Amacım tartışma yaratmak değil, gerçekleri biraz olsun dile getirmektir, bilmenizi isterim.

Horon adına !!

“Yok benim figürümü sen oynadın”

“Yok oralıyı ben koluma almam”

“Yok sana ben öğrettim”

“Yok şuranın Horon’u iyidir”

“Kollarını şöyle döndürmezsen iyi oynamış olmazsın””

“Yok Horon böyle oynanır”

“Yok o bölgenin oyunu daha iyi”

“Yok ben, yok sen derken uzar gider”…

Halk oyunu eğitmeni ve müzik adamı yetiştiren okullarda, Kemençe ve Tulum eğitiminden sonra ne yazık ki diploma verilmemesi, halkın yani bizlerin hala her yerde dinlediği, sevdiği Kemençe ve Tulum için, kısaca sanat için büyük bir talihsizliktir. Amacımız, kültürümüzü yeni nesillere aktarmak, yayılmasını sağlamaktır.

Halk oyunları alanında da durum bir benzeridir.  Böyle giderse  bu muhteşem kültüre yeterli katkı sağlanamayacaktır.  Çünkü eğittiğin, mesleği dansçılık olan bu gençler, mezun olduklarında sadece görsel düzeni ve destekleyen figürleri öğreteceklerdir. Sonuç olarak gelişimi ve yayılması farkında olmadan engellenecektir. Oysa ki, sadece on sayılık, çok basit bir figür, iyi bir eğitimle muhteşem görselliye sahip, Karadeniz Halk Dansına dönüşebiliriz.

Örnek-1 ; Benim üçte birim yaşında, bir genç kız bana – “Siz yanlış şeyler öğretiyorsunuz, bu folklor” dedi.. Yani Horon’un gerçeğini hiç görmemiş, uygulamamış, işin enteresan yanı, ona hiç kimse yanlış oynuyorsun dememiş .

 

Örnek-2 ; Kolları, aşağı yukarı sallanarak oynayan biri haklı olarak – “Bu Horon mu?” – dedi. Tepinenler, kendi ürettikleri Horon’u oynadıkları için, doğru değerliyle oynanan oyun onlara tuhaf geliyor.

 

Oysa haz ve keyif, kalabalıkla, Yenlik, Sık Sara, Aşağı olmazsa olmaz değerleriyle oynanırsa anlam kazanır. Horon oynayanın ayağına bakarak Horon kaydesi çalan sanatçılar ile Horon daha iyi, güzel ve doğru oynanır. İşte eğlence buradadır. Horon zaten Karadeniz’linin eğlencesi değil midir?

 

Yarım asırdır en zengininden, fakirine binlerce düğüne gitmiş biri olarak söylemek isterim ki, eskiden Trabzon, Giresun düğün veya eğlencelerinde oynanan üç ayak, (hangi ilçe olursa olsun), Rize düğünlerinde oynanan gerçek iki ayak ve Hemşin, çok güzel herkes tarafından oynanırdı. Şimdi ise birbirinden görerek öğrenen gençler tepinerek, aynı mekan ve eğlence içinde kendi aralarında farklı farklı bölünerek içlerinde gelen coşku nedeniyle ve kendi uydurdukları bazı figürler ile oynuyorlar.Sonra kendi kafalarına göre bunları adlandırıyorlar.

 

Oysa, Horon’un bir anlayışı, bir felsefesi vardır. Omuz silkmeden, aşağı almadan birlik bilinci ile komut vermeden Horon olmaz, giriş, gelişim ve sonuçtur Horon. Çok iyi oynayan 5-10 kişi yerine, çok sayıda kişi ile ortalama oynanan, (Yenlik-Aşağı alma-Sık-sara ( Sera / Sıksaray) Horon çok çok daha güzel ve değerlidir.

 

Halk bilimcilerin bulup ifade ettiği gibi, Horon kollar yukarıda oynanır. 90 yaşında çok güzel Horon Oynayan Maçka’lı bir Horon ustasının dediği gibi (ona da çocukluğunda dedeleri söylemiş) “Horon Paluk'tur (balık)…Çok doğru ve yerinde benzetmedir yani enine ve boyuna ritmik titremeyle oynanmalıdır.

Gerçekten ahenkli ve iyi melodi ile yerinde ritmik titrerken, al-aşağı yaptığında omuzlarla ile enine titreyerek kendini ifade edersin. Adı üzerinde, Ağasar, Tonya hariç, Horon’u doğru uygulamıyorsan boyuna, melodiyi hissedip vücuda uygulatamıyorsan enine titreyemezsin.

Ayak atımları, süslemeler, iyi oyun ve çabukluk ile gelen, on sayılık figürü bozmadan yaptığın süslemelerdir. Süslemeleri yaparken, melodiyi ve gurup bütünlüğünü bozmamak esastır.

Yani Horon kol, baş, ayak sallamak değildir, enine boyuna titremedir. Eğer iyi eğitim verilirse çok çok kolaydır. Hangi vücut yapısına sahip olursanız olun, kaç kişi olursanız olun, temel değeri on beş dakikada öğrenirsiniz.

Boyuna titreme Sık Sara’dır, muhteşem bir duygu durumdur. Denenmeli, uygulanmalıdır. Bu çok güzel ahenkli oyunları eskilerin tavrıyla zaman, zaman video olarak yüklüyoruz.

Enine titreme ise, Horon’u oynayanın, Horon’un nirvanası denen, al-aşağı ile gelen dans içinde kendini ifade etme biçimidir. Rock müzikte dinleyenlerin kendinden geçtiğinde kafasını sallaması neyse, Horon’da ritmik ve çabuk gelen sert ve çabuk omuz sallanmasıdır.

Kısacası Horon : Ne matematik eğitimi ne asker talimdir. Horon ; Melodi ile birleşerek oynanan çok üst düzey bir coşkudur. Asla ayak bacak sallamak (süslemeler hariç) değildir.

Görele, Maçka, Tonya ve Akçaabat’da temel olarak tekdir ve aynıdır.

Hatta, Sivas Şebinkarahisar, Suşehri, Tokat halayların da temel sayı aynıdır. Temel ayak (üç ayak) figürü ayn ise farklı farklı oynamak nedendir diye haklı bir soru akla gelebilir. Bu tamamıyla melodidir. O bölgede dinlenilen melodi nedeniyle temel ayak aynı olsa da, tavır farklılık gösterir. Maçka’da oynanan Horon ile, Rumların oynadıkları Horon da aynıdır. Oynadıkları müzik, Rum’ları yaylanarak, Maçka’lıları yerinde ritmik titreterek oynatır….

AsG

Kas.16