Horon öğretme fikri nerden çıktı? Ne zaman ve nasıl başladınız?

Üstad Fuat Sakayı seven, konser verdiği her yerde bulunmaktan zevk alanlardanım. Horon’a olan tutkumda beni, onun güzel melodileriyle oynamaktan alıkoyamıyor. 2005 yılının başlarında gittiğimiz bir Fuat Saka gecesinde bizleri horon oynarken gören bir hanımefendi “Bize bu Horon’u öğretir misiniz?” dedi. O akşamın coşkusuyla isteklerine evet dediğimi ,ertesi gün onları, derneğimizin önünde arabalarının içinde beni beklerlerken görünce hatırladım. 1965 yılında 9 yaşında iken, babam Ali Genç’in, yorgan çubuğunu göstererek “Kızılcık sopası mı yersin, yoksa  Horon oynamayı mı öğrenirsin?” dediğini hala hatırlıyorum.  1956 yılında  İstanbul’da doğdum. Trabzon’u Maçka’yı ancak yirmi yaşımda görebildim. Horon’u öğrenmemek için kaçtım ama  kaçma işinde devamlılığını sağlayamadım. İyi ki de kaçamamışım.

 

Küçük Mustafa Paşa’da yorgan deposunda – her ikisi de nur içinde yatsın- babam Ali Genç’in emir ve  komutasında :)))  Bahattin Çamurali’nin kaydeleriyle, horonu öğrenişimizin üzerinden tam 40 sene geçmişti. Horon oynamayı, profesyonel olarak yaptığımız ve aynı zamanda yaşam mücadelesine dalıp, Horon kültürünün bu kadar önemli bir olgu olduğunu anlayamamış olmam nedeniyle, kimselere aktarmamıştım. Tabii buna uygun kurs verebileceğimiz bir mekanımız da yoktu. Tam o sıralar, Topkapı Kaleiçi’ndeki, Trabzon Maçka Sevinç Köyü’nün (Soldoy) arsasına, iki katlı bir yer yapmıştık. İkinci katını kurslar için düşünmüştük. Gönüllü hem de Karadenizli olmayan kursiyerler bulup, derslik mekanı da sorun olmaktan çıkınca, 2005 yılında , şimdi “Horon Tutkunları” adını verdiğimiz kültür dostlarıyla beraber kurslara başlamış olduk. Ve kendileriyle ömür boyu sözde ve gönülden kontratlıyız. Onların, üstün istek, arzu ve özverisi beni daha çok şey öğrenmeye itiyor. Zaten horonun sonunun olmadığını babamdan duymuştum. Bizlerde bu uğurda devam ediyoruz. Horon’un tek bir ilçeye mal edilmesinin yanlışlığına olan inancım, horon kurslarını açmama neden olan başka bir düşüncedir.

Horon öğrenmek isteyenler arasında Karadenizli olmayanların da olması tesadüf mü?

Kesinlikle değil. Gezdikleri yerlerden, duydukları nağmelerden,  gördüklerinden etkilendikleri için öğrenmek istediklerini anlıyorum. Horon oynayanlarda gördükleri coşku, uyum ,neşe ve heyecanın, Karadenizli olmayan insanlarımızı etkilediğini düşünüyorum. Çünkü, Horon dışında hiçbir halk dansını, düğünde, barda ,dağda, kırda, şenlikte, lokantada, yolda, arabada vb. oynayanları göremezsiniz. Bu heyecanı yaşamak ve kendileri için bir şey yapmak için kurs aldıklarını duyuyor ve gözlemliyorum.

Gençler, orta yaşlılar, kadınlar, erkekler hangi grup daha meraklı ve özverili?

Bunu ayırt etmek çok zor… Ama orta yaşlıların bu işe daha önem verdiklerini görebiliyorsunuz. Bildiğiniz gibi ,Folklor veya Dans eğitimi genelde okul yıllarında veriliyor.  Anaokulu, ilk öğretim ve Evrenkentte (Üniversite). Okul yıllarında folklor veya dans eğitimi alamayanlar, ileriki yaşlarında kendileri için bir şeyler yapmaları gereğini anlayınca, eğitim alacak kurs aramaya başlıyorlar. Benim verdiğim kursun bu anlamda öneminin büyük olduğunu düşünüyorum.

Gencecik yaşlardaki öğrencilere Horon/Dans öğretmek ile belli yaşa gelmiş insanları eğitmek arasında çok büyük zorluklar olduğunu belirtmek istiyorum. Buna rağmen verdiğim kursların başarılı olduğunu gelen olumlu tepkilerden anlıyorum.

Horon oynayabilmek için belli bir fizik kondüsyonu gerekiyor mu?

Hayır gerekmiyor. Haftada bir buçuk saat sevdiği ,kendini ifade edebileceği halk dansını öğrenmiş olmak düşüncesi ve grup bilinciyle neşe içinde çalışmak kondüsyon gerçeğini önemsiz kılıyor.

Horon öğretirken ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

Bugüne kadar önemli soruna rastlamadım. Genelde yapıp yapamayacağına tam emin olamayanların sadece kendileriyle ve birinci dersin sonunda kadar, biraz da olsa iç hesaplaşması olabiliyor. Dersin sonunda, sadece bir buçuk saat içinde onu da halletmiş oluyorum. Bu nedenle kurslarımıza ,yaşı, boyu, kilosu, yeteneği ne olursa olsun herkesin katılımını sağlıyorum.

Trabzon yöresinin horonlarının diğer yörelerle farklılık ve benzerlikleri var mı?

O yörede doğup büyümediğim için, horon tavırları arasındaki farklılıkları, gerçektende çok güzel horon oynayan Soldoy’lular dan edindiğimiz tekniklerden, gençlik yıllarımızda çok oynayarak edindiğimiz deneyimlerimden ve son zamanlarda internetten yayınlanan videolardan gördüğüm kadarıyla cevaplamaya çalışabilirim. Örnek: Alucraya/Şebinkarahisar’a hiç gitmedim. Kurslarımıza gelenlerin isteğiyle videoları incelediğimizde, Horon eğitiminin başlangıcında kimine göre 7  sayı, kimine göre 8, kimilerine göre 10 sayısıyla verilen, bana göre de 13 olan, öğrenildikten sonra sayıların önemini yitirdiği ve melodiyle bütünleşen düz horonun ( üç ayak ! ) temelde aynı olduğunu, kuzeyden güneye doğru inildiğinde, halay havasında oynadığını izleyebilirsiniz. Görele’de oynanan horonun, Maçka’da ve Torul’da oynananla şekil bakımdan farklı olmadığını görüyoruz. Yenlik (rahat-ufak) ve Aşağı almadaki tavırları o bölgede yaşayanların duygusunu/sevecenliğini/saldırganlığını/isyankarlığını ve üst düzey coşkusuna göre bölgesel farklılığını gösteriyor diye düşünüyorum. Nedir? Bana göre bölgesel tavırlı horon; Tonyalı , Ağasarlı gibi yerinde ritmik titreyebilmektir. Maçkalı gibi ritmik ahenk içinde salınarak oynamaktır. Akçaabatlı gibi dalgaların üzerinde gezinebilmektir. Sürmeneli gibi sallanabilmektir. Hemşinli, Göreleli gibi  oynamaktır. Of, Çaykara ve Rize’de oynanan horonlar sanırım birbirine benzemektedir. Rumlarda oynanan sera (sıksara) horonunun, gördüğümüz kadarıyla ,bizimkine benzerliğini de belirtmekte yarar var. Onlarda da düz horonu sayı olarak düşündüğünüzde aynı sayıyı bulursunuz. Kendi melodilerine göre aynı horonu yaylanarak oynamaktadırlar. Yine onların, eski bir videolarından gördüğüm kadarıyla, iki kişinin oynadığı sıksara horon birebir Maçkalı eskilerin yerinde ritmik ve uyumlu titreyerek (vücudun her yeri) oynadıkları horona benzemektedir. Buraya kadar anlatmaya çalıştıklarım, sahne için disipline edilmemiş, halkın oynadığı bölümün (Düz horon/Yenlik/Aşağı alma) anlatımıdır.  Aslına bakarsanız , Yenlik/Aşağı alma, düz horon oynanırken vücudun olağan/tabii salınımından farklı bir şey değildir.Farklılıklar ,oynayanın bire bir ruh yapısıyla alakalı bir durumdur. Yani Horon Karadeniz insanının ruhunu yansıttığı muhteşem bir danstır. Horon olarak adlandırılması gerekende , Düz horon/Yenlik/Aşağı alma bölümleridir. Diğer bölümler bir gösteri akışı için tamamiyle sayıyla yapılan çalışmalardır. Çeşitli hareketlerden etkilenilerek oluşturulmuş ve/veya halk arasında oynayanların tavırlarından esinlenerek gösteri düzenine sokulmuştur.

piknik_toplu_horon

Soldoy köyünün sıkı horoncular yetiştirmesinin bir sebebi var mı?

Ben gerçekten onlara “Horonun Sultanları” diyorum. Bir farklılık var: Soldoylu büyüklerin horonunu kelimelerle anlatamam. Gerçekten çok büyük bir ruhla ve üstün bir gösterişle oynuyorlardı. Onların horonunu çok seyrettim . Onları web sitemde ifade etmek için, şu kelimeler dökülmüştü ağzımdan.: “Soldoyluları bu şekilde ifade etmek, 42 yıllık birikimimi de gözönüne alırsanız, gerçeğin tam kendisi gibi geliyor bana.”

Gerçekten de horon kültürünü yöresel eğlence olmaktan çıkarıp, 1937-38’lerde Atatürk’e horon gösterisi sunabilme şerefine erişen, 1945-50 yıllarından itibaren ,Karadeniz Horon ve Kemençe kültürünü, İstanbul sahne ve gösteri alanlarına taşıyan, Maçka yöresi halk oyununun ve Karadeniz kültürünün bugünlere taşınmasına öncülük eden, Horon’un gerçek sultanları, Soldoy’luların önünde horonla özdeşleşmiş olarak, Karadeniz kültürü adına saygıyla eğilmeyi bir borç biliyorum. “Sultan of the dans (Anadolu Ateşi)” adlı gösterideki horonun, bilim ile bütünleşen muhteşem tekniği, olağanüstü gösteri düzeni ve estetiği varsa,  bu olguları bire bir tamamlayacak ruhu da, alçak gönüllülüğü bir kenara bırakacak olursak,biz Maçka/Sevinç ( Soldoy ) köylülerde vardır. Bu konudaki en büyük eksikliğimiz ise Maçka horon kültürümüzü, estetiği/görselliği, tekniği ve ritmik ahengiyle bugünlere taşıyamamamızdır.”

Maçka horonları üzerine diğer köylerde de derleme ya da alan araştırması çalışması yaptınız mı?

Maalesef yapamadım. Keşke böyle bir imkan yaratabilsem. Sadece profesyonel yaşamda, her ilçeden, her köyden ve şehirden insanlarla çok horon oynama deneyimi edindim. Şimdilerdede herkesi, her ekibi seyredebilme şansına sahibim. Ayrıca şunu da gözardı etmemek gerekir: Maçka’da veya başka ilçede, köy köy gezsem, otantik anlamda horon oynayabilen kaç kişi bulup araştırma geliştirme yapabilirim? Yaşım 51, aslına uygun horon oynayanları bulabilmem için 75-80 yaşlarında insanlarımızı seyretmemiz gerekir. Bu nedenle araştırma adına bu günlerde bir şeyler yapmak da bu anlamda çok zor gibi gözüküyor. Ama hep iç içe olduğumuz , Soldoylu bir çok horoncudan etkilenip, figür, estetik, vücut tavrı edinebiliyorsunuz.  Benim yaşımdan küçük horonculardan teknik anlamda etkilenmek mümkün, ruh olarak “asla etkilenemem” diye düşünüyorum.

Horonlara en çok yakışan enstrüman hangisi (kemençe, zurna, kaval, tulum)?

Biliyorsunuz ki ;melodi ve dans, birbiriyle bire bir bütünleşmezse hiçbir şey ifade etmez.

Çok iyi çalan bir kemençe ile melodi üzerinde süzülerek oynayabilirsiniz. Kaval içinde aynı şey geçerlidir. Ama tüm coşkunuzu, tutkunuzu dışarı dökmek istiyorsanız Davul-Zurna bir başka oluyor horoncu için. Tabii kapalı alanlarda Kemençeden başkası olmaz. Kemençe Sanatçısının horoncudan, Horoncunun da melodiden, kaydelerden çok etkilenmesi gerekir. Ritmik ahenk (bana göre horonun aslı) içinde titreyen horoncuları bir araya getirseniz; bu ekibe de Bahattin Çamurali, Muzaffer Aktürk, Fahrettin Dilaver,Sırrı Öztürk, Siamidis Kostas veya Mehmet Tak, Cemal Berber çalsa, o gösterinin keyfine çalan da, oynayan da  seyreden de doyamaz.

Kaç tür horon biliyor ve öğretiyor sunuz?

A)-Neler biliyorum? : Size hemen Maçka horonunu ve Bıçak Horonunu çok iyi oynarım, Akçaabat horonunu bilmeyen yok, Tonyalı/Ağasarlı gibi olmasa bile, aynı müzik ritminde, yerimde ritmik tireme yapabilirim ve vücudumu yöre insanının tavrına yakın duygularla sallayabilirim diye cevaplayabilirim. Bana göre ise öncelikle Horon Nedir? sorusunu cevaplamamız gerek. Horon bana göre, halkın oynadığı bölümdür. Titremesi, ahengi, çabukluğu (hız değil) tavrı kısacası ruhu ve estetiğiyle olan bölümdür. Asıl önemli olan ve bugüne kadar üzerinde yeteri kadar durulmayan bölümdür. Bu bölümün çok iyi oynanması gerekir diye düşünüyorum. Diğer bölümler ve figürler sayıyla çok kısa zamanda öğrenilen şeylerdir. Hiç tanımadığınız bir horoncuyla, herhangi bir yerde (şenlik/düğün) bir araya geldiğinizde Horon oynamaya kalksanız” ne oynarsınız? Ve horonun hangi bölümlerini oynarsınız?” Bu duruma özellikle dikkat edilmesi gerekir. Kısacası Horon; Uyum, ritm, ahenk, tavır ve coşkusu ile üç ayak (düz horon) yenlik ve aşağıya alma bölümüdür.

B)- Her yaş, her beden, her kilodan bugüne kadar horon oynamamış insanlara, öncelikle Horonun kendisini üç ayak (düz horon) yenlik ve aşağıya alma bölümünü öğretiyorum. Bu temel iyi olmadan figürlerin görselliği ve estetiği, Karadeniz tavrı ve ritmine tam uyum sağlamaz. O zaman benim isimlendirdiğim gibi “Kasap Horonu” olur çıkar. Horonu, aslını öğrenen düşünüyor ve karar veriyor. Horonu geliştirmeli miyim? Yoksa bu kadar oynamak bana yeter mi? diye. Şunu ifade edeyim ki, kursumuza katılanlar, horon dansının muhteşemliğine karar vererek, kurslar ve horonlu gecelerin içinde kalmaktan mutlu oluyorlar.

Horon dışında Anadolu, Balkan veya Kafkas halk oyunlarından (halay, kasap, zeybek vs…) beğendiğiniz yöre ve oyunlar hangileri

Kafkas-Hakkari-Trakya, öncelik vermek gerekirse, halkın oynadığı (yalın/olağan) duygusunu yansıttığı hangi dans sevilmez ki?

İyi bir horoncunun ne düzeyde müzik kulağı ve müzik bilgisine sahip olmalı?

Kulağı bilmem ama o nağmeleri kalbinin derinliklerinden, saç diplerine kadar duyması, hissetmesi ve bire bir her notanın üzerine basarak, bu olguların etkisiyle kimseden (sahne-gösteriş vb) etkilenmeden ortaya dökenler olmalıdır.

Ne tür müzik dinliyorsunuz? Özellikle tercih ettiğiniz sanatçılar var mı?

Tür fark etmez, güzel tüm müzikleri dinliyorum. Otantik Karadeniz müzikleri kanımı canlandırıyor. Türkü, Sanat Müziği zaman zaman Klasik müzik kısacası ruha hitap eden müzikler.

Fuat Saka, Nalan, Sezen Aksu, Zülfü Livaneli, Müzeyyen Senar, Sabahat Akkiraz, Volkan Konak, Gülay, Özdemir Erdoğan güzel olan her şeyi.

Horonu oynarken kemençede kimin olmasını arzu edersiniz?

Siksara’da: Bahattin Çamurali-Siamidis Kostas-Cemal Berber

Tonya –Ağasar’da: Mehmet Tak, Mehmet Gündoğdu, Hayri Yaşar Karagülle

Yenilerden ise Rıza Can Özel ve Umut Emre Aksoy , Yunus Emre Kurt ,İrfan Seyhan

Yunanistan’a gittiniz oradaki Rumların müzik ve horonlarıyla benzerlik ve farklılıkları gözlemleyebildiniz mi?

Şu bir gerçek ki müzikleri insanın ruhuna işliyor. Çok güzel tane tane çalıyorlar, koşturmak/yay atlatmak yok, kulağa hoş geliyor ,çok beğeniyorum. Melodiler Karadeniz bölgesine ait, sadece yorumları farklı ama aynı duyguları çağrıştırıyor insana. Karadeniz kültürüne çok önem veriyorlar. Orada azınlık olmaktan mı kaynaklanıyor yoksa başka bir şeyden mi ? bilmiyorum.

Daha öncede belirttim. Benim oynadığımla farkı, müziklerini etkisiyle yaylanarak ve rahat rahat oynuyorlar. Benzerlik çok …En büyük özellikleri horona, kemençeye ,tuluma çok değer ve saygı gösteriyorlar. Bizde ise bireysellik ön plana çıkıyor. Horon kültürünü tam aktaramıyoruz herhalde kendi toplumumuza. Bilinçli bir şekilde emekle, hiç bıkmadan geliştiremiyoruz . www.horonevi.com adlı sitemde videolara yer veriyorum. Onların videoları da var. İç içe halklar kuruyorlar saygıyla, herkes aynı şeyi oynuyor. Kurdukları halkaların içine kimse girmiyor. Haddini hududunu biliyor oynayanlar. Ve derslerine çok iyi çalışıyorlar. Bıçak horonumuz için şu yorumu yapmıştı ünlü kemençecilerinden biri: “Sizin oynadığınız bıçak horonunu dokuz yıldır çalışıyoruz yine olmuyor”demişti.

Evet diğer oyunları da çok çalışıyorlar. Eskiden çok daha yavaş ve ahenkli oynuyorlardı. Şimdilerde hızlanmışlar. Demek ki çok çalışıyorlar. Benden Maçka’ya ait uzun hava türküleri istemişlerdi, sanırım öğrenip söylemek için. Karadeniz çalgılarıyla Kemençe, Davul, Tulum, Kaval ile oynanan oyunların hepsi Karadeniz’e ait değil sanırım.

Bu nedenle çeşitli bölgelerimizde oynanan oyunları /figürleri Karadeniz estrümanlarıyla oynuyorlar. Kars/Gaziantep yöresine ait halk oyunlarını da Kemençeyle oynuyorlar. Evet herkes derneklerde folklor eğitimi alıyor. Özel tavernalarında horondan başka hiçbir şey oynanmıyor. Orada herkes eğitim alarak oynuyor. Bizde ise ;”Yok Maçkalı iyi oynar, yok Tonyalı iyi oynar, yok Sürmeneli iyi oynar” diye bölündükçe bölünüyoruz. Forum sayfamıza gelen e-postaların birinde , horon oynayabilmek için kurs alanların olduğunu takip eden bir arkadaşım şöyle demişti: “Anlamıyorum ya! Bunlar şimdi horon için kurs mu alıyorlar?”. Olaya bakışımız genelde böyle galiba. Kol kola girerek bir ileri bir geri oynamanın horon olduğunu öğrenmişler. Doğru oynayabilmek için eğitim şart olduğunu sanırım zamanla anlayacaklar.

Çalışmalarınızda bugüne dek Karadeniz dernek ve oluşumlarının katkısını gördünüz mü?

Çalışmalara başlayalı iki buçuk sene oldu. Maçka Sevinç Köyü Derneği de 3 sene önce yeni yerine taşındı. Taşındığı ilk günden beri, Başkan ve Yönetim Kurulu bir dediğimizi iki etmedi. Hiçbir çalışmamıza , eğitimimize kendileri de horon konusunda bilgi birikime sahip olmalarına rağmen karışmadılar. Horon kursların yanında Kemençe Kurslarını da yaptık. İstedik ki burası bir Horon Kemençe mabedi olsun. Mutluyuz öyle de oldu. Karadeniz Kültürüne “Hep Destek/Tam Destek” sağlayan Maçka Sevinç Köyü Derneği müteşekkirim.

Yeni projeleriniz var mı?

Maçka, Ağasar, Akçaabat, Tonya, Sürmene,Vakfıkebir, Of, Rize, Hemşin Horonlarını iyi bilenlerin bir araya gelerek Karadeniz’e mal olacak bir gösteri düzeni oluşturabilmek için içimde arzu ve istek var. İnşallah gerçekleştirmek nasip olur. Mesela böyle bir oluşum için Karadeniz’e gönül vermiş büyük firmaların desteğiyle gerçekleşebilir. Trabzon’da, Rize’deki Uluslararası Festivallerde Karadeniz’i ifade eden “ Karadeniz Folklor Ekibi”ni hayata geçiririz. Fuat Saka üstada da çok sesli Davul-Zurnalı-Kemençeli-Tulumlu-Kavallı bir müzik yaptırır uluslararası alanda Türkiye’nin sesini duyururuz. Bu hayale inanıyorum.

Ayrıca eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Evet var. Bana göre ;

“Horon, ritm, uyum, çabukluktur; Aşağı almadan, omuz silkmeden horon olmaz”

“Horon bizim için ; ne matematik eğitimi , ne de asker talimidir. Horon; ritmik müzikle birebir bütünleşerek, ahenkle oynanan bir coşkudur.” Aclan Sezer GENÇ

Dedikten sonra, bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar dilerim.




  • 101. Pembe Horon Gecesi 13.04.17
    101. Pembe Horon Gecesi 13.04.17

Yorum Yaz