırlar: Çok basit olarak bakıldığında, zeka kişinin seçim yapma ve karar verme becerisi olarak tanımlanabilir.

Çok hızlı karar vermeyi gerektiren etkinliklerin de kişinin zihnini diri tuttuğu bilinmektedir. Bunun yanında yeni yeni şeyler öğrenmek da zihni diri tutar. Dans, öncelikle beynin hem hareket hem mantık hem müzik hem de duygu alanlarına yönelik olduğu için, aynı anda bir çok beyin alanine çalıştırmakta ve bu alanların birbirleriyle işbirliği içinde olmalarını sağlamaktadır. Bu da beyin içindeki nöronlar arasındaki bağları güçlendirir. Dans sırasında ise kişi ister yönlendiren ister takip eden konumda olsun çok hızlı kararlara ve değişimlere ayak uydurmak, diğer bir deyişle sürekli “uyanık” olmak zorundadır. Dolayısıyla, dansın  içinde olmak kişinin beyninin eskimesine izin vermez.

Dansın sayısız türlerinin olduğu ve kişilerin bir nedenden dolayı belli bir dansa yöneldikleri bilinen bir gerçek.  Horon, Karadeniz bölgesine ait, ancak bugün çok daha geniş bir coğrafyada oynanan bir oyun. Müziği, enstrümanları, sözleri, adımları tümüyle kendine özgü.  İlk bakışta basit görünse ve kişide “Bunu yapamayacak ne var?” hissi yaratsa da, işin içine girdikçe bütün gizin ayrıntılarda olduğunu hissettiren bir dans.  Her dans muhakkak ki, içinde oluştuğu coğrafyayı ve insan topluluğunu yansıtır; sonuçta o insanların dışavurumu olarak ortaya çıkmıştır. Karadeniz insanı, horonu ait olduğu ortamın bir parçası olduğu için, o topluluğa ait olduğunu hissetmek, kendini o kültür üzerinden ifade etmek için oynar; hem temel kurallara bağlı kalır hem de kendine ait, özgün ifadesini geliştirir. Horonun yavaşladığı ve hızlandığı anlar kişinin değişik ruh hallerine karşılık gelir.

Horonun bu hem sahip çıkan hem de özgür bırakan yönü, Karadeniz kültürü içinde yetişmemiş kişiler için de çekicidir. Tıpkı yeni yürümeye başlayan bir çocuk gibi, adımlarınızı acemice atarsınız, ama her zaman tutunacağınız bir çerçeve vardır ve bu size güven verir.  Öte yandan, kendinize güveniniz ve beceriniz geliştikçe, daha kendiniz gibi olmaya da izniniz vardır.  Çok derin bir kültürden geldiği ve aslında bir çok yönü olduğu için hiç bir zaman “Horonu bitirdim” diyemezsiniz; size mutlaka  keşfedilecek yeni alanlar sunar. Aynı figürleri, kişiye özgü değişikliklerle çok büyük bir topluluk içinde, o toplulukla ahenk içinde yapmak, kişinin ait olmak ve sahip çıkılmak ihtiyaçlarına tam denk gelir.

Sonuç olarak, horon, dansın sağladığı yararları tümüyle sunabilen bir dans türü.  Bu nedenle de ruh, beden ve beyin sağlığını düşünen herkese şiddetle tavsiye edilir.

 

Klinik Psikolog

Şeniz S.Pamuk



Tüm sorularınız için  bizi ücretsiz arayabilirsiniz. (Şimdilik sadece Turkcell) : 0 533 099 53 61

Merhaba Sayın Veli
Kurs için yeterli sayı hemen oluşmamaktadır. Çocuğunuza ait bilgileri (yaş vb) verdikten sonra telefon numaranızı bırakıp ön kayıt yaptırıyorsunuz. Yeterli sayıya ulaşır,ulaşmaz sizleri davet edip çalışmalara başlıyoruz.

PAZAR 17.00-18.15


Horonevi’ni oluşturan dostlar ve Horon’a sevdalı gönüller…

Sizden gelen sevgi ve saygıya her zaman olduğu gibi daha çok layık olmak için, daha çok çalışmaya devam edeceğiz.

Anket değerlendirmesinin %100 sonucu şudur: Horonevi, samimi, dost ve aile ortamında içten insanların Horon kültürünü gülen yüzleriyle paylaştıkları bir yerdir.

Eğitmenlerin yanısıra Yunus Emre Kurt ve Neşe Müniroğlu’un varlığı çok önemli bir değer olarak görüşlerinizde yer almıştır.

İsimlerini belirterek görüş bildirenlerin pozitif enerjileri bizleri çok mutlu etmiştir. Herkesi aynı oranda memnun edemeyeceğimiz tabii ki açıktır ancak Horonevi bu düşünceyi yıkmıştır, bu sevindirici bir gelişmedir: Memnuniyet %100 oranındadır.

Horon kültürünü meydana getiren doğru değerleri eksik veya bildiğimiz kadarıyla aktarmadaki şeffaflığımız ve özverimiz sürecektir. Bu müstesna yapıya katabileceklerimizi de yine hep beraber konuşup hayata geçireceğiz.

Sizler; Horonevi’ni %60 oranında internetten, %40 oranında ise arkadaş tavsiyesiyle bulmuşsunuz.

Etkinlikler ve pratikler sizlerin Horonevin de daha çok kalmanızı sağlamış.

Horonevi, Karadenizli olmayanlara bile Horon kültürünün ne kadar derin olabileceğini hissettirmiş…

Alışkanlık yapmış, yaşam biçiminiz olmuş. Yani, yörede yaşayan saf ve temiz köylüler gibi olmanızı, oynamanızı sağlamış. İçtenliği, dostluğu bir arada bir şeyler paylaşmayı ve ritmi getirmiş hayatınıza… Terapi kabul etmiş bazılarınız Horon’u, ki, öyledir de…

Kaybolan insani değerleri bulduğunuzu, yeni ve önemli dostlar edindiğinizi belirtmişsiniz görüşlerinizde…

Sizleri bir arada tutan bu değerleri oluşturan Horonevi’ne sevgilerinizi sunmuşsunuz. Daha iyisini nasıl yapabiliriz’i yine sizler geliştireceksiniz.

“Horon’u gerçek tadında, özünde, kimliğinde öğrenmek ; ve ne siyaset ne de sporun konuşulduğu tek ortam olduğu için ”

“Horon Oynadıkça direniş gücüm arttı. Güzel bir Türkiye için HORONA Devam demişsiniz.

“Horon ve diğer etnik dansların gerçek anlamda devamı için Horon Evi’nde yaşlanmak :))) istiyorum”

“Çıkar ilişkisinin olmadığı çok samimi bir ortam ”

“Kültürü çok doğru biçimde yansıtması”

“ Kültürü çok doğru biçimde yansıtması, ortamın çok sıcak ve destekleyici olması, kendini sürekli yenilemesi, çok fazla etkinlik olması ve onlara yetişememek”

“Grup ve birlik ruhu”

%2 oranında dostumuz, aalonlara klima takılırsa yazın da çalışılabilir önerisini getirmişlerdir.

– Dokuz ay çalışıyoruz. İki ay dinlenmek zorundayız.

– Kendi durumlarına göre pencereyi dahi kimilerimiz açıyor, kimilerimiz kapatmak istiyor. Klimada da aynı durumu yaşarız. Ayrıca son derece enerjisi yüksek bir oyun, aşırı terlemeyi getiriyor. Çok riskli olabilir.

-%2 oranında dostumuz ise, etkinliklerdeki masa konumlarını değerlendirmiş. Şöyle düşünmelerini istirham ediyorum: “Yemek-Masa Bahane, Horon Şahane”. Elden gelenin en iyisini uygulamak için son derece özen gösteriyoruz…

Bu yapıya gerçek anlamda üye değilseniz, üye olmanızı önemle rica ediyoruz. Dernek üyesi olarak %51 oranda kişi derneğe destek vermiştir. Bu oranı %75’lere çıkarmak durumundayız.

Anketin oluşmasında ve fikir, çalışma, yazışma aşamalarında emeği geçenlere, ankete katılıp bize yön verenlere, kültürü yaşayıp geleceğe aktarmada aracılık edenlere sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Saygı ve sevgilerimizle,

Horonevi Derneği

Bşk. Aclan Sezer Genç


Derneğimize üye olmanın avantajları

Horon Evi gittiği her yerde, herkesle oynayabilecek,oynarken keyif alabilecek aslına ve ruhuna uygun HORON öğretti.

Her kurs alana belirli zamanlarda ücretsiz pratik yapma / horon oynama zamanı ayırma,

Kendimize ait mekanımızda horonlu ,türkülü geceler.

Saygı, etik değerler taşıyan “horon tutkunlarıyla” beraber olmak.

Hayatı horon güzelliğinde hissedip yaşamak.

Horon kültüne katkı yaparak gelecek kuşaklara taşıma olanağı.

Yurt içi ve yurt dışı horon tutkunlarıyla beraber olma avantajı.

Ücretli kurs dönemi bitse bile her zaman yardım ve destek alma olanağı.

Horonu öğrendikten sonra, horonu geliştirmek için horon oynayacak yer aramayacak olması.

Bir eğitmenden aldığınız horon sitilinin dışında horona değer kazandıran horoncular dan alacağınız farklı tarzda horon ve horoncu etkilenmeleri.

Kısacası her an ve istediğiniz zaman horonu doyasıya yaşama imkanı.

Değerli ziyaretçi 49 yıllık horon birikimimize rağmen doğruyu öğrenme isteğimizde hiç durmada devam etmektedir.

Bizlerin de öğrendiği yeni horon tarz ve şekilleri var. Onları doğru öğrenip sizlere aktarmaya durmadan devam ediyoruz.

Kısacası horonun sonunun olmadığını biliyoruz. Otantik anlamda eksik ve yanlış yönlerimiz varsa düzeltmek için sürekli çalışıyoruz

Aclan Sezer Genç 0532 321 17 18   horonevi@gmail.com



Bir kurda bu gün oynandığı kadar, 3 kurda estetik tavırlı ve geleneksel değerlere bağlı şekilde oynayabileceksiniz.  Öğrenemezseniz , Ki kesinlikle öğreniyorsunuz… Yine de olmazda garanti veriyoruz.

KURLAR UZATILMADAN NORMAL ZAMANINDA ÖĞRETİLMEKTEDİR.  HEM GELENEKSEL KÜLTÜRÜN DOĞRULARINI HEMDE BU GÜN HER YERDE OYNANAN VE ÜÇ AYAK OLARAK ADLANDIRILAN HORONLARI AYNI KUR İÇİNDE ÖĞRENİRSİNİZ. 4 DERS SONUNDA GELENEKSEL KÜLTÜRÜN VE BUGÜN HERYER DE OYNANAN HORONLARIN ÜÇ AYAK+YENLİK SAĞA SOLA DÖNÜŞLERİNİ  ÖĞRENİR KONUMA GELİRSİNİZ. SIKSARA VE AŞAĞI ALMA FİGÜRLERİ ÖĞRETİLEREK 1.KURU BİTİRİRSİNİZ.

4 DERS SONUNA DA AYRICA TULUMLA OYNANA HEMŞİN-RİZE HORONUNU ÖĞRENİP UYGULAR
DURUMA GELİRSİNİZ.

Horon Kursu             ;   Haftada 1 defa 1,30 dk.  Ayda (4 hafta) 6 Saat =  Yeterli Sayı oluşursa
Kemençe Kursu        ;   Haftada 1 defa 1,30 dk.  Ayda (4 hafta) 6 Saat =  Yeterli Sayı oluşursa
Tulum Kursu             ;   Haftada 1 defa 1,30 dk.  Ayda (4 hafta) 6 Saat = Yapılmıyor
Zeybek Kursu            ;   Haftada 1 defa 1,30 dk.  Ayda (4 hafta) 6 Saat =  Yapılmıyor

Günümüz de oynandığı şekliyle oynamak için 15 Dk çalışma yeterlidir. Üst düzey haz,  keyif,  spor ve eğlenmek için 2-3 aylık bir çalışma yeterli olmaktadır.
Bizden Kurs Almanın Avantajları
Horon Evi Dokuz  yılda  2948  kişiye  gittiği  her  yerde,  herkesle oynayabilecek, oynarken keyif  alabilecek  aslına ve ruhuna uygun HORON öğretti.
-Her kurs alana belirli zamanlarda  pratik yapma / horon oynama zamanı ayırma,
-Kendimize ait mekanımızda horonlu ,türkülü geceler.
-Saygı, etik değerler taşıyan “horon tutkunlarıyla” beraber olmak.
-Hayatı horon güzelliğinde hissedip yaşamak.
-Horon kültüne katkı yaparak gelecek kuşaklara taşıma olanağı.
-Yurt içi ve yurt dışı horon tutkunlarıyla beraber olma avantajı.
-Kurs dönemi bitse bile her zaman yardım ve destek alma olanağı.
-Horonu öğrendikten sonra, horonu geliştirmek için horon oynayacak yer aramayacak olması.
-Bir eğitmenden aldığınız horon sitilinin dışında horona değer kazandıran horoncular dan alacağınız farklı tarzda horon ve horoncu etkilenmeleri.
-Kısacası her an ve istediğiniz zaman horonu doyasıya yaşama imkanı.
-Değerli ziyaretçi 49 yıllık horon birikimimize rağmen doğruyu öğrenme isteğimizde hiç durmada devam etmektedir.
-Bizlerin de öğrendiği yeni horon tarz ve şekilleri var. Onları doğru öğrenip sizlere aktarmaya durmadan devam ediyoruz.
-Kısacası horonun sonunun olmadığını biliyoruz. Otantik anlamda eksik ve yanlış yönlerimiz varsa düzeltmek için sürekli -çalışıyoruz
Kurs Programı             { Tıklayın}
Kadıköy Horon Kursu { Tıklayın}              Kadıköy Kemençe Kursu   { Tıklayın}

Topkapı Horon Kursu { Tıklayın}              Topkapı  Kemençe Kursu   { Tıklayın}

Aclan Sezer Genç 0 216 302 05 54 / 0532 321 17 18   horonevi@gmail.com
Bu düşünce ve etkinlik uygulamalarımızı yazı olarak kopyalayıp sitelerinde kullananların bilmesi gereken bir şey var. Etkinlik anlamında yaptıklarınızı kanıtlamak ve bu yazıların size ait olduğunu ispatlamaktır.

Bookmark and Share




• Yıllar sonra kültürel değerlerimizin farkına varmaya başlıyoruz. Bu yazımda, Trabzon’da bugüne kadar kaleme alınmamış Maçka Horonu’nu ve Maçka Soldoy Bıçak Horonunun geçmişini, yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, oynayarak uyguladıklarımızı ve bize anlatılanlar bir araya getirerek, ortaya çıkan özelliklerini anlatmaya çalışacağım.

Geçmişte, Maçka ve yöresinde yapılan düğünleri Maçka Sevinç köylüleri kurarlarmış. Horon konusunda farklı bir birikime sahip olduklarını, gösterdikleri estetik horonları nedeniyle bugünlerde daha iyi anlayabiliyoruz. Köy yaşantısının hakim olduğu yıllarda Maçkalılar bir başka ilçeye / köye gitme olanağı bulabiliyorlar mıydı? Veya diğer illerde iyi Horon oynayanların, Trabzon’un diğer yörelerini gezme olanakları var mıydı? Sanırım farklı illerde ve ilçelerdeki Horon ve Bıçak Horonu oynanış şekillerini görebilmek ancak büyük şenliklerde veya kutlamalarda mümkün olabiliyordu.

Halk oyunlarına otuz-kırk yıldır yön verip hizmet edenler bu konuları araştırma veya birikimlerini aktarma gereği duymamışlar. Ve bir tek ilçenin adıyla anılan ‘horon’ sanki tek horonmuş gibi bugünlere kadar gelinmiş. Teknolojinin ilerlemesiyle ve büyük şehirlerde yaşayan üçüncü-dördüncü kuşak gençlerin kendi kültürlerini anlamaya başlamasıyla, horon konusunda bugünlerde iyi bir noktaya gelinmeye başlandı.

1950’li yıllarda Maçka Sevinç köyünden İstanbul’a göç eden Soldoylular, eskisi kadar olmasa bile, hala çok özel ve güzel oynamaya devam ederek, Horon’un ve Bıçak Horonunun yerini korumaktadırlar. Horon gibi Karadeniz’e ait bir halk oyununu belli bir bölgeye aitmiş gibi hayata geçirenler, son zamanlarda Bıçak Horonu’nu da, araştırmadan ve sormadan, ben bilirim anlayışıyla gösteri akışı içine koymaya çalışıp çaba göstermektedirler. Oysaki, ustalara saygı çerçevesinden hareketle, özbeöz halka ait olan Bıçak Horonu’nu doğru ve geleceğe değerleriyle aktarabilecek insanlardan destek ve yardım almak düşünülmelidir.

Bıçak Horonu, mutlaka bölge bölge, her yerde oynanmış olabilir. Tarihte çetelerin, eşkiyaların çok olduğu dağlık ve ormanlık bölgelerde daha çok oynandığı gerçeği gözden kaçmamalıdır. Dağlık bölge insanı doğayla içiçe geçen zor yaşamı nedeniyle bıçkın, sert, kavgacı ve yenilgiyi kabul etmeyen bir yapıdadır. Dolayısıyla, Bıçak Horonu’nun da, birbirini tanıyanlar arasında oynanırken, bu yapıda geçtiği gerçeği akıllara gelmelidir.

Peki, tüfek, tabanca gibi silahları olan insanlar, ateşli silahları dururken neden bıçaklarıyla kavga ederler? Dövüş, birbirini yaralama, alt/pes ettirebilme hünerlerini gösterdikleri, seyir zevki olan ve bireysel becerinin ön planda olduğu, öldürmeden, bıçakla yapılan horon, akla daha yakın gelmektedir. Karadeniz insanının sert, yenilgiyi hazmedemeyen yapısı ve karakteri, davulu-zurnayı tempolu ve melodik coşkusuyla çok üst düzeyde hissedip bütünleştirdiği bıçaklı kavgasına üst düzey bir görsellik ve seyir zevki katmıştır.

Birbirini alt etmek için meydana çıkan Horoncuların yaptıkları hareketler, bıçağa ve bileklere olan hakimiyetleri, rakibini yenmek için melodi eşliğinde yaptıkları vücut hareketleri bıçak darbeleri hissini ön plana çıkarmaktadır. Yakın geçmişte bıçak horonu oynarken kesilen, çizilen eller, kollar gerçeğe yakın bir dans özelliği taşıtmaktadır. Günümüzde bu oyun çok yumuşak oynanan bir hale dönüşmüştür. Bazı eğitimciler, sözüm ona kendi bildiğini katarak ve kendine göre yorumlayarak ‘bildiklerini’ hayata geçirmiş ve Bıçak Horonu’nun bugünkü yanlış haline gelmesine neden olmuşlardır.

Bıçak Horonu Nasıl Oynanmalıdır?

Trabzon’un her yöresinde olduğu gibi dansa anlam veren Horon yavaştan, Horon kurma (arttırma) ile başlar. Halkın oynadığı gerçek düzen de böyledir. Bıçaklar oynayanların sağ ve sol ellerinde bıçak sapı avuç içinde, bıçağın ucu arkaya bakacak şekilde bilekten dirseğe kadar yapışık durumda olmalıdır.

Bıçak, horon içinde diğer elle asla düzeltilmemelidir. Oynayan kişi, bıçağa hakimiyetini tek elle hasmına kabul ettirebilmelidir. Yine unutulmamalıdır ki, Horon’un bir tek ve gerçek düzeni vardır. O da düz Horon’dur. Had safhada bütün uyum, melodi eşliğinde ve bütünlüğü bozmadan vücut/ayaklar ve dizlerle yapılan süslemelerle verilmelidir. Normalde horon kurma, düz horonun yavaş yavaş oynanmasıdır. Asla gösteri için sonradan katılan gerekli/gereksiz figürlerle adlandırılmamalıdır.

Melodi yavaş yavaş hızlandıkça, horon oynayanlar da aynı tarz ve bütünlük içinde “balık tasviri” misali, melodi eşliğinde yukarıdan aşağıya, vücut estetiğini de katarak son derece yalın bir biçimde, yukarıdan aşağıya, sağa ve sola ritmik, ahenkli titremeyle (Sıksara-Sera-Sıksaray) kollar yukarıda oynamaya başlarken aynı güzellik içinde kolların dinlenmesi için kolların komutla aşağıya indirilmesi (Yenlik-Ufak-Rahat) ile sağa sola dönerek, ağır tempoyla ritm içinde vücutlarıyla estetik sağlayarak horon oynadıklarını gösterirler. Ayaklar ritmik titremeyle oynarken yerden çok kalkmaz (süslemeler hariç).

Topuk ve burun vurulmaz. Yürürken olduğu gibi esnek ve rahat olunmalıdır. Gösteri yapanları iki farklı savaşçı olarak kabul etmeliyiz. Gösteri bütünlüğü müzikle birebir uyumu gerektirir. Melodi kıvraksa kıvrak, sertse sert hareket yapılması kaçınılmazdır. Özellikle davul-zurna ile oynananlar çok coşkulu olabilmektedir. Horoncuların beraber hareket özelliği, horon kısımlarında üst düzeyde olmalı, horoncular Horon’un bütünlüğünü bozmadan ayrı ayrı vücut ve ayak tavırlarını çok farklı şekilde rakibine ve seyirciye hissettirebilmeli; yine vücuduyla ve bıçakla yaptıkları kıvrak/estetik hareketler rakibe üstünlük, izleyene de gösteri (şov) zevki vermelidir.

Bıçaklar bugün sadece Maçka Sevinç (Soldoy) köyünde oynandığı tarzda, havada sert çizgiler ve kavisler çizmeli ve hazır olmalıdır; gözler her çarpışmada olduğu gibi rakipten asla ayrılmamalıdır. Bıçak tutmayan el belin arkasına alınarak bıçak darbelerine karşı korunmalıdır. Rakibe karşı tam hedef olmamak için vücut, bıçak sallarken hafifçe sağa veya (bıçak tutulan ele göre sola da olabilir) dönmeli, bıçak salma mesafesi kol boyundan uzun olmalıdır. Vuruşlar önce uyarı niteliğinde, sonra da gerçek darbe şeklindedir. Layıkıyla yapıldığı zaman seyir zevki yüksek ve son derece tehlikeli bir gösteridir. Yere çöküşlerde ve çöküş bittiğinde, tüm vücutla 360 derece, havada sert ve ani dönerek rakibin dengesi bozulmalı ve alt edebilmeye zemin hazırlanmalıdır. Hasmının yapacaklarını anlamaması için yerde diz üzerinde tüm vücut etrafından dönerek ve diz üzerine çökerken rakibin ayak bileklerine peşpeşe vurulan anlık bıçak vuruşları, alt edilmenin ve yenildiği kişiye saygı göstermenin başladığı andır. Çarpışma bitmiştir, elele tutuşulur.

Horon oynanır ve ayrılıp havada bıçaklar vurularak gösteri bitirilir. Bıçak Horonu, bugün bazı gösteri ekiplerinin ortaya koyduğu gibi, kavga anlamı taşımadan ve havada şekli belirli daireler çizerek, birbirlerine arkalarını dönerek, karşılıklı çarpışırken kollarını açık tutarak asla oynanmamalı/oynatılmamalıdır. Bu tür gösteriler ne kavgayı, ne de Karadeniz insanının karakter  yapısını ortaya koymaktadır.

Bıçaklar farklı ritmik hareketlerle rakibi alt etmek için kullanılmalıdır. Geçmişte oynanan bıçak horonlarında el-kol kesilmeleri, rakibin kafasına bıçağın keskin olmayan geniş tarafıyla uyarı vuruşları yapılırdı. Kafaya bıçak vuruşu, ‘Dikkat et! Açığını buldum, istersem seni keserdim,’ anlamı taşımaktaydı. Tabii ki, isteselerdi keserlerdi.

1950-1970 yılları arasında İstanbul’da yaşayan “KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ”nin Maçka Soldoylu horoncuları (bize bu eşsiz kültürü öğreten ve bizi eğiten babam) Ali Genç, Emin Aydemir, Kemal Genç, Nihat Genç, Salim/Kemal Büyükyılmaz, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kara Temel Genç, Halil Büyükkahraman, Fehmi Genç, Yılmaz Bal, Hasan Genç, Salim Genç, Necati Genç; daha sonra da bizler ; Aclan Sezer Genç, Özer Genç, Taylan Genç, Bora Genç, Osman Genç, Dursun Akyüz tarafından yapılan gösterilerde kesilmeler her zaman yaşanırdı.

Neden Maçka/Soldoy Horonu ve Bıçak Horonu?

Öncelikle, dağ köyü oluşu en büyük etken. İkincisi, geçmişten günümüze bu bölgede seyir zevki yüksek ve estetik Horon oynanışı. Üçüncüsü ise, yeni neslin uzun yıllardır Horon halk kültürünün sürekli içinde oluşundandır. Horon insan ruhunun melodiyle bütünleştiği andır. Özelliği, oynayanın, Horonu melodiyle ne kadar duyumsadığını ve ne kadar çok haz aldığını vücudunu (enine / boyuna ) ve omuzlarının ritmik titremesiyle belli etmekte, seyredene bir taraftan şov özelliği yaşatırken, bir taraftan aynı duyumsamaya yakınlaştırmasıdır. Horon, insan iskelet yapısının elverdiği yalın haliyle, layıkıyla oynanırsa gerçekten muhteşem bir danstır. Ve asla unutulmamalıdır ki, ‘Horon, ne matematik eğitimi ne de askeri talimdir. Horon, müzikle birebir bütünleşerek yaşanan çok üst düzey bir coşkudur.’

Acı olan tarafı ise, Trabzonu, Rizesi, Giresunu, Gümüşhanesi, Ordusu, Artvini ve ilçeleri Maçkası, Akçaabatı, Ağasarı, Vakfıkebir, Tonya’sı, Görele’si, Sürmenesi ile bir bütünlük içinde çok farklı özellik ve tavırlar taşıyan bir gösteri düzeni oluşturamamış olmamızdır. Bu konuda herkes yaptığı iyi veya kötü hizmetlerinin karşılığında, tarih içinde Karadeniz halk kültürü adına hak ettiği yeri alacaktır.

Saygı ve sevgilerimle,

Aclan Sezer Genç