Bıçak Horonları

Yıllar sonra kültürel değerlerimizin farkına varmaya başlıyoruz. Bu yazımda, Trabzon’da bugüne kadar kaleme alınmamış Maçka Horonu’nu ve Maçka Soldoy Bıçak Horonunun geçmişini, yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, oynayarak uyguladıklarımızı ve bize anlatılanlar bir araya getirerek, ortaya çıkan özelliklerini anlatmaya çalışacağım.

Geçmişte, Maçka ve yöresinde yapılan düğünleri Maçka Sevinç köylüleri kurarlarmış. Horon konusunda farklı bir birikime sahip olduklarını, gösterdikleri estetik horonları nedeniyle bugünlerde daha iyi anlayabiliyoruz. Köy yaşantısının hakim olduğu yıllarda Maçkalılar bir başka ilçeye / köye gitme olanağı bulabiliyorlar mıydı? Veya diğer illerde iyi Horon oynayanların, Trabzon’un diğer yörelerini gezme olanakları var mıydı? Sanırım farklı illerde ve ilçelerdeki Horon ve Bıçak Horonu oynanış şekillerini görebilmek ancak büyük şenliklerde veya kutlamalarda mümkün olabiliyordu.

Halk oyunlarına otuz-kırk yıldır yön verip hizmet edenler bu konuları araştırma veya birikimlerini aktarma gereği duymamışlar. Ve bir tek ilçenin adıyla anılan ‘horon’ sanki tek horonmuş gibi bugünlere kadar gelinmiş. Teknolojinin ilerlemesiyle ve büyük şehirlerde yaşayan üçüncü-dördüncü kuşak gençlerin kendi kültürlerini anlamaya başlamasıyla, horon konusunda bugünlerde iyi bir noktaya gelinmeye başlandı.

1950’li yıllarda Maçka Sevinç köyünden İstanbul’a göç eden Soldoylular, eskisi kadar olmasa bile, hala çok özel ve güzel oynamaya devam ederek, Horon’un ve Bıçak Horonunun yerini korumaktadırlar. Horon gibi Karadeniz’e ait bir halk oyununu belli bir bölgeye aitmiş gibi hayata geçirenler, son zamanlarda Bıçak Horonu’nu da, araştırmadan ve sormadan, ben bilirim anlayışıyla gösteri akışı içine koymaya çalışıp çaba göstermektedirler. Oysaki, ustalara saygı çerçevesinden hareketle, özbeöz halka ait olan Bıçak Horonu’nu doğru ve geleceğe değerleriyle aktarabilecek insanlardan destek ve yardım almak düşünülmelidir.

Bıçak Horonu, mutlaka bölge bölge, her yerde oynanmış olabilir. Tarihte çetelerin, eşkiyaların çok olduğu dağlık ve ormanlık bölgelerde daha çok oynandığı gerçeği gözden kaçmamalıdır. Dağlık bölge insanı doğayla içiçe geçen zor yaşamı nedeniyle bıçkın, sert, kavgacı ve yenilgiyi kabul etmeyen bir yapıdadır. Dolayısıyla, Bıçak Horonu’nun da, birbirini tanıyanlar arasında oynanırken, bu yapıda geçtiği gerçeği akıllara gelmelidir.

Peki, tüfek, tabanca gibi silahları olan insanlar, ateşli silahları dururken neden bıçaklarıyla kavga ederler? Dövüş, birbirini yaralama, alt/pes ettirebilme hünerlerini gösterdikleri, seyir zevki olan ve bireysel becerinin ön planda olduğu, öldürmeden, bıçakla yapılan horon, akla daha yakın gelmektedir. Karadeniz insanının sert, yenilgiyi hazmedemeyen yapısı ve karakteri, davulu-zurnayı tempolu ve melodik coşkusuyla çok üst düzeyde hissedip bütünleştirdiği bıçaklı kavgasına üst düzey bir görsellik ve seyir zevki katmıştır.

Birbirini alt etmek için meydana çıkan Horoncuların yaptıkları hareketler, bıçağa ve bileklere olan hakimiyetleri, rakibini yenmek için melodi eşliğinde yaptıkları vücut hareketleri bıçak darbeleri hissini ön plana çıkarmaktadır. Yakın geçmişte bıçak horonu oynarken kesilen, çizilen eller, kollar gerçeğe yakın bir dans özelliği taşıtmaktadır. Günümüzde bu oyun çok yumuşak oynanan bir hale dönüşmüştür. Bazı eğitimciler, sözüm ona kendi bildiğini katarak ve kendine göre yorumlayarak ‘bildiklerini’ hayata geçirmiş ve Bıçak Horonu’nun bugünkü yanlış haline gelmesine neden olmuşlardır.

Bıçak Horonu Nasıl Oynanmalıdır?

Trabzon’un her yöresinde olduğu gibi dansa anlam veren Horon yavaştan, Horon kurma (arttırma) ile başlar. Halkın oynadığı gerçek düzen de böyledir. Bıçaklar oynayanların sağ ve sol ellerinde bıçak sapı avuç içinde, bıçağın ucu arkaya bakacak şekilde bilekten dirseğe kadar yapışık durumda olmalıdır.

Bıçak, horon içinde diğer elle asla düzeltilmemelidir. Oynayan kişi, bıçağa hakimiyetini tek elle hasmına kabul ettirebilmelidir. Yine unutulmamalıdır ki, Horon’un bir tek ve gerçek düzeni vardır. O da düz Horon’dur. Had safhada bütün uyum, melodi eşliğinde ve bütünlüğü bozmadan vücut/ayaklar ve dizlerle yapılan süslemelerle verilmelidir. Normalde horon kurma, düz horonun yavaş yavaş oynanmasıdır. Asla gösteri için sonradan katılan gerekli/gereksiz figürlerle adlandırılmamalıdır.

Melodi yavaş yavaş hızlandıkça, horon oynayanlar da aynı tarz ve bütünlük içinde “balık tasviri” misali, melodi eşliğinde yukarıdan aşağıya, vücut estetiğini de katarak son derece yalın bir biçimde, yukarıdan aşağıya, sağa ve sola ritmik, ahenkli titremeyle (Sıksara-Sera-Sıksaray) kollar yukarıda oynamaya başlarken aynı güzellik içinde kolların dinlenmesi için kolların komutla aşağıya indirilmesi (Yenlik-Ufak-Rahat) ile sağa sola dönerek, ağır tempoyla ritm içinde vücutlarıyla estetik sağlayarak horon oynadıklarını gösterirler. Ayaklar ritmik titremeyle oynarken yerden çok kalkmaz (süslemeler hariç).

Topuk ve burun vurulmaz. Yürürken olduğu gibi esnek ve rahat olunmalıdır. Gösteri yapanları iki farklı savaşçı olarak kabul etmeliyiz. Gösteri bütünlüğü müzikle birebir uyumu gerektirir. Melodi kıvraksa kıvrak, sertse sert hareket yapılması kaçınılmazdır. Özellikle davul-zurna ile oynananlar çok coşkulu olabilmektedir. Horoncuların beraber hareket özelliği, horon kısımlarında üst düzeyde olmalı, horoncular Horon’un bütünlüğünü bozmadan ayrı ayrı vücut ve ayak tavırlarını çok farklı şekilde rakibine ve seyirciye hissettirebilmeli; yine vücuduyla ve bıçakla yaptıkları kıvrak/estetik hareketler rakibe üstünlük, izleyene de gösteri (şov) zevki vermelidir.

Bıçaklar bugün sadece Maçka Sevinç (Soldoy) köyünde oynandığı tarzda, havada sert çizgiler ve kavisler çizmeli ve hazır olmalıdır; gözler her çarpışmada olduğu gibi rakipten asla ayrılmamalıdır. Bıçak tutmayan el belin arkasına alınarak bıçak darbelerine karşı korunmalıdır. Rakibe karşı tam hedef olmamak için vücut, bıçak sallarken hafifçe sağa veya (bıçak tutulan ele göre sola da olabilir) dönmeli, bıçak salma mesafesi kol boyundan uzun olmalıdır. Vuruşlar önce uyarı niteliğinde, sonra da gerçek darbe şeklindedir. Layıkıyla yapıldığı zaman seyir zevki yüksek ve son derece tehlikeli bir gösteridir. Yere çöküşlerde ve çöküş bittiğinde, tüm vücutla 360 derece, havada sert ve ani dönerek rakibin dengesi bozulmalı ve alt edebilmeye zemin hazırlanmalıdır. Hasmının yapacaklarını anlamaması için yerde diz üzerinde tüm vücut etrafından dönerek ve diz üzerine çökerken rakibin ayak bileklerine peşpeşe vurulan anlık bıçak vuruşları, alt edilmenin ve yenildiği kişiye saygı göstermenin başladığı andır. Çarpışma bitmiştir, elele tutuşulur.