50 yıllık yaşanmışlıklar nedeniyle nacizane bir öneri

Nedenleri ;

1- Yaz aylarında hava geç karardığından misafirler doğal olarak işlerinden geç döner ve düğün alanına hava kararmaya yakın bir zamanda gelir ve genelde 20.30-21.00 den önce düğün başlamaz. . Takı merasimi, pasta kesimi vb iş uzar gider.

En mutlu gününüzde telaş ve yoğunluktan her şey sıkışır ve kimseyi memnun edemezsiniz. 🙂

2- Halkın çoğu düğünlerini yaz aylarında yaptığı için düğün salonları, oteller yğun olduğundan pahalı olur. Menülerde aynı oranda pahalı olur . Zira talep fazladır.

3-Davetliler ; yazlığında , tatilinde veya köyünde olduğu için gelmeyebilir.
4- İstediğiniz sanatçılar yoğun programları nedeniyle sizin düğününüze gelemeyebilirler veya pahalı olur.

Oysa kışın yaparsanız.
Hava erken karardığından her kes erken gelebilir. Yaz dışında 9 ay var. Düğün salonları otelleri ve sanatçıları daha ucuza ve çok seçenekli kiralayabilirsiniz. Tatilde, köyde, yazlıktaki dostlarınız da sizin en güzel gününüzde sizin yanınızda olabilirler.

Nişan düğün gibi etkinliklerinizi kışın yapıp balayına yazın çıkabilirsiniz.

Ve, Lütfen! Düğün geleneğimizi sadece takı takma merasimine döndürmeyelim. Horon ve eğlencemiz ile düğünü olan ailenin en mutlu gününde yanında olalım.

AsG 20.09.16

 


02Eyl

test

test


Zeynep Güzel yazdı ;

Horonevi’m ile Yunanistan’ın köylerine, şenliklerin olduğu yerlere Horon oynamaya gittik…

Köylerden birinin adı Yeni Trabzon ama beni en çok etkileyen herkesin kostümleriyle gelip , her grubun ayrı mahallelere dağıldığı ve her mahallenin yemekler, meyvalari ve içikiler hazırladığı masalarda muhteşem şeyleri size ücretsiz ikram ettikleri ve horon oynayıp daha sonra başka mahallelerde de aynı şekilde karşılandığınız ve en son bir meydanda bütün grupların toplandığı ve horon ettiği yerdi.

Konyalım şarkısı bile çaldı … Deniz, çamur banyosu, demir banyosu , kilise ziyareti vs vs … Gördüklerime inanamadım; Karadenizin en saf ve en temiz ve en katışıksız hali… Mübadeleden önce orada yaşayan Rumlar , tüm gelenekleriyle birlikte gelmişler ve hala koruyorlar. Biz baya kirletmişiz.

Aclan Hocam’ın üstüne basa basa biz asıl, gerçek horonu öğretiyoruz demesini burada tam olarak algıladım, şimdi %101 eminim ki benim Horonevi ile oynadığım horon gerçek ve saf olan horon… bazı arkadaşlarımın dalga geçiyordu, horon böyle oynanmaz diye …şimdi kendimden daha emin gülüp geçiyorum. Keşke biz de aslına özüne sahip çıkıp koruyabilseymişiz. Burası Yunanistan ama köylerde kemençe var, davul var, tulum bile var ve saatlerce (akşam 9 sabah 4 e kadar süren var ) horon oynanıyor, kızlı erkekli, çoluk çocukla, bolca içki ve domuzla …

Hiç bir saygısızlık, düzensizlik, organizasyon bozukluğu, sarhoşluk, itlik kopukluk yok … nasıl güzel …. Bir gece de gene kaldığımız otelin olduğu köyde Dolunay’ın gelişini kutlamak için 50-60 kişilik orkestra geldi, tarihi kalelerinin yanında konser verdiler …. yerlerde bir tane çöp olsun, bir kişi tarihi esere zarar versin, bir kişi konuşsun …. yok … çok şaşırdım ve bir o kadar da üzüldüm,içim acıdı vatanım için; çok cahiliz, her kötülüğün başı da cahilllikten geliyor.

Ve bir kere daha emin oldum ki bizi birbirimize düşman eden insanlar/halk değil ; ülkeler ve politikalar ; Kavala girişinde asılan tabela buna en güzel örnekti … Buna vesile olan herkese teşekkürler, tabi başta Aclan Hocama 🙂 en çok beni seviyor, bana her gün karides yedirdi <3 <3 <3 ve tabi otobüste içtiğimiz çaylar için İhsan Bey’e ve içtiğimiz sular için de Adaş’ıma çok teşekkür ederim 🙂14138056_1293857343980712_2021239234493469281_o