Tulum ile Horon Aşkı

[ 3 ]05 Ağustos 2011 | Yazar

Tulum ve Horon, aslında iki âşık. Kemençe ise bu aşkın kokusuna el veren bir tılsım. Çoğunun fark edemediği, fark edenlerin bu büyük aşkın elinden tutarak coştuğu, bu ikilinin keyfiyeti ile keyiflendiği garip bir tılsım; tulum ile horon arasındaki aşk.

Bu ikilinin, yurdumun cennet diyarı Karadeniz olduğunu düşünenlere kısa bir bilgi. Horon, Karadeniz dışında, savaşlar sonucunda göç edip daha çok Adapazarı, İzmit, Bolu, Bursa gibi illere yerleşen Karadenizli muhacirler ile 1923 Türkiye – Yunanistan nüfus mübadelesinde bölgeden Yunanistan’a gönderilen Hıristiyan Rumlar ve Gürcistan’ın Acara bölgesinin halkı tarafından, horon milli bir dans olarak oynanmaktadır.

Erkekler tarafından oynanan horonlar ne kadar hızlı ve sert ise, kadınların oynadığı ve ‘kız horonu’ denen horonlar da o kadar yumuşak ve zarif hareketler ile oynanır.

Tulum ile horon arasında, ikili büyülü konuşma başladığında, bu coşkuya eşlik etmeyen kalmaz, kalamaz. Mutluluğun elinden tutarsan mutlu olursun, güzelliği ararsan görürsün. Mutluluk toprak ise, güzellik üzerinde yetişen bir çiçektir, sulamak lazım, korumak lazım ve böyle aşklara eşlik edip büyütmek, coşmak, bazen abartmak, bazen dibine kadar suyunu çıkartmak lazım böyle keyfiyetlerin. O zaman o da mutlu olur ve coşar. Dolayısıyla bizlerde.

Tabiî ki böyle güzelliklere gönül vermek, emek vermek, çoğu zaman birçok şeyden ödün vererek, yaşatmak adına beslemek lazım bu güzellikleri. Aksi durumda nasıl şakısınlar, bizi mutlu etsinler.

Tulum insanı bulutların üzerine oturtup gezdirir, gökyüzündeki arkadaşlar ile konuşturur, hayaller ile buluşturur, bulutların üzerindeki hamakta sallandırır. Horon ise ‘çok daldın gittin, biraz da coşalım’ der ve başlar her şey. Bulutların üzerinde uzanarak, iki elin çenende aşağıyı, bazen yukarıyı seyrettiğin güzel dakikaları aşağıda coşmak adına kendini aşağıya bırakırsın. Salınan bir kuşun kanatlarına atlar ve horona dâhil olursun. Güzel insanlar ile yaptığında daha da coşarsın.

Bu işe gönül verenler var elbette ki ve bunlar içerisinde öyle bir grup var ki bahsetmeden geçemeyeceğim, yeni tanıştığım; ‘Horon evi’ ailesi. ‘Horon evi’ adı ile kurulmuş bu ekip ‘horon’daki birlik kavramını tam olarak yaşıyor ve kendilerine buldukları ismin de hakkını tam anlamı ile veriyorlar. Kendilerini horona adamış, kemençe ile de bu güzelliklerini süsleyen bir aile. Horondaki birliktelik kavramını bu grupta hakkıyla görebilirsiniz. Güzel olan şeyler paylaşılmalı diyerek sizler ile paylaşıyorum bende; www.horonevi.com

Sizleri mutlu edecek şeyleri muhakkak keşfedin ve ellerinden tutup büyütün ki kirlilikten uzak bir dünya için adım atmış olalım diyorum, naçizane…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

KategoriDoğa Gül / Başka Bir Açıdan

  1. Neşe Müniroğlu diyor ki:

    Öncelikle, Horon Evi Ailesinin bir üyesi olarak teşekkürlerimi belirtmek istiyorum. Yazınızda bize ayırdığınız paragrafta kısacık ama bizi çok iyi tanımlayan ifadenizle bizi oldukça memnun ettiniz. Evet işte böyle bir aileyiz biz.

    Horon Evi Ailesi’nin kurucusu, mimarı ve temel taşı çok saygı değer hocamız Sevgili Aclan Sezer Genç’tir, bize bu sevgiyi bu aşkı aşılayandır. Horon ve Kültüre olan aşırı bağımlılığı ve aşkı, bitmez-tükenmez enerjisi, maddi-manevi katkısı, emeği ve sabrı anlatılamaz. Bu güzellikleri bize yaşatan ve de yaşatmaya devam hocamızla gurur duyuyor buradan da sonsuz saygımı, minnettarlığımı belirtmek istiyorum.

    7 yıl önce attık ilk adımlarımızı bu eşsiz mutluluğa. Herkesin gıpta ile baktığı, birazcık da kıskandığı, sıcacık, sevgi dolu, pırıl-pırıl temiz yürekli gönül dostlarının oluşturduğu küçücük bir grup iken, bu gün ayni kalitedeki üyelerin birleşimiyle kocaman bir aile olduk.

    Evet, horon ve kemençe bir iksir bizim için de…Dokunduğu her yere, her insana mutluluk tohumları saçan ve her geçen gün o tohumların çığ gibi büyüdüğü, çoşkusu yüreklere sığmayan bir iksir.

    Gitgide kirlenen dünyamızda bu farkındalığın farkına varıp, bu keyfi, bu neşeyi, bu mutluluğu doyasıya yaşamak ve de yaşamımıza ne değerler kattığını görebilmek lütuftur bizlere…

    SAYGILARIMLA

    • Doğa diyor ki:

      Kültürümüze sahip çıkmak ve bunu keyifle, hakkıyla,hem eğlenerek hem eğlendirerek,aynı zamanda insanlığa birşeyler katarak yapmak kolay iş değildir şu hayatta.Siz bir sevgiliyi;tulumu,horonu,kemençeyi keyifle yaşatıyor,yeşertiyorsunuz.Gönül ile başladığınız için zaten bu keyfiyet.Belki farkında olmadan sırf kendiniz için yapıyorsunuz ancak bundan nasibini alanlarda siz farkında olmadan keyifleniyor…Saygılar:))

  2. Neşe Müniroğlu diyor ki:

    Çok teşekkürler. Ben Karadeniz’li değilim, yıllar önce bu eşsiz kültürün çok yabancısıydım ve kesinlikle diyebilirim ki, ilgi alanımın dışındaydı. Arkadaşlarımın israrıyla, gönülsüz ama, onları kırmamak adına başladım horona, ne önemli ve ne büyük bir eksiklikmiş meğer… Aclan Sezer Genç Hoca’mızın varlığı ile öğrendikçe, bu kültürün içinde yaşadıkça çok sevdim, tutkunu oldum. Evet bugün bu işe gönül verenlerden biriyim, hayatımın vazgeçilmezleri sırasında liste başıdır:) Sağlığım ve de ömrüm yettiğince de bu böyle devam edecek…Saygılar…

Yorum Yaz