soldoy horonu

Yaşadığınız, uyguladığınız Horon kültürüne bizim açımızdan bakarak kısaca blgi vermek istedim.

Maçka Sevinç Köyü (Soldoy) Horonu
Horon’un kelime anlamını, tarihçesini, iller ve ilçelere göre oynanış şekillerini ve kostüm özellikleri gibi bir çok bilgiyi araştırmacıların ve tarihçilerin arşivlerinden, internet sitelerinden öğrenip elde edebilirsiniz. Adları pek bilinip, yazılmasa da Horon Kültürü’nü çok üst düzeyde yaşayıp, yaşatıp bu günlere gelmesine öncülük eden, Maçka Sevinç Köyü halkının Horon oynama tavırlarını, Soldoy’da oynanan Horon’un bu günlere gelişini ve bu günlerde nasıl? oynandığını veya oynanamadığını, birikimlerini, geçmişte yaptıkları katkıları ve elde ettikleri başarıları sizlere, halen yaşayanlardan, Fehmi Genç, Nihat Genç, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kemal Büyükyılmaz ve Recep Genç’in, canlı anlatımlarını kaleme dökerek, benim de yaşayarak, deneyimlerimden yola çıkarak aktarmaya, geleceğe taşımağa elden geldiğince çaba göstereceğim.

1920 Doğumlu Maçka Sevinç Köyü’ünden (Soldoy) Fehmi Genç, Nihat Genç, Recep Genç, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kemal Büyükyılmaz’ın anlatımlarıyla;
1936 yılında İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ tarafından bir halk oyunları festivali organize edilir. Bu festivale; Maçka Mataracı (İlaksa) Köyünden, Nuri Osmaniyeli Cad. Meşhur yorgancı Hasan Çavuş Başkalığındaki, sonradan adı Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da “KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ” olacak ve çok uzun yıllar gösterileriyle, festivallerde birinciliklere imza atarak, kültüre katkı sağlayan, gurbetteki tüm Karadeniz’lilerin göz bebeği olacak Folklor Ekibi bu festivale katılmak için kurulur.

KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİNDE Davul – Zurna sanatçıları olarak, Maçka Sevinç Köyü’nden Veizoğlu Hüseyin ve Kara Gençağa katılırlar. Horoncular da, başkan hariç tamamiyle Maçka Soldoy Köyündendir. Soldoy’lu Horoncular; Ali Bal (Geyik Ali), Talip Yolsal, Bilal Genç, Çolak Abdullah, Kahraman Genç, Yetim Temel, Tek tek Kahraman, Temel (Piliç Temel) Akyüz , Neziroğun Kırbo Ali, Beylerbeyi Sarayı’n da Ulu önder Atatürk’e gösteri yapabilme onuruna kavuşurlar. Ulu Önder, Çolak Apdullah ve Yetim Temel’in kolunda Horon oynar. Bu zamana ait fotoğraflar Merhum Sanatçı Nedim Otyam’ın arşivi içinde olması gerekmektedir.

Soldoy’lulardan oluşan bu gösteri ekibi yıllar yılı, Maçka’daki tüm düğünlerin kurulmasında, oluşmasında baş rol oynarlar. Geçmişte, Paşa Aga (Aydemir) bıçak Horonu’nun çok büyük üstadıdır. Yine Miktar Osman Genç ve Muhammet Genç’in yarı kavga yarı gösteri, Maçka Soldoy Bıçak Horonları dillere destandır. Horon Soldoy’da bir başka oynanır.

1946’lı yıllara gelindiğinde yaşama savaşı için İstanbul’a göç eden Soldoy’lular, İstanbul’da Ali Genç, Kemal Genç (Habeş) , Gulik Recep, Molloğun Şevket Genç, Neziroğun Kırbo Ali, Piliç Sabri Akyüz’den kurulu “KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ” gösterilerine devam ederler.

l956 yılında Trabzon’da yapılan İlçeler arası Halk Oyunları Yarışmasına Soldoy’lular iki ayrı ekiple katıldılar. Soldoy’dan katılan ağabeyi konumundaki büyüklerinden oluşan ekipte; Helim Genç , Kara Recep, Polen Kahraman, Temel Genç vardı. İstanbul’dan Kemençeci Osman Genç, (parmağında yüzükler, kolunda bilezukler türküsünün gerçek sahibi) Ali Genç, Kemal Genç, (Paşanın) Emin Aydemir, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kara Temel Genç, Fehmi Genç, Sabri Genç, Nihat ve Hasan Genç’ten kurulu “KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ”, o ana kadar yarışmayı önde götürürken, aşağı almalarda bocalayan Akçaabat ekibinin elinden birinciliği, yabancı konukların da bulunduğu salonda ayakta alkışlanarak alınır. Birinci olma şartını yerine getirerek, zamanın valisinin direktifiyle Soldoy Ekibine Sürmene ilçesinden Kostümleri diktirilerek verilir.

Yine 1957 yılında Yapı Kredi Bankasının Taksim Açık Hava Tiyatrosunda düzenlediği iller arası yarışmaya 23 değişik yörenin folklor ekipleri katılmıştır. İnanmayacaksınız ama, birinciliği özellikle Ali Genç ve Kemal Genç’in ölesiye çarpıştığı Maçka Bıçak horonundan sonra; Ali Genç, Kemal Genç, (Paşanın) Emin Aydemir, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kara Temel Genç, Fehmi Genç, Sabri Genç, Nihat ve Hasan Genç’ten kurulu “KARADENİZ MİLLİ OLYUNLAR EKİBİ” aldı.. İstanbul Gülhane Parkında yapılan şenliklerde, Ali Genç türküleriyle Karadeniz Milli Oyunlar Ekibi de Maçka Sıksara Horonları’yla İsmail Dümbüllü, Zeki Müren gibi sanatçıların bulunduğu ortamlarda çok büyük kalabalıklara yöresinin Horonunu layıkıyla tanıttılar.

1963-1965 yılları arasında İstanbul’da okuyan gençlerin Türk Folklor Kurumu çatısı altında Folklor Ekibi kurma çalışmaları vardı. Soldoy’lular bilgi ve birikimlerini zaman zaman onlara da aktardılar. Folklor kurumundan ve Üniversitelerin Halk Oyunları bölümünden yetişenler, 1965-70 yıllardan itibaren Folklor Eğitimini okullara taşıyarak bu günlere kadar gelindi. Yöresel, otantik özellik taşıyan, bölge halkının yaşama biçimini ve ruhunu yansıtan horon gitti. Gittikleri yerlerde birbirine bakarak yanlış felsefeyle öğrendikleri horonu bu güne kadar getirdiler. Yarışmalar ön planda tutularak doğru kültür aktarımı yapılamadı.

Yörelerinde eğlence olarak uyguladıkları halk oyununu, yoksulluk yıllarında zorunlu olarak altın bir bilezik gibi, meslek olarak yapmak ve yürütmek zorunda kaldılar. Köyden göç edenlerin İstanbul gibi bir şehirde para kazanabilmek için her işi denediği bir zamanda, eşsiz halk kültürünü uzun yıllar meslek olarak uyguladılar.

Daha sonraları babadan oğula geçerek Karadeniz Milli Oyunlar Ekibi, Maçka Halk Oyunları Ekibi olarak gösterilerine halen devam etmektedirler. Zamanının en değerli yöre sanatçılarından ve horoncularından biri olan Ali Genç’in yetiştirdiği, Aclan Sezer Genç, Özer Genç, Bora Genç, Taylan Genç, Sedat, Suat, Osman Genç, Fatih, Fuat Genç, Sabri ve Necati Genç’in yetiştirdiği Dursun Akyüz, Alican Yılmaz, Yılmaz Bal (Merhum) ile uzun yıllar gösterilerine kültürümüze hizmet ederek devam ettiler. Uzun yıllardır yapılamayan ve çok estetik Maçka yöresi tavırlarından oluşan MAÇKA Halk Oyunları sahne gösteri akışı çalışmaları Aclan Sezer Genç eğitiminde, Maçka Sevinç Köyü Derneğinde: Berat Sadık Genç, Tolga Genç, Ayhan Bahçekapılı, Onur Eryılmaz, Eren Uzun, Harun Bal , Baha Demirci’nin çalışmalarıyla devam etmektedir.
Bizler Horonu, estetik ahenk içinde, tepeden tırnağa yaprak gibi ritmik titremeyi içimizde duyarak ve ayaklarda süzülerek, aşağıya almada omuzların silkilmesiyle, coşkuyla hat safhada yaşayan bir yöreyiz.

Asla, bir başka yöreden veya bölgeden daha iyi ve güzel oynadığımızı biz söylemeyiz. Halkın olan her şeyde sadelik ve yalınlık vardır. Horonun güzelliği bununla bire bir alakalıdır. Çok güzel oynamak, oynayanın ritmi, müziği ne kadar hissettiği ve sevdiğiyle bağlantılı bir durumdur. Kısacası bu kültür hepimizindir.

“Sultans of the dans” adlı gösterideki horonun, bilim ile bütünleşen muhteşem tekniği, olağan üstü gösteri düzeni ve estetiği varsa, bu olguları bire bir tamamlayacak ruhu, alçak gönüllüğü bir kenara bırakacak olursak biz ; Maçka/Sevinç (Soldoy) köylülerde vardır. Bu konudaki en büyük eksikliğimiz ise, Maçka horon kültürümüzü, ritmik ahenk içindeki estetiği /görselliği / tekniğiyle bu günlere taşıyamamızdır.

Aclan Genç & HoronEvi
21.05.2009 14:21
aclan.genc@gmail.com


• Yıllar sonra kültürel değerlerimizin farkına varmaya başlıyoruz. Bu yazımda, Trabzon’da bugüne kadar kaleme alınmamış Maçka Horonu’nu ve Maçka Soldoy Bıçak Horonunun geçmişini, yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, oynayarak uyguladıklarımızı ve bize anlatılanlar bir araya getirerek, ortaya çıkan özelliklerini anlatmaya çalışacağım.

Geçmişte, Maçka ve yöresinde yapılan düğünleri Maçka Sevinç köylüleri kurarlarmış. Horon konusunda farklı bir birikime sahip olduklarını, gösterdikleri estetik horonları nedeniyle bugünlerde daha iyi anlayabiliyoruz. Köy yaşantısının hakim olduğu yıllarda Maçkalılar bir başka ilçeye / köye gitme olanağı bulabiliyorlar mıydı? Veya diğer illerde iyi Horon oynayanların, Trabzon’un diğer yörelerini gezme olanakları var mıydı? Sanırım farklı illerde ve ilçelerdeki Horon ve Bıçak Horonu oynanış şekillerini görebilmek ancak büyük şenliklerde veya kutlamalarda mümkün olabiliyordu.

Halk oyunlarına otuz-kırk yıldır yön verip hizmet edenler bu konuları araştırma veya birikimlerini aktarma gereği duymamışlar. Ve bir tek ilçenin adıyla anılan ‘horon’ sanki tek horonmuş gibi bugünlere kadar gelinmiş. Teknolojinin ilerlemesiyle ve büyük şehirlerde yaşayan üçüncü-dördüncü kuşak gençlerin kendi kültürlerini anlamaya başlamasıyla, horon konusunda bugünlerde iyi bir noktaya gelinmeye başlandı.

1950’li yıllarda Maçka Sevinç köyünden İstanbul’a göç eden Soldoylular, eskisi kadar olmasa bile, hala çok özel ve güzel oynamaya devam ederek, Horon’un ve Bıçak Horonunun yerini korumaktadırlar. Horon gibi Karadeniz’e ait bir halk oyununu belli bir bölgeye aitmiş gibi hayata geçirenler, son zamanlarda Bıçak Horonu’nu da, araştırmadan ve sormadan, ben bilirim anlayışıyla gösteri akışı içine koymaya çalışıp çaba göstermektedirler. Oysaki, ustalara saygı çerçevesinden hareketle, özbeöz halka ait olan Bıçak Horonu’nu doğru ve geleceğe değerleriyle aktarabilecek insanlardan destek ve yardım almak düşünülmelidir.

Bıçak Horonu, mutlaka bölge bölge, her yerde oynanmış olabilir. Tarihte çetelerin, eşkiyaların çok olduğu dağlık ve ormanlık bölgelerde daha çok oynandığı gerçeği gözden kaçmamalıdır. Dağlık bölge insanı doğayla içiçe geçen zor yaşamı nedeniyle bıçkın, sert, kavgacı ve yenilgiyi kabul etmeyen bir yapıdadır. Dolayısıyla, Bıçak Horonu’nun da, birbirini tanıyanlar arasında oynanırken, bu yapıda geçtiği gerçeği akıllara gelmelidir.

Peki, tüfek, tabanca gibi silahları olan insanlar, ateşli silahları dururken neden bıçaklarıyla kavga ederler? Dövüş, birbirini yaralama, alt/pes ettirebilme hünerlerini gösterdikleri, seyir zevki olan ve bireysel becerinin ön planda olduğu, öldürmeden, bıçakla yapılan horon, akla daha yakın gelmektedir. Karadeniz insanının sert, yenilgiyi hazmedemeyen yapısı ve karakteri, davulu-zurnayı tempolu ve melodik coşkusuyla çok üst düzeyde hissedip bütünleştirdiği bıçaklı kavgasına üst düzey bir görsellik ve seyir zevki katmıştır.

Birbirini alt etmek için meydana çıkan Horoncuların yaptıkları hareketler, bıçağa ve bileklere olan hakimiyetleri, rakibini yenmek için melodi eşliğinde yaptıkları vücut hareketleri bıçak darbeleri hissini ön plana çıkarmaktadır. Yakın geçmişte bıçak horonu oynarken kesilen, çizilen eller, kollar gerçeğe yakın bir dans özelliği taşıtmaktadır. Günümüzde bu oyun çok yumuşak oynanan bir hale dönüşmüştür. Bazı eğitimciler, sözüm ona kendi bildiğini katarak ve kendine göre yorumlayarak ‘bildiklerini’ hayata geçirmiş ve Bıçak Horonu’nun bugünkü yanlış haline gelmesine neden olmuşlardır.

Bıçak Horonu Nasıl Oynanmalıdır?

Trabzon’un her yöresinde olduğu gibi dansa anlam veren Horon yavaştan, Horon kurma (arttırma) ile başlar. Halkın oynadığı gerçek düzen de böyledir. Bıçaklar oynayanların sağ ve sol ellerinde bıçak sapı avuç içinde, bıçağın ucu arkaya bakacak şekilde bilekten dirseğe kadar yapışık durumda olmalıdır.

Bıçak, horon içinde diğer elle asla düzeltilmemelidir. Oynayan kişi, bıçağa hakimiyetini tek elle hasmına kabul ettirebilmelidir. Yine unutulmamalıdır ki, Horon’un bir tek ve gerçek düzeni vardır. O da düz Horon’dur. Had safhada bütün uyum, melodi eşliğinde ve bütünlüğü bozmadan vücut/ayaklar ve dizlerle yapılan süslemelerle verilmelidir. Normalde horon kurma, düz horonun yavaş yavaş oynanmasıdır. Asla gösteri için sonradan katılan gerekli/gereksiz figürlerle adlandırılmamalıdır.

Melodi yavaş yavaş hızlandıkça, horon oynayanlar da aynı tarz ve bütünlük içinde “balık tasviri” misali, melodi eşliğinde yukarıdan aşağıya, vücut estetiğini de katarak son derece yalın bir biçimde, yukarıdan aşağıya, sağa ve sola ritmik, ahenkli titremeyle (Sıksara-Sera-Sıksaray) kollar yukarıda oynamaya başlarken aynı güzellik içinde kolların dinlenmesi için kolların komutla aşağıya indirilmesi (Yenlik-Ufak-Rahat) ile sağa sola dönerek, ağır tempoyla ritm içinde vücutlarıyla estetik sağlayarak horon oynadıklarını gösterirler. Ayaklar ritmik titremeyle oynarken yerden çok kalkmaz (süslemeler hariç).

Topuk ve burun vurulmaz. Yürürken olduğu gibi esnek ve rahat olunmalıdır. Gösteri yapanları iki farklı savaşçı olarak kabul etmeliyiz. Gösteri bütünlüğü müzikle birebir uyumu gerektirir. Melodi kıvraksa kıvrak, sertse sert hareket yapılması kaçınılmazdır. Özellikle davul-zurna ile oynananlar çok coşkulu olabilmektedir. Horoncuların beraber hareket özelliği, horon kısımlarında üst düzeyde olmalı, horoncular Horon’un bütünlüğünü bozmadan ayrı ayrı vücut ve ayak tavırlarını çok farklı şekilde rakibine ve seyirciye hissettirebilmeli; yine vücuduyla ve bıçakla yaptıkları kıvrak/estetik hareketler rakibe üstünlük, izleyene de gösteri (şov) zevki vermelidir.

Bıçaklar bugün sadece Maçka Sevinç (Soldoy) köyünde oynandığı tarzda, havada sert çizgiler ve kavisler çizmeli ve hazır olmalıdır; gözler her çarpışmada olduğu gibi rakipten asla ayrılmamalıdır. Bıçak tutmayan el belin arkasına alınarak bıçak darbelerine karşı korunmalıdır. Rakibe karşı tam hedef olmamak için vücut, bıçak sallarken hafifçe sağa veya (bıçak tutulan ele göre sola da olabilir) dönmeli, bıçak salma mesafesi kol boyundan uzun olmalıdır. Vuruşlar önce uyarı niteliğinde, sonra da gerçek darbe şeklindedir. Layıkıyla yapıldığı zaman seyir zevki yüksek ve son derece tehlikeli bir gösteridir. Yere çöküşlerde ve çöküş bittiğinde, tüm vücutla 360 derece, havada sert ve ani dönerek rakibin dengesi bozulmalı ve alt edebilmeye zemin hazırlanmalıdır. Hasmının yapacaklarını anlamaması için yerde diz üzerinde tüm vücut etrafından dönerek ve diz üzerine çökerken rakibin ayak bileklerine peşpeşe vurulan anlık bıçak vuruşları, alt edilmenin ve yenildiği kişiye saygı göstermenin başladığı andır. Çarpışma bitmiştir, elele tutuşulur.

Horon oynanır ve ayrılıp havada bıçaklar vurularak gösteri bitirilir. Bıçak Horonu, bugün bazı gösteri ekiplerinin ortaya koyduğu gibi, kavga anlamı taşımadan ve havada şekli belirli daireler çizerek, birbirlerine arkalarını dönerek, karşılıklı çarpışırken kollarını açık tutarak asla oynanmamalı/oynatılmamalıdır. Bu tür gösteriler ne kavgayı, ne de Karadeniz insanının karakter  yapısını ortaya koymaktadır.

Bıçaklar farklı ritmik hareketlerle rakibi alt etmek için kullanılmalıdır. Geçmişte oynanan bıçak horonlarında el-kol kesilmeleri, rakibin kafasına bıçağın keskin olmayan geniş tarafıyla uyarı vuruşları yapılırdı. Kafaya bıçak vuruşu, ‘Dikkat et! Açığını buldum, istersem seni keserdim,’ anlamı taşımaktaydı. Tabii ki, isteselerdi keserlerdi.

1950-1970 yılları arasında İstanbul’da yaşayan “KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ”nin Maçka Soldoylu horoncuları (bize bu eşsiz kültürü öğreten ve bizi eğiten babam) Ali Genç, Emin Aydemir, Kemal Genç, Nihat Genç, Salim/Kemal Büyükyılmaz, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kara Temel Genç, Halil Büyükkahraman, Fehmi Genç, Yılmaz Bal, Hasan Genç, Salim Genç, Necati Genç; daha sonra da bizler ; Aclan Sezer Genç, Özer Genç, Taylan Genç, Bora Genç, Osman Genç, Dursun Akyüz tarafından yapılan gösterilerde kesilmeler her zaman yaşanırdı.

Neden Maçka/Soldoy Horonu ve Bıçak Horonu?

Öncelikle, dağ köyü oluşu en büyük etken. İkincisi, geçmişten günümüze bu bölgede seyir zevki yüksek ve estetik Horon oynanışı. Üçüncüsü ise, yeni neslin uzun yıllardır Horon halk kültürünün sürekli içinde oluşundandır. Horon insan ruhunun melodiyle bütünleştiği andır. Özelliği, oynayanın, Horonu melodiyle ne kadar duyumsadığını ve ne kadar çok haz aldığını vücudunu (enine / boyuna ) ve omuzlarının ritmik titremesiyle belli etmekte, seyredene bir taraftan şov özelliği yaşatırken, bir taraftan aynı duyumsamaya yakınlaştırmasıdır. Horon, insan iskelet yapısının elverdiği yalın haliyle, layıkıyla oynanırsa gerçekten muhteşem bir danstır. Ve asla unutulmamalıdır ki, ‘Horon, ne matematik eğitimi ne de askeri talimdir. Horon, müzikle birebir bütünleşerek yaşanan çok üst düzey bir coşkudur.’

Acı olan tarafı ise, Trabzonu, Rizesi, Giresunu, Gümüşhanesi, Ordusu, Artvini ve ilçeleri Maçkası, Akçaabatı, Ağasarı, Vakfıkebir, Tonya’sı, Görele’si, Sürmenesi ile bir bütünlük içinde çok farklı özellik ve tavırlar taşıyan bir gösteri düzeni oluşturamamış olmamızdır. Bu konuda herkes yaptığı iyi veya kötü hizmetlerinin karşılığında, tarih içinde Karadeniz halk kültürü adına hak ettiği yeri alacaktır.

Saygı ve sevgilerimle,

Aclan Sezer Genç