Erkek kostümlü! kadınların oynadığı horon hakkında

Erkek kostümlü kadınların oynadığı horon hakkında

Haksız söylentilerin açığa çıkması için sizlere, bildiğim doğruları  ve birikimlerimi elden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Anlatıyoruz, anlamıyorlar, söylüyoruz, dinlemiyorlar. Söz uçar, yazı kalır düsturundan hareketle yazmak durumunda kalıyorum. Oysa! İnsan oğlunda doğuştan olması gereken öz saygı, bazılarında olabilseydi, konuları bilmeden  internete aktarmaz, doğruları, konuya muhatap olanlardan öğrenip, muhakemesini yapıp daha sonra paylaşarak, saygı ve sevgi görmeyi hak edebilirlerdi.

Değerli Kültür Dostlarım01.11.2010 Aclan Sezer Genç-Horon Evi

Kendilerini bize muhatap edebilme adına sürekli konuşup yer edinme çabalarına cevap vermemeyi ilke edindim. Ama, bazı gençlerin veya kültür sevdalılarının yanlış yönlendirilmesine de içim razı olmuyor. Kültür, öz değerleriyle ve evrensel insani değerleri kendinde barındırmayı amaç edinenlerle hak ettiği yeri bulur.

Horon konusunda, en son konuşabilecek  bazı kişiler, bu kültüre hizmet etmiş ve etmeğe devam eden biz ve bizim gibilerin, internete aktardıklarını ve yazdıklarını görerek, okuyarak bilgi edinip , yeni tanıştığı kişileri veya grupları yönlendirmeye çalışmaktadırlar. (Biliyorum, yakın gelecekte de bu satırları bir şekilde kullanacaklardır.)

Horon’u geçmişten bu güne her kesimden insanlarla oynamış, eğitim vermiş, kafa yormuş, maddi ve manevi fedakarlık yapmış, yapmaya da devam eden ve çok disiplinli, özverili çalışmalara  imza atmış bizlere aşağıya çekme çabaları geçmişte olmuştu, gelecekte de olacaktır.  Horon Evi oluşana kadar, horon kursları, anaokulu, ilkokul, lise, üniversite, Halk Oyunları Gençlik ve Spor Derneklerinde, Halk Eğitim Merkezlerinde ve Köy Derneklerin’de  verilmekteydi ve verilmeye de devam etmektedir.

Yani eğitimciler öğrendikleri görsel figürlerden oluşan, önceliği gösteri olan ve otuz yıl önce oluşturulan koreografi ile (Ağasar-Tonya hariç)  folklor ekiplerini eğitmişler ve eğitmeye de devam ediyorlar.

Eksiklik ve yanlışlıklar varsa! İlgili konuları masaya yatırma hakkını saklı tutarak, bu emekleri yapıcı olmayan tavırda eleştirmek kimsenin haddi değildir. Saygıyla bakılması, anılması, takdir ve onore edilmesi gerekir ki, eğitmenler o kültüre hizmete etmeye devam etsinler.

Örnek : Gösteri düzeninde oynayanların melodiye uymadan horon oynama halini tartışmak gerekir. Bu konuda küçücük bir ikaz da bulunduğunuzda veya onlar, uyum sağlayamadıkların da, hemen otantik deyip geçiştirmektedirler, çünkü öyle eğitilip, öğretilmekteler.  Unutulmamalıdır ki asıl olan melodidir. Hareketler melodinin nağmelerine göre şekil almalıdır. Bu tür eğitimi verebileceklerin öncelikle kendilerinin bilmeleri gerekmektedir.Maalesef çoğu eğitmende bu özellikleri görememiyoruz.

Size ait olan Karadeniz halk kültürünü sorgulamak, doğruyu öğrenmek kültür adına izlenmesi gereken en önemli hak ve yoldur. Herkes, eğer bizim de yanlışlarımız varsa bildirmeli veya düzeltilmesi için bir araya gelinmeli, bunları yapamayacak konumda olanlar ise asla eleştirme hakkını kendinde bulmamalıdır.

Horon’un daha çok köylerde oynanmasını nelere bağlıyorsunuz?Fakir-fukaralık içinden gelmiş Karadeniz Köylüsü, halkı eğitim almadan neden muhteşem oynuyor?Eğitim alanların bir çoğu neden değişik melodilere uyamıyor?.Temeli aynı olmasına rağmen bölgesine göre Horon tavır olarak neden farklılık gösteriyor!Yenlik (ufak-rahat) yapılması ne anlam ifade ediyor?Aşağı almanın  (Al Aşağı) gerçek manası nedir?Aşağı alma varsa! Neden halk, düğünlerde dernekler de kolları yarım tutarak horon oynar?Aşağı almadan, komut vermeden, omuz silkmeden horon olur mu?Horon’un temel yapısı tüm bölgelere göre değişir mi?

Ne! Horonu oynuyorsunuz? Sorusu doğru mudur?Horon’un temel ayağı, baz bölgelere göre yapısı değişik midir?Bu gün oynanan kadın bazı grupların sergilediği gösteri düzeni gerçeği yansıtıyor mu ?

Bu ve bu gibi soruları sürekli açarak ve genişleterek, zaman içinde sizleri elden geldiğince aydınlatmaya gayret göstereceğim.

Ama, birikimimizi buradan çok açık ifade ederek, bazılarının kopyalamasına, kopyaladıklarını haksız ve izinsiz kullanmalarına da izin vermeyeceğim.

Emeğe, kul hakkına, ahde vefa’ya saygı göstermeyenlere bu olanağı hemen vermeyeceğim. Vermeyeceğim ki çalışmaya, kültürüm horon’a kafa yormaya, dedikodu yapmamaya özen göstersinler.

Bu anlamda esas konumuza gelirsek ;

Karadenizli olmayanları, hatta karadeniz müziğinden nefret edenleri, kendi kültürünü aşağılayanları hep bir araya getirerek el-ele, kol-kola HORON oynamaya alıştırdık. Karadeniz müziğini, karadeniz insanının yapısını, davranışını, erdemini, farklılıklarını varsa yanlışlıklarını anlattık ve sergiledik.

Horon öğrenenlerin, düğün-dernek beklemeden, horon oynayıp, daha sık bu kültürün içinde yaşamaları ve daha fazla sevip, benimsemeleri  için, horon geceleri, etkinlikler ve geziler düzenledik . Bu güne kadar  onlar ne kadar harcadıysa,  biz de o kadar harcadık.. Erkek arkadaşlarımızın yanında, kadınlarımızın, kızlarımızın da daha çok, eğlence mekanlarında horon oynayabilmeleri için, eğlence mekanı işletmeciliğine soyunduk. Horon kurslarından altı yılda masrafı karşılamak için aldığımız paranın beş katını HORON adına kaybettik.

Altı ay Ctesi -Pazar sabah saat 09.00-17.00 her gelene horonu bedava olarak öğrettikten  sonra masrafımız çıksın, kültürü aktarma olanağına devam edebilmek için kurslarımızı ücretli yaptık.

Geldiğimiz noktada ise hak ettiğimiz, düşlediğimiz Horon Evi ailesini oluşturduk.Erkek kostümü giyildiğini konu edip reklam yapanlar çok iyi biliyor ki o kostümü giyenler, karadeniz kültürüne, yaşlarına, konumlarına, memleketlerine  bakmadan insan sevgisi ve onuruyla hala kültürü taşımaya ve coşkuyu yaşamaya devam ediyorlar.

Zamanında onlara gelip derneğimizde Kemençe çalanlar, (ağızları çene ishali olmuşçasına), biraz  yer edinebilmek adına, horon konusundaki  kulaktan dolma yanlış bilgileri sitelerinden aktarıyorlar.

Dernek üyelerimizin bazıları üyelik aidatını (Aylık 5 TL , Yıllık 60 TL) veremezken, Karadenizli olmayıp kültürü yaşamaya devam edenler, çok önemli parasal yardımları, geçmişten günümüze yapıyor, yine yaş ve konumlarına bakmadan,  dernek gecelerimizde bilet alıp, hem de gösterileriyle kültüre, Karadeniz’e hizmet etmeye devam ediyorlar. Ve  onlar bizim horon kültürünü aktarabilme yolundaki en büyük varlık sebebimiz.

Onlar olmasaydı Horon Evi olmayacak, horon oynamak isteyenler çoğalmayacak, Horon Evi’ni görerek taklit ederek, otuz yıldır insan gelişimine önem vermeyen, tek düze horon oynama şekilleri devam edip duracak  ve aynı eğitimleri veren onlarca eğitmen ve kuruluşlar aynı şekilde sürüp gidecekti.

Sözüm ona erkek kostümü giyerek (üstelik tam erkek kostümü değil) kadın horonu oynamıyorlar  yakıştırmasına hedef olan külütr dostlarım, kostümlerine bakmadan, Maçka, Sorsi Yayla Şenlik’lerin de köyün yaşlı kadınlarıyla, aynı tavır ,özellik ve ahenk içinde  Maçka Kadın Horon’unu oynayabiliyorlar.  Yıllardır Maçka’daki şenliklerde Zurna çalan kişiler (tüm yörelerde yıllardır çok güzel horon oynayanları en çok onların görmeleri, seyretmeleri nedeniyle)   köy Horon’unu bu kadar güzel oynayan ve Karadeniz’li olmayan kadınları defalarca tebrik ettiler.

Yine konumuza dönersek ; Horon Tutkunu Kültür dostlarına, neden Horon oynamak istediklerini sorduğumda, folkloru, folklor gibi yapan sadece Karadeniz var diye cevap vermişler,  yukarı da belirttiğim nedenden ötürü, üç ayak veya düz horonu öğrenip gittikleri yerlerde oynamayı planlamışlar, isteklerini ve derneğimize yardım edeceklerini belirterek, ciddiyetlerini ortaya koymuşlardı.

İlk başlarda müziğe uyamıyorlar, ama çok özveri ve disiplinle çalışmalara devam ediyorlardı. Eşleriyle beraber yaklaşık 30-40 kişiydik. Düz horon (üç ayak), yenlik ve aşağıya almayı öğrenmişler, keyif almaları için, internette gördükleri ekiplerin figürlerini oynamak istediklerini, erkek horonunu çok  beğendiklerini belirtmişlerdi. Ben de kültürün içinde kalsınlar, severek devam etsinler, diye ne biliyorsam öğretmeye başladım.

Tam iki -üç ay geçmişti,  müziği yeni yeni anlayıp, hissedip keyif almaya başladıklarını belirtiler. Eşlerinin, “bu kadar öğrendiğimiz yeter” dedikleri bir günde, hanımlar, “biz devam etmek istiyoruz” dediler. Kendi derneğinizde, çevrenizde ve memleketinizde, horon öğretecek kimseyi bulamazken, Karadeniz’li olmayan bu kişiler, çok büyük arzu, özveri, disiplin ve içten dostluk ortamı yaratarak kültürü yaşamayı seçmişlerdi.

Fenerle horon öğretecek adam ararken, kadın halleriyle çekinmeden, sıkılmadan gittikleri her yerde, her mekanda gururla horon oynamayı, oynarken kişilikleriyle horonu sevdirmeyi seçenlerin isteklerini, asla cevapsız ve karşılıksız bırakamazdım.

Bizler, 1965-1990 yılları arasında İstanbul sahnelerinde Horon oynarken, kendini bilmez bazı zengin Karadeniz ’lilerin gösteri sırasında sarf ettikleri küçük gören tavırlı sözleri, beynimizden hiç çıkmamış, bunları hak etmediğimizi düşünerek, Horon’u herkesin her mekanda ve her yerde oynayabileceği bir duruma getirebilmek düşüncesi kafamıza yerleşmişti.

Yaptığımız çalışmalardaki disiplin, özveri ve iyi niyetle, gerçekten Karadeniz Kültür neferi olmayı hak etmiş bu dostlarımızla yola devam kararı aldık. Kadın Horon’unu zaman içinde, ama öncelikle Erkek Horon’nu öğrenmek istediklerini söylediler ve öyle de oldu. Bildikleri figürlerden bir gösteri düzeni oluştu.

Figürler erkek figürü, oynayanlar kadındı. Kendiliğinden oluşan fikirlerle, oyunlarına ve kadın oluşlarına uygun Unisex bir kostüm planladık. Yelekleri dernek merkezimizde beraber tasarladık. Kostümler yine dernek merkezimizde kültür dostlarımız tarafından dikildi. Horon’a verdikleri sevgiyi, güzelliği kostümlerine de yansıttılar. Kimsede olmayan bir gösteri düzeni ve kostüm oluşmuştu. İnsan giydiği kostümü kendine yakıştırmalı, içinde rahat ve hoş durmalı ki keyfi artsın, yakaladığı, öğrendiği güzellikleri sahnede rahat olarak yansıtabilsin, üstelik Karadeniz’li olmadan. gittikleri yerlerde ve düğünlerde, erkek ve kadınlar hep bir arada ve el,ele horon oynadıklarından  Horon öğrenmek isteyenlerin bunu dikkate almaları gerekmekteydi.

Bizlerin, sahnede horon oynadığımız dönemlerde, analarının karnında olanlar (horonu da bilseler gam yemeyeceğim) yaptıklarımızı eleştirebilme hakkını kendilerinde görüyor, horon konusunda bilmedikleriyle, fikir yürütebileceklerini sanıyorlar. Kültürü seven, fedakarlık eden herkes, kültür adına haddini bilmelidir.

Zaman içinde oluşan ve birikim, emek, özveri, bir çok bölge insanıyla oynama ve aşırı horon sevgisiyle gelişen Horon Evi horon  kursları emin olmalısınız ki tüm diğer kurslardan çok farklı özellikte ve güzelliktedir. Horon’u sayıların esiri yapmadan, ama sayısal değerle öğretme aşaması sadece düz horon için ortalama yetenekteki (yolda yürürken bir sakatlığı olmayan) herkes için sadece 15 -20 dakikadır.

Gösteri düzeninde oynanan kadın horonlarının çoğunluğu halk tarafından oynanmayan bazı figürlerin eklenmesiyle oluşturulmuştur. Böyle bir eğitim verdiğinizde, eğitim alanların, oynamak için birbirlerine gereksinimi olur. Değişik yerlerde verilen kadın gösteri düzeni, eğitmenlerin farklı uygulamalarıyla (Örn.Geçiş yerleri, ilave figür) gündeme gelmektedir.  Farklı farklı yerlerden eğitim almış kişiler bir düğünde veya bir eğlence yerinde birlikte oynadıklarında ne yapacaklar ? Elleri, kolları dahi birbirinden farklı olacak, uyum ve ahenk oluşmayacaktır. (Birbirinden farklı  veya  gösteri düzeninde eğitim almış (bu günkü kursların %90 ‘ı bu şekildedir.) kişiler, oynarken asla birbiriyle uyum içinde olmayacaktır.) Horon veya dans ; Aynı anda, aynı duyguları hissederek, bedensel coşkuyla sergilenmesidir.

Oysa ki belli yaş, konum ve özellikteki kişiler, sadece gittikleri yerlerde horon oynayabilmek için eğitim almaya gelmektedirler.

Eğitim alan kişilerin kostümlerine bakmadan , Horon’u horon gibi oynayabilme aşamasına gelebilmelidir.  Kursu nereden alırsanız  alın , kurs alacağınız yeri tercih etmeden önce , Karadeniz Halk kültürü adına sorularınızla bizi bunaltınız . Sıkılmadan ,üşenmeden en ayrıntılı bilgileri Horon Evi eğitmenlerinde en yalın haliyle öğrenecek ona göre hareket edebileceksiniz.

Dedikodu ,yalan yanlış bilgiler,çekememezlikler ve küçük düşürülmeler üzerine kurulmuş Halk Kültürü eğitimlerini sorgulamalı ,size ait olan değerleri layıkıyla öğrenmelisiniz.Öğrenmelisiniz ki ,layıkıyla oynadığınızda alabileceğiniz haz ve keyif’in güzelliklerini yaşamalısınız. Sizlerin güzel horonunu görenleri kültürün içine çekemeli ,el,ele kol,kola tutan horon tutkunlarınız artmasına ve dolayısıyla külütürün aktarılmasına bizler gibi aracılık etmelisiniz.

Not: Bu ve buna benzer yazıları kaynak belirtmeden kullananları ikaz etmeli ve uyarmalısınız.Bu konuda dik ,doğru duruşlu kuru zeminde kayganlık özelliği göstermeyen kişi ve kuruluşların düşüncelerine öncelik tanımalısınız.

 

Saygıyı ,sevgiyi hak edenlere ; Saygı ,Sevgilerimle

 

Aclan Sezer Genç Kasım 2010

Yorum Yaz